4 Ağustos 2020 Salı

SGDF: 20 Temmuz’da adalet için sokağa

Suruç katliamının 5. yılı dolayısıyla yürütülen kampanya kapsamında, sokaklarda adalet çalışması yapanlar gözaltı ve baskıya maruz kalıyor. SGDF, tüm saldırılara rağmen mücadelenin sürdüğünü, süreceğini belirtti, 20 Temmuz’da hesap sorma bilinci ile herkesi adalet için sokağa çağırdı.

Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), Suruç katliamının 5. yılında başlattıkları kampanyanın çalışmaları sırasında yaşanan gözaltı ve baskılara ilişkin İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi'nde basın toplantısı düzenledi.

BAHÇECİ: SOKAKTA YÜRÜTTÜĞÜMÜZ MÜCADELE ENGELLENMEYE ÇALIŞILIYOR
"Düş yolcuları yasaklanamaz" şiarıyla düzenlenen toplantıda Suruç Kampanyası Komitesi adına söz alan ESP İstanbul İl Eşbaşkanı Ezgi Bahçeci, 5. yılında “Suruç için adalet herkes için adalet" şiarıyla yürütülen çalışmalarda, devletin sistematik saldırılarına maruz kaldıklarını dile getirdi. Bahçeci, "Suruç kampanyası dışında da politik insanlar olarak maruz kaldığımız şeyler bunlar. Ancak Suruç kampanyasının özel olarak engellenmeye çalışıldığını görüyoruz" dedi.

Adana ve Rize'nin Fındıklı İlçesindeki engellemeleri hatırlatan Bahçeci, "İstanbul'da yaptığımız bir çok eylem ve etkinlik polis ablukası ve gözaltı tehdidi altında yapıyor oluşumuz, Suruç için adalet mücadelesine özel bir baskı, özel bir yönelimdir. Elbette nedeni, Suruç'un yaşandığı günden bugüne, sadece 5. yıl kampanyasında değil hem yaralılarımıza, ailelerimize, SGDF'lilere dönük saldırılar, mahkemelerden sonuç alamamamız, sokakta yürüttüğümüz mücadelenin engellenmeye çalışılması başlıca nedenidir" ifadelerini kullandı.

'20 TEMMUZ'DA İLK GÜNKÜ KARARLILIKLA SOKAKTA OLACAĞIZ'
Adalet mücadelesini ilk günden bu yana kararlılıkla yürüttüklerinin altını çizen Bahçeci, "Biliyoruz ki Suruç aydınlatılırsa bir çok katliam aydınlatılacak ve başka katliamların önüne geçeceğiz. Birlikte adalet arayışından bahsediyoruz, adalet arayışçılarının yanyana gelmesi elbetteki başta AKP/MHP iktidarı olmak üzere güçleri korkutan bir yerde duruyor. Bu yüzden saldırıyorlar. Biz tüm saldırılara karşı çalışmalarımızı yürüteceğiz. Başımıza gelecek herhangi bir şeyden de devlet sorumludur. Arkadaşlarımız gözaltına alıyor, işkence görüyor arkadaşlarımızın başına geleceklerden devlet sorumludur. Tüm saldırılara karşı 20 Temmuz'da yoldaşlarımızın mezar başında olacağız, yürüyüşümüzü gerçekleştireceğiz" vurgusu yaptı.

TOPALOĞLU: SURUÇ ÇALIŞMASI YÜRÜTENLERE SORUŞTURMA AÇILIYOR
Suruç Aileleri İnisiyatifi'nden Emrah Topaloğlu da, Suruç'un 5. yılında devletin saldırılarını özel olarak yoğunlaştırdığını kaydetti. Suruç çalışması yürütenlere, "Örgüt propagandası" iddiasından soruşturma açıldığına dikkat çeken Topaloğlu, engellenmeye çalışılan Suruç eylemlerine ait fotoğrafları gösterdi.

Kampanya afişlerinin üstünün karalandığını, "Suruç'u unutma" yazılı pankartlardan polisin rahatsız olduğunu kaydeden Topaloğlu, "Suruç çalışması iddianamelerde hala 'suç' olarak geçiyor. Tutuklanan arkadaşlarımızın iddianamelerinde 'Suruç anmalarına katılma', 'suç' olarak gösteriliyor" şeklinde konuştu.

