Tanya Kara'dan 1 Mayıs mesajı: Sokaklarda yerimizi alalım
ESP'ye yönelik 3 Şubat siyasi kırım saldırısında tutsak edilen Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) Genel Sözcüsü Tanya Kara, tutulduğu Bakırköy Hapishanesi'nden mektup gönderdi. "Cins kırımına, kadın emeği sömürüsüne karşı mücadele, işçi ve emekçilerin mücadelesinden ayrı düşünülemez, koparılamaz bir gerçektir" diyen Tanya Kara, tüm kadınları, 1 Mayıs alanlarına çağırdı.
Ortadoğu ve dünya halklarının gözünün emperyalist savaş çığırtkanlığının üzerinde olduğu bir dönem içerisindeyiz. İran'da, Filistin'de, Rojava'da, Lübnan'da emperyalistler tarafından yükseltilen bu savaş, tüm dünya ezilenlerine, işçi ve emekçilere "Emperyalist kapitalist sistemden başka bir sistem mümkün değildir, başka bir yol yoktur" mesajını vermek istiyor. Fakat yanılıyorlar.
Emperyalistler ve gerici bölge devletleri, kapitalizmin varoluşsal krizini aşmanın yolunu savaşta arıyor. İşçi sınıfını, ezilen halkları, kadınları bu savaşın bir tarafı yapmak; emek ve beden sömürüsünü en yüksek düzeye çıkarıp rıza üreterek kendi saflarında saflaştırmak istiyor.
İşçiler, emekçiler, kadınlar ataerkil kapitalizmin mezarını kazacak yegâne güçtür. Dünyayı yaratan, emeğiyle var edenler olarak gücümüzün farkında olmanın, örgütlülüğü yükseltmenin zamanındayız. Bu 1 Mayıs'ta kadınların, çocukların, işçi ve emekçilerin emeğini sermayenin çıkarı uğruna sınır ve kural tanımadan sömürenlere karşı sokaklarda yerimizi alalım. Hiçbir meydanın işçilere, kadınlara kapatılamayacağını haykıralım.
Ataerkil kapitalist sistemin kadın kırımına, kadın emeğinin sömürüsüne odaklanmış tüm planlarını bozmaktan başka bir yolumuz yok. Milyonlarca kadının öfkesinden korkanlar, kadınların ölümünü şüpheli hâle getirip fail erkekleri görünmez, bilinmez bir boşlukta bırakıyor. "Fail erkek yoksa yargılama yok, yargılama yoksa erkek yargıya karşı, öfke yok!" parolasını benimseyen iktidar, kadınların öfkesini soğutmayı, biçimsiz bir hâle getirmeyi, tüm toplumda yaşanan cins kırımını meşrulaştırmayı amaçlıyor.
"Aile 10 yılı" saldırısıyla kadın emeğinin ucuz, esnek ve güvencesiz koşullar altında en ağır biçimde sömürülmesi hedefleniyor. Esnek çalışma modelleri devreye konularak yeni nesil "hem işçi hem anne" yaratılmak isteniyor. Uluslararası 1039, yerli 39 firma ile yapılan anlaşmalar, MÜSİAD ile yapılan anlaşmalar ataerki ve sermayenin kadınların üzerine yaptığı planların ilanıdır.
Cins kırımına, kadın emeği sömürüsüne karşı mücadele, işçi ve emekçilerin mücadelesinden ayrı düşünülemez, koparılamaz bir gerçektir. Umut, ezilen halkların, kadınların, işçi ve emekçilerin kapitalist sisteme karşı mücadelesindedir.
Yaşasın 1 Mayıs, biji yek gulan!