25 Eylül 2020 Cuma

TJA yeni kampanyanın startını verdi: Kendimizi savunuyoruz

TJA, dört ay sürecek "Kendimizi savunuyoruz" kampanyasının startını verdi. TJA adına yapılan açıklamada, "Erkek egemen hükümet, devlet ve erkeğin cinsel, fiziksel, ruhsal, dijital, ekonomik şiddetine ve tüm mobinglere karşı amansız bir mücadele vermeyi hedefliyoruz, faile cezasızlık suçtur, katilin aklanmasıdır, katille suç ortaklığıdır. Diz çökmeyeceğiz kendimizi savunacağız" denildi.

Özgür Kadın Hareketi (TJA), "Em xwe diparezin" (Kendimizi savunuyoruz) şiarıyla başlattığı 4 aylık kampanyanın startını yaptıkları basın toplantısıyla verdi. Kampanyanın startının verildiği Halkların Demokratik Partisi  (HDP) Diyarbakır İl binası Vedat Aydın Konferans Salonu'na taleplerin yer aldığı pankartlar asıldı.

Diyarbakır, Batman, Siirt, Urfa, Bingöl, Şırnak başta olmak üzere bölge kentlerinden TJA aktivistleri, Demokratik Toplum Kongresi Eş Başkanı Leyla Güven, DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, HDP'li milletvekilleri ve çok sayıda kadın katıldı. TJA'nın programı, demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına saygı duruşu ile başladı. Daha sonra kadın mücadelesini ve "Kendimizi savunuyoruz" kampanyasının amacını anlatan sinevizyon gösterimine geçildi.

Sinevizyon gösteriminden sonra kampanya metni Kürtçesi TJA Sözcüsü Ayşe Gökkan, Türkçesi Semra Güzel tarafından okundu.

'KÜRTLER TOPLU KATLİAMDAN GEÇTİ'
Güzel, kadınların uğradığı saldırılara karşı kendilerini savunarak, bugünlere geldiklerini söyleyerek, kadını ret ve inkar eden ırkçı, cinsiyetçi saldırılara uğradıklarını, jenosit ve jineosid politikalarla yarım milyon Kürdün toplu katliamdan geçirildiğini hatırlattı. Kürt kadınlarının iki kez katledildiğini ifade eden Güzel, "Kürt çocuklarını özel yurtlarda asimile etti, kendine yabancılaştırdı, kimliğinden, benliğinden, dilinden utanma noktasına getirdi. Kürt kadınının üzerini betonlamak istedi ama Kürt kadınları kendini savunarak kendini yeniden yaratmayı başardı" ifadesinde bulundu.

'TÜM HAKLARIMIZI SAVUNUYORUZ'
Güzel, "Kürdistan ve Türkiye'de erkek egemen devlete karşı, anadili toprağı suyu savunuyoruz. Artık yeter! Militarizmi, ırkçılığı, cinsiyetçiliği dini istismar ederek biz kadınlara karşı örgütlenen AKP-MHP rejiminin işbirlikçileri de yanına alarak oluşturduğu erkek egemen zihniyete karşı kendimizi kadın özgürlük ideolojisi ile savunuyoruz diyerek yola çıkıyoruz. Zulme dayanmayacağız, özgür ve eşit bir yaşam için direneceğiz" diye konuştu.

YOL HARİTASI
"Kendimizi savunuyoruz" kampanyasıyla korkmadıklarını gösterdiklerini vurgulayan Güzel, açıklamanın devamında kampanya ile birlikte yürütecekleri mücadeleyi şöyle sıraladı:

"-Erkek egemen hükümet, devlet ve erkeğin cinsel, fiziksel, ruhsal, dijital, ekonomik şiddetine ve tüm mobinglere karşı amansız bir mücadele vermeyi hedefliyoruz, faile cezasızlık suçtur, katilin aklanmasıdır, katille suç ortaklığıdır. Diz çökmeyeceğiz kendimizi savunacağız.

-Özel savaş politikası olan cinsel şiddet ve işkenceyle kadını cinsel köle haline getiren, gençleri uyuşturucu ve ajanlıkla toplumdan koparan, itibarsızlaştıran tüm saldırılara karşı alanlara çıkarak kendimizi savunacağız.

-Süryani, Ermeni, Keldani, Êzidî, Kürt kadınlarına, halklara, inançlara karşı başlatılan imhanın yeni adı olan linçlere karşısında ortak mücadeleyi savunuyoruz.

-Toplumu dindar-kindar nefret söylemlerine, siyaset adına porno söylem ve yazılara boğan anlayışa karşı kendimizi savunuyoruz.

-İmralı tecridini bir soykırım olarak uygulayan sisteme karşı, özgürlüğü savunuyoruz. Tecrit insanlığa karşı işlenen suçtur diyoruz.

-Kürt olmakla, kadın olmakla, Kürtçe konuşmakla lince davetiye çıkaran AKP-MHP rejimine karşı anadilimizde eğitim almak istiyoruz.

-İstanbul Sözleşmesi'nden imzayı geri çekmek veya maddelerini değiştirmek kadın katliamlarının belgesini imzalamak demektir, sonuna kadar İstanbul Sözleşmesi'ni savunuyoruz. Çocuklara yönelik cinsel saldırı, tecavüzcüsüyle evlendirme yasalarına karşı amansız bir mücadele içerisinde olacağımızı taahhüt ediyoruz, Kadın haklarını güvence altına alan, dünya kadınlarının kazanımları olan CEDAW, savaş ve barış dönemlerinde de geçerli olan İstanbul Sözleşmesi ve 6284'e özsavunmamız olarak sahip çıkıyoruz.

-Kürtlerin ortak kazanımlarına saldırı, Kürtlerin birliğine yöneliktir diyoruz. 'Kürtlerin ulusal birliği tüm Kürtlerin savunmasıdır' diye ekliyoruz.

-Devletin Kürdistan'ın yeraltı ve yerüstü zenginliklere el koyarak, zozanları, dağları bombalayarak, tarım ve hayvancılığı yasaklayarak, üretimi sıfır noktasına getirerek toplumu yoksullaştıran, kadının emeğini sömüren, erkeğe ve devlete muhtaç eden saldırılarına karşı komünal ekonomiyi geliştirmeyi savunuyoruz.

-Suyu güvenlik barajı olarak kullanan, 12 bin yıllık Hasankeyf'i 50 yıllık baraja feda ederek tarihimizi, kültürümüzü sular altına gömen, dağlarımızı, ormanlarımızı yakıp yok eden zihniyete karşı demokratik mücadeleyi savunuyoruz."

Açıklamanın sonunda Güzel, Kürt kadınları, Kürdistani halklar ve inançlar olmak üzere, Türkiyeli eşitlik, özgürlük savunucuları ve halkların birliğinden yana olan tüm dinamikleri kampanyaya sahip çıkmaya çağırdı.