25 Eylül 2020 Cuma

Timtik ve Ünsal için nöbet: Onları yaşatmakta kararlıyız

Savunmaya Özgürlük Koordinasyonu, İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ölüm orucunda olan avukatlar Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal hakkında verdiği karara itiraz etti. "Onları yaşatmakta kararlıyız" diyen avukatlar, herkesi dayanışmaya çağırdı. Mersin'de de adalet nöbeti tutuldu.

Savunmaya Özgürlük Koordinasyonu, ölüm orucundaki avukatlar Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal'ın durumuna dikkat çekmek amacıyla Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi önünde açıklama yaptı. 

Sabah saatlerinde adliye önünde bir araya gelen avukatlar nöbet tuttu. Bir çok ilden gelen avukatlara aileler, Halkevleri, TİHV İstanbul Temsilcisi Ümit Efe de destek verdi.

Üç saat süren nöbetin başında TİHV İstanbul Temsilcisi Ümit Efe konuştu. Timtik ve Ünsal'ın adalet talebiyle bedenlerini ölüme yatırdığını belirterek, ATK'nın "cezaevinde kalamazlar" yönündeki raporuna uyularak tahliye edilmelerini istedi.

RIZALARI DIŞINDA TEDAVİYE KARARI 
Nöbetin ardından ise ÇHD Genel Merkez Sekreteri Nergis Tuba Aslan, Savunmaya Özgürlük Koordinasyonu adına açıklama yaptı.

Timtik ve Ünsal'ın 29 Temmuz'da ATK'ya sevk edildiklerini hatırlatan Aslan, "Meslektaşlarımız hakkında ATK 'cezaevi şartlarında kalmasının sağlığı açısından uygun olmadığı' yönünde 30 Temmuz 2020 tarihli rapor düzenlemiştir. Geçici heyetle teşekkül ettirilen İstanbul 37'nci Ağır Ceza Mahkemesi ise bu rapora rağmen, açıkça hukuka aykırı bir şekilde meslektaşlarımız hakkında tutukluluğun devamı kararı vermiş ve cezaevinde kalmalarının sağlıkları için uygun olmadığı gerekçesi ile hastaneye sevk edilerek rızaları dışında 'tedavi' olmalarına karar vermiştir" dedi.

'AİLE VE AVUKAT GÖRÜŞÜ ENGELLENDİ'
Kurban Bayramı öncesi apar topar verilen mahkeme kararıyla Timtik ve Ünsal'ın ayrı hastanelere kaldırıldığını anımsatan Aslan, Timtik'in Bakırköy Sadi Konuk Hastanesine götürüldükleri bilgisini uzun uğraşlar sonucunda öğrendiklerini söyledi. Aile ve avukat görüşünün engellendiğini belirten Aslan, yaşananlara ilişkin şunları hatırlattı: "Cezaevi savcısına ulaşmak mümkün olamamış, meslektaşlarımızın yanlarında refakatçi kalması talebi dahi engellenmek istenmiş, ancak ısrarlı girişim ve başvurular sonucunda sağlanabilmiştir. Avukata erişim hakkı ise keyfi bir şekilde 5 gün boyunca engellenmiştir. Bağışıklık sistemleri oldukça zayıflamış olan meslektaşlarımız, pandemi hastanesi olan ve yüksek risk altında olduğu belirtilen hastanelerde zorla tutulmakta, ciddi anlamda yaşamları tehlikeye atılmaktadır. Meslektaşlarımız bu koşullarda yaşamsal risk altında iken, 'pandemi' en temel haklarının kısıtlanmasına gerekçe yapılmıştır"

MALTA BİLDİRGESİNE İŞARET ETTİ
Timtik ve Ünsal'ın tedavi değil, adil yargılanma talep ettiğini vurgulayan Aslan, yakın zamanda aynı talepleri karşılanmadığı için Mustafa Koçak, Helin Bölek ve İbrahim Gökçek'in ölüm orucu direnişinde yaşamını yitirdiğini hatırlattı. Aslan, "Dünya ve Türkiye tecrübelerinde çok sayıda eylemcinin iradesi dışında beslenmeye ve tedaviye zorlanması, daha büyük ölçüde kalıcı sakatlanmaya, bazı hallerde ölümlere yol açmıştır. Tokyo ve Malta Bildirgelerinde, tıbbi etik gereği açlık grevi ve ölüm orucu eylemcisinin iradesine aykırı zorla besleme ve zorla tedavi uygulanamayacağı, bunun işkence niteliğinde olduğu değerlendirilmiştir" şeklinde konuştu.

'UYARIYORUZ: TIBBİ MÜDAHALE SUÇTUR'
Aslan, şöyle devam etti: "Uyarıyoruz; meslektaşlarımıza rızaları dışında bir tıbbi müdahalede bulunulması açıkça suçtur. Meslektaşlarımızın, salgın nedeniyle yüksek risk altında olan hastanelerde tutulmaya devam edilmesi, bu anlamda sağlıklarının riske atılması kabul edilemez ve olası herhangi bir durumda bunun hukuki ve mesleki etik sorumluluğu oldukça ağırdır. Gelinen aşamada, İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi'nin vermiş olduğu hukuka aykırı bu kararın kaldırılması ve bir an önce meslektaşlarımızın hastaneden taburcu edilerek özgürlüklerine kavuşturulması acil ve hayatidir."

'ONLARI YAŞATMAKTA KARARLIYIZ'
Aslan, Timtik ve Ünsal'ı yaşatmak konusunda kararlı olduklarını vurgulayarak, hukuksuz karar kaldırılıncaya kadar mücadele edeceklerini söyledi.

Aslan, başta avukatlar olmak üzere tüm kamuoyunu Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal'ın sesine ses olmaya, dayanışmayla hukuksuzluğu ve zorla müdahale işkencesine karşı tavır almaya çağırdı.

Basın açıklamasının ardından Urfa, Antep, Adana ve Ankara Barosundan avukatlar ile Özgürlük İçin Hukukçular (ÖHD), Halkevleri, TİHV'den temsilciler kısa konuşmalar yaptı. 
 
ÖHD avukatlarından Sinan Zincir, herkesi Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Bakırköy Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma hastanesine önünde yapılacak nöbet eylemlerine çağırdı.

ÜST MAHKEMEYE İTİRAZ EDİLDİ
Avukatlar, açıklamanın ardından İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ATK raporunu rağmen Timtik ve Ünsal hakkında verdiği karara itiraz etti. Avukatlar, bir üst mahkeme olan İstanbul 38. Ağır Ceza Mahkemesi'ne başvuru yaptı. 

Başvurunun ardından bir grup avukat adliye önünde kararın çıkmasını beklerken, bir grup ise Bakırköy Sadi Konuk Hastanesi önüne geçti.

Bu arada Mersin Barosu, Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) ve Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Mersin şubeleri de Timtik ve Ünsal'ın taleplerinin kabul edilmesi için Mersin Adliyesi önünde adalet nöbeti tuttu.