9 Şubat 2026 Pazartesi

Polen Ekoloji Kolektifi: Sözümüzü daha gür söyleyeceğiz

Tutsak edilen Polen Ekoloji Kolektifi gönüllüleri ve sosyalistlerle dayanışmak için düzenlenen etkinlikte kolektif sözcüsü Derya Sever, "Doğanın metalaştırılmasına, emperyalist savaş politikalarına ve emeğin sömürüsüne karşı sözümüzü daha gür söylemeye devam edeceğiz" dedi.

Polen Ekoloji Kolektifi, sosyalistlere yönelik siyasi kırım saldırısında tutuklanan kolektif üyeleri ile tutsak edilen tüm sosyalistlerle dayanışmak ve Cemil Aksu'nun "Türkiye'de Kapitalizmin Ekoloji Tarihi: Doğaya Tahakküm ve Direniş" kitabının tanıtımı için Ayrışım Kitapevi'nde bir etkinlik düzenledi. Etkinlikte tutuklama saldırısı karşısında dayanışma ve birleşik mücadelenin önemine dikkat çekildi. Polen Ekoloji Kolektifi Eş Sözcüsü Derya Sever burada bir konuşma gerçekleştirdi.

22 kentte yürütülen siyasi kırım saldırısında aralarında Polen Ekoloji Kolektifi üyeleri Yağmur Apa, Pınar Gayıp, Cemil Aksu ve Cemre Nayir'in de bulunduğu 78 sosyalistin tutuklandığını ifade eden Sever, "Tam da 6 Şubat deprem katliamının yıl dönümünde bu katliama karşı meşru direnme hakkını kullanan depremzede bir kadına polis şiddeti uygulandığı, Migros depo işçilerinin onları sefalet yaşamına mahkum eden patronların lüks villalarının önünde direnirken günlerce gözaltına alındığı bu günlerde. Bu saldırı, yalnızca tek bir partiye veya kuruma değil; işçi sınıfının, kadın ve LGBTİ+ özgürlük mücadelesi sürdürenlerin, ekolojik yıkıma karşı yaşamı savunanların, hayvan özgürlüğü mücadelesi verenlerin, Kürtlerin, Ermenilerin, Alevilerin ve tüm ezilenlerin mücadelesini yürütenlerin örgütlü iradesine yönelik bir tasfiye girişimidir" dedi.

'SALDIRI PLANLI BİR KOMPLONUN PARÇASI'
Sever, yargının bu sisteme itiraz eden sosyalistlere karşı bir "sopa" olarak kullanıldığına dikkar çekerek, şunları söyledi: Dosyalara suç delili olarak giren Komünist Manifesto, 100 TL'lik öğrenci dayanışma ödemeleri, MESEM'e karşı eylemde olma, Suruç anmaları ve ekoloji mücadelesine katılım çağrıları, saldırının ne kadar absürt ama bir o kadar da planlı bir komplonun parçası olduğunu göstermektedir. Faşizmin ekolojideki yansıması, doğanın, emeğin sınırsız sömürüsü üzerine kurulu cehennem kuyularıdır. Bugün yurdun her tarafı maden sahası ilan edilerek şirketlere peşkeş çekiliyorsa; ormanlar, meralar ve sulak alanlar yağmalanıyorsa, halklar yerinden ediliyorsa, geçim kaynaklarını kaybedip şehirlerde yalnızlaştırıp kölelik koşullarına hapsediliyorsa, işçiler madenlerde, kirli sanayilerde sefalet ve güvenliksiz koşullarda katledilip meslek hastalıklarıyla yavaş yavaş öldürülüyorsa; sokak hayvanları yaşam alanlarından koparılıp ölüm kamplarında katlediliyorsa,  bu durum doğrudan kapitalist üretim ilişkilerinin ve devletin bu sermaye birikim modeline sunduğu bekçiliğin sonucudur.

