18 Eylül 2020 Cuma

Nusaybin davası: Savunmalar cezaevinde işkence olarak geri dönüyor

Nusaybin'de sokağa çıkma yasakları döneminde gözaltına alınıp tutuklanan 70 kişinin yargılandığı davanın avukatı Rengin Ergül, duruşmadaki ayrıntıları anlattı. Ergül, "Tutuklular mahkemede verdikleri savunmalarda, 'Burada verdiğimiz savunmalar bize cezaevinde işkence olarak geri geliyor' diyor" dedi.
Mardin'in Nusaybin ilçesinde sokağa çıkma yasağının devam ettiği 26 Mayıs 2016 tarihinde tahliye edildikten sonra 17'si çocuk, 70 kişi tutuklandı. Ocak 2018'de görülmeye başlanan davanın 3'üncü duruşması, çocuklar yönünden 28 Haziran, yetişkinler yönünden 9-10 Temmuz'da gerçekleşti.
 
Dava kapsamında, 17 çocuğun yargılaması çocuk mahkemesi yerine Mardin 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam ediyor. Duruşmalar, şimdiye kadar Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) binasındaki konferans salonunda görülüyor.
 
Tutuklu yargılanan 70 kişi; Osmaniye, Tokat, Elazığ, Ereğli, Antep, Urfa, Bandırma, Siverek, Erzincan, Kayseri, Sincan, Van, Oltu, Tarsus, Tekirdağ, Metris, Patnos, Midyat, Diyarbakır, İzmir, Çankırı ve Hatay'daki cezaevlerinde kalıyor.
 
Mezopotamya Ajansı'ndan Yasin Kobulan'ın haberine göre; suçlama konusu yapılan yerden yüzlerce kilometre uzaktaki cezaevlerinde kalan 70 kişi, gerek duruşma salonuna getirilip götürülürken gerekse de SEGBİS ile savunmaları alındıktan sonra askerlerin kötü muamelesine ve baskısına maruz kalıyor. Son duruşmada hazır edilen tutuklular, savunma yaparken cezaevinde gördükleri kötü muameleyi anlattı.
 
'TEŞHİS FOTOĞRAFLARINDA YÜZLERİNDE MORLUKLAR VAR'
 
Dava avukatlarından Özgürlükçü Hukukçular Platformu (ÖHP) üyesi avukat Rengin Ergül, dava sürecini ve geldiği aşamayı değerlendirdi. Ergül, yargılananların Nusaybin'den çıktığı sırada çekilen görüntülerini hatırlatarak, çekim yapan kameraların kapanmasından sonra işkencenin başladığını söyledi. Dosyadaki teşhis tutanaklarını örnek gösteren Ergül, şöyle devam etti: "Teşhis tutanaklarındaki fotoğraflarda bile çocuk ya da yetişkin herkesin yüzünde morluk ve şişlikler var. Kıyafetlerinde kan olduğu açıkça görülebiliyor. Kişilerin ilk alıkonulduğu andaki görüntüler ile kıyasladığınızda yaralanmaların gözaltı esnasında oluştuğu açıkça anlaşılıyor. Hem tutuklular hem de avukatlar yargılamanın her aşamasında bunu dile getirmeye devam ediyor."
 
AYNI MAHKEME HEM YETİŞKİNLERİ HEM ÇOCUKLARI YARGILIYOR
 
Dosya kapsamında 17 çocuğun yargılandığını hatırlatan Ergül, "Yetişkin yargılamasını yapan Ağır Ceza Mahkemesi çocuk yargılamasını da Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi sıfatıyla yapıyor. Bu da çocuk adalet sistemine aykırı. Çocuk adalet sisteminde öncelikli amaç, çocuğun korunmasıdır. Ancak mevcut yargılama, çocukların cezalandırılması zihniyetini yansıtmaktadır. Ulusal ve uluslararası hukuka aykırı bir yargılama yapılıyor" ifadesinde bulundu.
 
