16 Ocak 2021 Cumartesi

Saray'ın hedefinde birleşik mücadele var

HDK-HDP'de bir araya gelen siyasi öznelere yönelen bu saldırı tesadüf değil. Kürt özgürlük hareketi ile Batı'daki devrimci, sosyalist partilerin bir aradalığı, yan yana durması, halkların birleşik mücadele güç ve imkanlarını dağıtmaya ve Kürt halkını yalnızlaştırmak hedefleniyor.
Saray faşizmi Efrin işgali saldırısı ile eş zamanlı içte de saldırılarını sürdürüyor. Kimse hangi gün evinin, iş yerinin basılıp gözaltına alınacağını kestiremiyor artık. Sürdürülen işgalci savaş olunca savaşın kuralları işletiliyor. Doğal olarak normal hukuk normlarının yerini savaş hukuku alıyor.
 
Bu sabah saatlerinde HDK-HDP bileşeni partilerin eşbaşkanları ve sözcüleri gözaltına alındı.
 
HDP Eş Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş ile milletvekillerine, belediye eşbaşkanları, ESP Genel Başkanı Çiçek Otlu, DBP Eşbaşkanı Sabahat Tuncel ve son olarak da DBP Eşbaşkanı Mehmet Aslan tutuklanmıştı.
 
Efrin'e işgal girişimiyle HDP başta olmak üzere bileşen partilerin yöneticilerine, üyelerine yönelik gözaltı saldırısı genişletildi, HDK ve HDP bileşenlerinin eşbaşkanlarına yöneldi. DBP, ESP, SYKP, Devrimci Parti, SODAP, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi eşbaşkanları ve sözcüleri gözaltına alındı.
 
HDK-HDP'de bir araya gelen siyasi öznelere yönelen bu saldırı tesadüf değil. Kürt özgürlük hareketi ile Batı'daki devrimci, sosyalist partilerin bir aradalığı, yan yana durması, halkların birleşik mücadele güç ve imkanlarını dağıtmaya ve Kürt halkını yalnızlaştırmak hedefleniyor.
 
Saldırının öncelikli hedeflerini şöyle sıralayabiliriz:
 
HDP 3. Olağan Kongre'sinin engellenmesi ve engellenemediği koşullarda bileşen partilerin ve siyasi yapıların katılımını engellemek. HDP 2. Olağan Konferansı'nda ortaya çıkan işgale ve faşizme karşı mücadele kararlılığını kırmak istiyorlar. HDP kongresinin faşist saray diktatörlüğüne ve işgale karşı kitlesel ve görkemli geçmesini engellemek istiyorlar. Kongre öncesi estirilen korku havası ve engellemelerle kongrenin sönük ve cılız geçmesi için tüm imkanlarını seferber ediyorlar.
 
Efrin işgal karşıtı güçleri etkisizleştirmek istiyorlar. İşgale ve savaşa karşı sesini yükselten mücadele dinamiklerini susturmak. Bu yolla tüm toplumda işgale ve faşizme karşı çıkmanın önüne geçme. Efrin'de sürdürülen savaşın cephe gerisini dağıtarak halkın tepkilerini paralize etmek.
 
Hedeflerin bir diğeri de Saray faşizmine ve işgale karşı tüm demokratik parti ve kurumları susturmak ve sindirmek. Açıkça kim işgal savaşın karşı çıkarsa ve barış isterse aynı akıbetle karşı karşıya kalabilir mesajı vermek istiyorlar.
 
Sömürgeci işgal ve bölgesel yayılmacılığı sürdürmek, politik İslamcı faşist Saray diktatörlüğünü ayakta tutmanın yolu halklarımızı susturmaktan geçiyor. Diktatörün Efrin'de işgalci zafer sarhoşluğuna ihtiyacı var. “Dış” faşist rejimi sürdürebilir kılmak ve bir “iç” zafere dönüştürmek hedefler arasında görünüyor. İç ve dış politika arasındaki bağ hiç bu kadar belirgin ve iç içe yansımamıştı. Sömürgeci işgal ve yayılmacılığı engelsiz sürdürebilmek için içte halkın tepkisini bastırmak. Bu güç gösterileri arasında ırkçı şoven basınç yaratarak işgale kitle desteğini artırarak durumu sürdürebilir kılabilirler mi? Bunun yanıtını mücadele dinamiklerinin siyasi kararlılığı ve halklarımızın ortak birleşik gücü belirleyecek.
 
Şimdi TTB'ye yönelik saldırıda olduğu gibi savaşa ve faşizme karşı çıkan tüm devrimci- demokratik öznelerin sıkı sıkıya kenetlenmesi zamanıdır. HDK-HDP'ye ve bileşenlerine yönelik saldırlar karşısında omuz omuza veremeyenler sıra kendilerine geldiğinde yanlarında kimse kalmamış olacak. Şu açık ve nettir. Diktatörü yenilgiye uğratmak için birleşmek ve birleşik direnişi yükseltmekten başka bir seçenek yoktur. Halklarımız ve emekçiler üzerinde oynanan oyunu direniş bozar. Direniş zafere, teslimiyet yenilgiye götürür.