'EKOLOJİK YIKIM KAPİTALİZMİN ÖZÜDÜR'
Cemil Aksu'nun kitabına atıfta bulunan Sever, ekolojik yıkımın kapitalist sistemin bizzat özü olduğunu vurgulayarak, "Kapitalizmi ve faşizmi yok etmeden ekolojik yıkımları da engelleyemeyiz. Tutsak edilen ekoloji mücadelesi veren yoldaşlarımız, tabiata yönelik bu tahakküm ilişkisini deşifre ettikleri ve ona karşı direniş sürdürdükleri için hedef alınmışlardır. Polen Ekoloji Kolektifimizin kurucularından olan Cemil Aksu, ekoloji mücadelesini sınıf perspektifi ve Marksist bir yaklaşımla büyüttüğü ve işçi sınıfının, barajlardan, madenlerden yerinden edilen köylülerin, ezilen halkların yanında olduğu için bugün burada aramızda değil. Tesadüf değil ki tam da "Türkiye'de Kapitalizmin Ekolojik Tarihi: Tabiata Tahakküm ve Direniş" kitabıyla, ekolojik yıkımın kapitalizmin bir özü olduğunu ve bu sisteme karşı antikapitalist bir hat örülmesi gerektiğini haykırırken, faşist rejim tarafından esir alınmıştır" ifadelerini kullandı.

Derya Sever, şu şekilde devam etti: "Cemre Nayir, Polen Ekoloji Derneği Başkanı olarak ekoloji mücadelesinin yanı sıra yıllardır Filistin halkıyla dayanışma faaliyetleri yürüttüğü ve toplumsal direnişi büyüttüğü için bugün tutsak. Yağmur Apa, İzmir'de hayvan hakları ve vegan hareketinde aktif bir özne olduğu, coğrafyanın dört bir yanına yayılan madencilik projelerine ve doğa talanına karşı sokakta meşru mücadele yürüttüğü için bugün tutsak, Pınar Gayıp yıllardır sınıf ve kadın özgürlük mücadelesi ile emekçilerin, kadınların, ezilenlerin yanında gerçeğin  peşinde ve direnişin tam ortasında olduğu; sermaye talanını, ekolojik yıkımları tüm gerçekliğiyle gazetecilik yaptığı için bugün tutsak. Polen Ekoloji'nin başarmaya çalıştığı ve faşizmi korkutan asıl mesele, ekoloji mücadelesini sadece birkaç ağaç meselesi olarak görmeyip, onu sınıf mücadelesinin kalbine, üretim ilişkilerinin tam ortasına yerleştirmesidir."

'SÖZÜMÜZÜ DAHA GÜR SÖYLEYECEĞİZ'
Tutuklama saldırılarının doğayı savunma iradesini ve sosyalizm iddiasını durduramayacağını vurgulayan Sever, son olarak şunları söyledi: "Biz küçük bir kolektifiz ama büyük fikirler taşıyoruz, bir çizgiyi temsil ediyoruz, sınıf düşmanlarını korkutan da budur, devrim fikrini, her türlü devrimci potansiyeli akıllardan silmek için ibretlik işkence ve gözdağı şovları düzenliyorlar ama bu mücadele çizgisi hem bu topraklarda derin kökleri olan toplumsal gerçeğe dayanıyor hem de kapitalizmin krizinin derinleştirdiği çelişkilerin içinden yeni keskin öznelerini çıkarıyor. Doğanın metalaştırılmasına, emperyalist savaş politikalarına ve emeğin sömürüsüne karşı sözümüzü daha gür söylemeye devam edeceğiz. Tüm demokrasi güçlerini, devrimcileri, ekoloji örgütlerini, emekçileri, kadınları, LGBTİ+'ları ve hayvan özgürlüğü savunucularını bu saldırılara karşı tek bir barikat olmaya ve direnişi sokağa taşımaya çağırıyoruz. Tüm devrimci, politik, hasta tutsaklara özgürlük."