20 Ekim 2020 Salı

Sokak kentlerin doruğudur

Saray; kanlı ve onur yoksunudur, düzenin çürümesiyle kokuşmuştur. Bin odasında bin çeşit dolap çevrilir, hile, entrika kusar her bir odası. Sokak; özgürlüktür. Onurdur. Umuttur.

"HDP'nin yeri ya sokak ya da dağdır" dedi faşist şef!

Sokağı göstererek faşist şeflik rejimine karşı direnenleri küçük düşürüp aşağılayacağını, meşruiyetini zedeleyebileceğini sanan gözü dönmüş faşistin, sınıfsallaşmış sokak düşmanlığı nüksetti yine. Büyüdüğü sokaktan utanan, nefret eden ama sokağı unutamayan, sokağı ezerek kendi geçmişinden kurtulabileceğini sanmanın dindirilemez kompleksli ruh sızısıdır, faşist şefin sokak düşmanlığı. İyi bilindiği gibi, sınıf atlayan da dönek de geçmişinden nefret eder.

Faşist şefin sokağı göstermesi, belli ki şu an sokağı güçsüz görmesiyle ilgili. Gezi-Haziran ayaklanmasına ve 6-8 Ekim serhildanına karşı tutumundan çok iyi biliniyor faşist şefin sokak korkusu. Sokakların onun ödünü nasıl patlattığı, aklını başından aldığı. Sokaklara dinmez nefreti.

Saray-sokak saflaşması güncel siyasi durumun en derin hayati hakikatidir.

Tarih boyunca özel bir mekândır sokak. Nehir yatağı gibi. Sömürücü egemen sınıfların en zayıf olduğu kolektif emekçi mekânıdır sokak. Krallar, imparatorlar, sultanlar, firavunlar ancak tebdil-i kıyafetle gezebilirdi sokaklarda. Şimdi koruma ordularıyla bile sokağa inmeye korkar haldedir faşist şefler.

Futbol tribünleri, kahveler, atölyeler, fabrikalar emekçilerin, halkın kolektif mekânlarıdır. Sokak da öyle. Hepsini kontrol etmek, denetim altında tutmak ister egemen yönetici sınıflar.  Zalim sömürücü sınıfların en zayıf oldukları mekândır sokak.

Sokak siyasettir. İşçiler, ezilenler ve halk için eylemiyle konuşma mekânıdır. Emekçilerin sınıf çıkarlarının kolektif bilincine vararak hareket etmeleri, birleşip örgütlenmeleri, güçlenerek, özneleşerek iradeleşmeleridir. Öncüsüyle kitlenin buluştuğu, ikisini de değiştiren, nitelik kazandırarak yeniden var eden iksirdir, etkileşim potasıdır halkın yüksek politika mekanıdır sokak.

"Fiili meşru mücadele" sokağın, kitlelerin politika tarzıdır, dilidir. Tek boyutlu, tek biçimli, tek renkli değildir, canlı, dinamik, değişken ve esnektir, kimi zaman basın toplantısıdır, "duran kadın"dır, kimi zaman geleceği haykıran bir avuç gençtir; onlar, yüzlerdir, kimi zaman kitle denizidir; on binler, yüz binlerdir, kimi zaman barikattır, sokak savaşıdır. Ve an gelir halkın silahlı ayaklanmasıdır. Faşist şeflik rejimine karşı mücadelenin asıl sahası, seçimler ve burjuva meclis değil, sokaktır. Asıl gücü vekiller veya meclis grubu değil, kitlelerdir, kitlelerle öncülerini buluşturan sokaklardır, meydanlardır. Bu buluşmanın, birleşmenin yarattığı enerjidir, coşkudur, güçtür, ufuk ve arayıştır, geleceğe açılan penceredir sokak.

Sokak, faşizme karşı cepheleşmektir. Varlıklarını işçi sınıfı ve ezilenlerin varlığı ve mücadelesine, onların özgürlük ve sosyalizm davasına adayan emekçi sol öznelerin, birleşik mücadeleyi, faşist şeflik rejimini, faşist sömürgeci diktatörlüğü yıkma, devrimci iktidarı kurma çizgisinde geliştirme kararlılığıdır.