'İDDİANAMEDE SİVİL HALK VE MİLİTAN AYRIMI YAPILMIYOR' 
 
Ergül, söz konusu iddianameye ilişkin de şu bilgileri paylaştı: "İddianamede Nusaybin'de yaşanan her şey sırayla yazılmış. Nusaybin'de abluka bölgesinden sağ çıkabilen herkes, sivil halk ya da militan ayrımı yapılmaksızın ilçede gerçekleşmiş tüm eylemlerden müştereken sorumlu tutuluyor. İddianamede, kişilere yöneltilen suçlamaları temellendirecek düzeyde delil bulunmadığından yargılanan kişiler suç ve eylemlerle tek tek ilişkilendirilmiyor. Bu nedenle tüm suç ve eylemlerden müştereken sorumlu tutuluyor" dedi.
 
'SİGARA İZMARİTİNDEN DELİL'
 
Müvekkillerinin tutuklu yargılanmasının tek nedeninin üzerinde tespit edildiği ileri sürülen antimon madde (Cephane yapımında, cam ve seramik sanayinde ve renklendirmede kullanılır) artığı ve sigara izmariti üzerindeki DNA örneği olduğunu vurgulayan Ergül, "Müvekkilimin kıyafetlerinde antimon madde tespit ediliyor. Bir de bir mahallede sigara üzerinde elde edilen DNA'da müvekkilimin üzerinde elde edilen DNA aynı. Makul bir akıl ile sadece o mahallede sigara içtiği iddia edilecekken müvekkilim abluka bölgesindeki tüm asker ölümlerinden, bütün patlamalardan, bütün hendek kazmalarından ve diğer bütün eylemlerden sorumlu tutuluyor. Delillerin kişiyle birebir ilişkilendirilmesi diye bir şey yok. Böyle bir garabet iddianame üzerinde yargılama sürüyor" diye konuştu.
 
'ANTİMOM MADDE SUÇLAMA KONUSU YAPILAMAZ'
 
Antimon maddenin tek başına suçlama konusu yapılamayacağına vurgulayan Ergül, "Benzer yargılama dosyalarına daha önce sunulmuş bilirkişi raporları var. Bu raporlarda antimon maddenin bulaşıcı olduğu, kıyafette ve hatta elde bile tespit edildiğinde bunun tek başına kişinin silahı ateşlediği anlamına gelmeyeceği yönünde görüş bildirilmiş. Biz Nusaybin yargılamasında da bilirkişi görüşüne başvurulmasını talep ettik. Talebimiz reddedilmedi; ancak henüz bekletiliyor" dedi.
 
'SALONDA İŞKENCE YAPAN POLİS TESPİT EDİLDİ'
 
Tutukluların savunmalarının devam ettiğini belirten Ergül, şunları kaydetti: "İlk celseye yargılanan 37 kişiyi getirmişlerdi. Salonda yargılanan kişi sayısından çok daha fazla jandarma vardı. Mardin Adliyesi'nde büyük duruşma salonu olmadığı için yargılama Mardin SGK binasındaki konferans salonunda yapılıyor. Ayrıca duruşma salonuna sürekli özel harekat mensupları girip çıkıyor. Aleni yargılanma hakkı yönünden aileler ve basının duruşmaları izleyebilmesi için sürekli sorun yaşıyoruz. Mahkeme salonun kapasitesi yönünden sadece 10 kişiye izin veriyor. Çocuk yargılaması zaten kapalı görülmek zorunda; ama yetişkinlerde yargılanan 53 kişi var. Neredeyse hepsinin ailesi geliyor; ancak sayı sınırından kaynaklı duruşmalara alınmıyorlar. Biz her celse ailelere yer açılması için güvenlik güçlerinin sayısının azaltılmasını talep ediyoruz; ancak reddediliyor. İlk celsede şöyle bir hadise yaşandı; yargılanan kişilerden birkaçı salonda bulunan bir polis memurunu teşhis etti. 'Gözaltında bize işkence yapanlardan biri oydu' dediler. Mahkemeden ısrarla kimlik tespiti yapmasını ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için polis memurunun dışarı çıkartılmasını talep ettik. Ancak birçok talebimiz gibi bu da reddedildi" diye belirtti.
 
