13 Ağustos 2020 Perşembe

Sakarya İSİG Meclisi: Havai fişek patlamasında gerçek sorumlular yargılansın

Büyük Coşkunlar Havai Fişek Fabrikası'ndaki patlamalarla ilgili Sakarya AKM önünde basın açıklaması yapan Sakarya İSİG Meclisi Girişimi, "Gerçek sorumlular yargılanmadığı sürece iş cinayetleri son bulmayacak" dedi.

Sakarya İSİG Meclisi Girişimi, Sakarya AKM önünde Büyük Coşkunlar Havai Fişek Fabrikası'ndaki patlamalarla ilgili basın açıklaması yaptı.

"Kaza değil bu bir cinayet", "Gerçek sorumlular yargılanmadığı sürece iş cinayetleri son bulmayacak" pankartlarının açıldığı eylemde konuşan Makina Mühendisleri Odası Sakarya İl Temsilciliği Yürütme Kurulu Başkanı Salim Aydın, 9 Temmuz günü Büyük Coşkunlar Havai Fişek Fabrikası'nda yaşanan patlama sonrası kalan patlayıcıların imhası için taşınırken yeniden bir patlama meydana geldiğini hatırlattı. Bu patlama 3 askerin hayatını kaybettiği ve biri sivil 12 kişinin yaralandığını söyleyen Aydın, "Adeta seri bir cinayet gibi 6 gün içinde ardı ardına yaşanan patlamalar 10 insanımızın ölümüne onlarcasının yaralanmasına neden oldu. En yetkili ağızlardan gelen ilk açıklama ise 'ihmal varsa gereği yapılacaktır' şeklinde. Peki ihmal yoksa yıllardır bu patlamalar ve bu ölümler neden oluyor" dedi.

HÜKÜMETE SORULAR
Aydın, Sakarya İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi Girişimi olarak hükümete şu soruları sordu:
Süleyman Soylu yaptığı açıklamada değerlenedirmelerin 1987 yılında yayınlanmış bir tüzüğe göre yapıldığını, bu tüzüğün eski olduğunu söylemiş, peki 2007 yılında açılan bu fabrika tüzük hükümlerine uymadığı halde nasıl açılmış, çalışmasına kim neden izin vermiştir? AKP 18 yıllık iktidarı boyunca bu alandaki mevzuatı neden yenilememiştir?
Yılda enaz 3 kez denetlenmesi gereken bu fabrika kaç kez denetlenmiştir, denetim sonuçlarında tespit edilmesi gereken eksikler raporlarda var mıdır? Ya da bu eksiklerin giderilmesi için ne tür yaptırımlar uygulanmıştır?
İçişleri bakanlığı tarafından oluşturulmuş herhangi bir komisyon bu işletmeyi denetlemiş midir?
Daha önce yaşanan patlamalar sonrasında bu işletmenin faaliyetleri neden durdurulmamıştır?
Burada üretilen ürünlerin uygunluk testleri ve üretim onayları nasıl verilmiştir?
Kalan patlayıcı maddelerin neden 30 km uzaktaki bir alana taşınmıştır ve kullanılan araç Tehlikeli Maddelerin Karayoluyla Taşınması Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun mudur?
Neden 1,5 tonluk patlayıcı madde bir araca yüklenmiştir. Neden daha küçük parçalar halinde taşınmamıştır?
Çalışma öncesinde ayrıntılı risk değerlendirmesi yapılmış mıdır?
Taşınan patlayıcılar hakkında askerler ve kamyon şoförü bilgilendirilmiş midir?
Taşınan maddelerin patlayıcı olmadığı fitil vb olduğu yönünde bir bilgi verildiği iddiası araştırıldı mı?
Üniversiteler ve meslek örgütlerinden bu süre zarfında teknik açıdan neden destek alınmadı?
Meclise sunulan meclis araştırma önergesi neden reddedilmiştir?

Her yıl yüzlerce insanın iş cinayetlerinde hayatını kaybettiğine dikkat çeken Aydın, "Meslek hastalıkları sebebi ile ölenlerin ise sayısı bile bilinmemektedir. Meclisimizin verilerine göre iş cinayetlerinin yüzde 98'i sendikasız işyerlerinde meydana gelmektedir. Bu işyerinde durum benzerdir" diye kaydetti.

'MESLEK HASTALIĞI EMEKÇİLERİN KADERİ OLMAMALI'
Yine düşük ücret kötü çalışma şartları ve bu şartların sonucu olan meslek hastalıkları emekçilerin kaderi olmaması gerektiğini vurgulayan Aydın, "Bu kara tabloyu kader ve fıtrat ile açıklamak, her iş cinayetinden sonra suçun iş güvenliği uzmanı, ustabaşı ve mühendislere yüklenmesi ise gerçek sorumluların korunması içindir. Kanunlar işyerinde hertürlü önlemi alma, gerektiğinde üretimin durdurulması gibi sorumlulukları işverene vermiştir. Bununla birlikte önlem alma konusunda gerçek anlamda yetki ve güce sahip olan iki kesim vardır. Birincisi işveren diğeri ise kamu otoritesidir. Her iş cinayeti sonrasında bu iki kesimin korunduğu ve fiil yükümlülüğü ve yetkisi olmayanların cezalandırıldığı, kanuna ve adalete aykırı uygulamalar son bulmalıdır. Sorumluluğu olan üst düzey kamu görevlilerinin yargılanmasını engelleyen tutumdan vazgeçilmelidir. Soruşturmalar gizlilikle değil, şeffaflıkla yürütülmeli, sorumlular kamuoyunun gözünden kaçırılmamalıdır" diye belirtti.