Sokak, fakirlerin, çile içindeki emekçilerin, dünyayı omuzlarında taşıyanların mekânıdır. Köpekleri ve kedileriyle, sağa sola dağılmış çöpleriyle yine de saf ve temizdir, baskı, sömürü ve egemenlik ilişkileriyle kirlenmemiştir sokak. İnsan insanın kurdu değil, arkadaşıdır, dostudur, kardeşidir sokakta. Mahallelileri eşitleyendir sokak. Semtlerin kılcal damarı, toplumun yaşam gözesidir. Günaydındır, selamlaşmadır, hâl hatır sormadır. Büyük meydanlara, fabrikalara açılan kapıdır sokak.

Sokak; 15-16 Haziran 1970 büyük işçi ayaklanmasıdır. 12 Mart 1995 Gazi başkaldırısıdır. 2013 Gezi-Haziran ayaklanmasıdır. 6-8 Ekim Kobane serhildanıdır. Ayakların baş olmak için birleşmesidir, disipline olması, siyasi ordulaşma yürüyüşüdür sokak. Laf değildir, söz kurmak da değildir sokak, eylemdir, harekettir. Faşizmin ve burjuvazinin korkusudur bu yüzden. Yüz binlerce kadının erkek egemen faşist şeflik rejimine karşı direnişidir sokak. Her 1 Mayıs'ta alanlara yürüyen işçi iradesi, gençlik iradesi, yoksul iradesidir sokak.

Kimi aşağılamaktadır faşist şef, "HDP'nin yeri ya dağ ya sokaklar" derken! Dağ yüksek ve yücedir, sokaklar yalın ve umutlu.

Cilalı ama kirlidir, çirkindir Saray. Yapı işçilerinin teri ve kanı üzerine kurulmuştur. Her zerresi işçi sınıfın ürettiği çalınmış değerdir. Siyasi ve toplumsal gericiliğin merkezidir Saray. Sömürünün, sermaye oligarşisinin, faşizmin egemenliğini, Neo-Osmanlıcılık kostümlü sömürgeci hayalleri, erkek despotizmini, zorbalığı, faşist militarizmi, halkı uyutma, uyuşturma aracı olarak politik İslamcılığı, şovenizmi ve ırkçılığı simgeler Saray.

Kadın düşmanlığıdır, işçi düşmanlığıdır, gençlik düşmanlığıdır, doğa düşmanlığıdır, aydın ve sanatçı düşmanlığıdır. Alevi'ye, Ezidi'ye, sömürüye, zulme karşı olan Müslüman'a, Hristiyan'a, düşmanlıktır.

Ortadoğu'dan Kafkaslara, Balkanlardan Kuzey Afrika'ya bölge ülkelerinde nüfuz alanları yaratma, hegemonya kurma, paylaşma savaşları, katliamlar planlama merkezidir Saray. Halk düşmanı çetelerin, şebekelerin, devletin mafyatik, gizli, kirli faaliyetlerini örgütlenme ve yönetim merkezi, kötülük ve fitne yuvasıdır.

Saray; kanlı ve onur yoksunudur, düzenin çürümesiyle kokuşmuştur. Bin odasında bin çeşit dolap çevrilir, hile, entrika kusar her bir odası. "Kim kimin ayağını kaydıracak, hangi ihaleyi hangi hizip kapacak, kadrolar nasıl paylaşılacak, Sağlık Bakanlığı hangi hizbe, Adalet Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı hangi tarikata düşecek, İçişleri Bakanlığı'nı hangi çete kapacak, örtülü ödenekten hangi karanlık işlere ne kadar harcanacak, kim ne kadarını çalacak çırpacak?" dolaplarının döndüğü suç merkezidir saray.

Sokak; özgürlüktür. Onurdur. Umuttur.

Faşist şefe ve halklarımızın kanlı düşmanlarına son sözümüz şudur:

Saray sizin, sokak bizimdir!

Faşist zulüm sizin, devrimci ve antifaşist mücadele bizimdir!

Onursuzluk sizin, onur bizimdir!

Biz kazanacağız. İşçiler, ezilenler kazanacak. Halklarımız kazanacak.

* Atılım Gazetesi'nin 16 Ekim 2020 tarihli 448. sayı başyazısı.