'BELGELER VARKEN SORUMLULAR YARGILANMIYOR'
Suruç İçin Adalet Platformu üyesi avukatların, Suruç gazilerinin çeşitli iddialarla tutuklandığını hatırlatan Topaloğlu, asıl nedenin Suruç katliamına dair gerçeklerin kamuoyuna ulaşılmasını engellemek olduğunu söyledi. Topaloğlu, "Asıl tutuklamaları gereken kişilere dair işlem yapmıyorlar" dedi. Polis tarafından sakalı kesilerek halktan kaçırılan Abdullah Ömer Arslan'ın bir kez olsun sanık olarak mahkemede dinlenmediğini hatırlatan Topaloğlu, IŞİD'in Türkiye'deki eylemleri planladığı iddia edilen İlhami Bali'nin kırmızı bültenle arandığı dönemde Ankara'da özel bir otelde MİT müsteşarları ile görüştüğüne dair belgeler olsa dahi işlem yapılmadığını söyledi.

Yine "Görevi ihmalden" Ahmet Oğuz Davarcı ve Ali Koçak'ın üç yıldır yargılandığını ancak davada bir adım dahi ileri gidilmediğini kaydeden Topaloğlu, Davarcı'nın bir duruşmada kullandığı "Bize dava açtınız ama bize gelene kadar Urfa ve Adıyaman İstihbarat Dairesi sorumludur, onlar hakkında da gerekli işlemler yapılsın" sözlerini anımsattı. Topaloğlu, hala bir işlemin de söz konusu olmadığını kaydetti.

“Suruç için adalet" istediklerinin altını çizen Topaloğlu, mücadeleyi yürüteceklerini vurguladı.

'KATLİAMIN HEDEFİ OLANLAR DİRENDİ'
Basın metnini okuyan SGDF üyesi Furkan Polatkan, devlet eliyle gerçekleştirilen katliamları hatırlattı. Suruç katliamın ardından bir hesaplaşma sürecinin başladığına dikkat çeken Polatkan, "Katliamların hedefi olanlar direndi. 5 yıldır dava sürmekte, avukatlarımızın talepleri kabul edilmemekte,üzerinde kuvvetli şüphe bulunan şahıslar korunmakta, katliamın siyasi sorumluları yargılanmamakta. Mahkemeler mahkemeleri izlerken 33’lerin bıraktığı bayrağı devralanlar adaletin sokakta kazanılacağı parolası ile mücadeleyi sürdürdü. Suruç yaralılarımız, ailelerimiz, avukatlarımız düzmece iddialarla gözaltına alınıp tutuklandı,Suruç’ta IŞİD’in hedef aldığı bizlere dönük gözaltı ve tutuklama terörü politik islamcı faşizm tarafından yoğunlaştırıldı" dedi.

'HERKES İÇİN ADALETİ KAZANMAK İÇİN SOKAĞA'
Her yıl olduğu gibi bu yıl da 20 Temmuz'da “Suruç için adalet herkes için adalet" şiarıyla Türkiye ve Kürdistan'ın birçok kentinde çalışmalara başladıklarını söyleyen Polatkan, adaleti sokakta kazanacakları bilinciyle hareket ettiklerini vurguladı. Çalışmalara yönelik engelleme girişimlerinin olduğunun altını çizen Polatkan, şöyle devam etti: "33 düş yolcusu için, herkes için adalet mücadelesi veren bizlere dönük bu saldırıların devletin kendini koruma refleksi olduğunu söylemeliyiz. AKP/MHP kendini koruyor, Erdoğan kendini koruyor, emniyet, yargı... Özcesi topyekün halde faşist iktidar kendini korumak için adalet mücadelesini engelleme çabasındadır. Ancak 5 yıldır 33 düş yolcusunun yoldaşları bıkmamış, usanmamış, korkmamıştır. Bu yıl da 20 Temmuz günü tüm hesap sorma bilinci ve mücadele azmi ile sokaklarda, meydanlarda olacaktır. İşçileri, kadınları, gençleri, tüm ezilenleri de herkes için adaleti kazanmak için sokağa, mücadeleye çağırıyoruz."