'YAPILAN SAVUNMALARA SUÇ DUYURUSU'
 
Yargılanan kişiler savunmalarında PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit ve Efrin'e dönük saldırıları kınadıklarını ifade ettikleri için savcılık tarafından haklarında "suç ve suçluyu övmek" ile "Cumhurbaşkanı'na hakaret" iddiasıyla suç duyurusunda bulunulduğunu dile getiren Ergül, "İlk celsede sadece yargılanan kişilerin savunmaları hakkında suç duyurusunda bulunulmuştu;  ama ikinci celsede artık kişilere savunma yaptırmayacak  müdahale vardı. Duruşma 5 gün sürdü; ama 3 gün boyunca tek bir kişinin savunması için defalarca tartışma çıktı. Ve o kişinin savunması yarım kaldı. 3'üncü celsede zaten tutuklu yargılananların büyük bir kısmı getirilmediği için duruşmaya getirilen kişiler de durumu protesto ederek savunma yapmadı. SEGBİS'e çıkartılan tutuklular SEGBİS ile savunma vermeyi reddetti" ifadelerini kullandı.
 
'SAVUNMALAR İŞKENCE OLARAK DÖNÜYOR'
 
Kaldıkları cezaevlerinde müvekkillerinin sürekli kötü muamele ve işkence tehdidiyle karşı karşıya kaldığını dile getiren Ergül, "Özellikle; Osmaniye 2 No'lu Cezaevi'nde kalanların sürekli işkence, kötü muamele ya da onur kırıcı muameleye maruz kaldığını biliyoruz. Son dönemde ailelerin talebi üzerine meslektaşlarımızın cezaevine yaptığı ziyaretten sonra, dosyada yargılanan tutuklulardan birinin disiplin cezası olmaksızın hücreye alındığını ve gece kendisine işkence edilerek çığlıklarının arkadaşlarına dinletildiğini öğrendik. Bu konuda işkence gören tutukluların avukatlığını sürdüren meslektaşlarımız ile birlikte suç duyurusunda bulunacağız. Dosyada yargılanan tutuklular cezaevi koşullarından şikayetçi. Duruşma için her geliş-gidişlerinde onur kırıcı muamele gördüklerini söylüyorlar. Tokat T Tipi Cezaevi'nde kalanlar, ilk celseden sonra cezaevine döndüklerinde 'Biz buradan Tokat'a kadar 13 saat ellerimiz kelepçeli gittik. Ve hiçbir şekilde yeme-içme ihtiyacımız karşılanmadı' dedi.  Yine Osmaniye 2 No'luda kalan bir tutuklu mahkemede savunma yaptıktan sonra savunmanın siyasi içeriğinden dolayı jandarmaların kendisine 'sen yolda görürsün' diye tehdit ettiklerini mahkemede dile getirdi. Osmaniye'deki cezaevi koşulları zaten kötü, bir de bu dosyadan tutuklu olanlara yönelik ayrı bir baskı var. Yine Tokat'ta ilk duruşma sonrası telefonda tekmil dayatması başlamış. Ocak ayından beri Tokat'ta tutuklu kalanlar aileleriyle konuşamıyor. Çünkü tekmil vermedikleri için telefonları kapanıyor. Sadece Osmaniye ve Tokat'ta değil, diğer cezaevlerindeki koşullar da kötü. Tutuklular mahkemede verdikleri savunmalarda, 'Burada verdiğimiz savunmalar bize cezaevinde işkence olarak geri geliyor' diyor. O yüzden çoğu tutuklu, cezaevlerinin değiştirilmesini ve yakın bir yere sevk edilmeyi istiyor" vurgusu yaptı.
 
'SİLAHLI ÇEVİK ÖNÜMDEYKEN SAVUNMA YAPTIM'
 
Davanın ilk duruşmasında polisler tarafından avukatların fotoğraflarının çekildiğini kaydeden Ergül, "Biz bile güvenli bir ortamda değiliz. 2'nci celsede savunmalara yapılan müdahaleler nedeniyle sürekli mahkeme heyeti ile tartışmak durumunda kaldık. Tartışmalardan sonra bizim önümüze çelik kuvvet mensubu oturdu. Silahlı çevik kuvvet önümdeyken savunma yaptım. Bu şekilde adil bir yargılamanın yapılması mümkün değil" dedi.
 
'İŞKENCE SORUŞTURMA DOSYASINA ULAŞAMIYORUZ'
 
Tutukluların gözaltında gördükleri işkenceye dair savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu belirten Ergül, "Şikayetçi tarafı olduğumuz dosya bizden gizleniyor. Soruşturmanın detaylarını öğrenemiyoruz, kısıtlı olarak erişebildiğimiz evraklar yönünden dosyada hiçbir işlem yapılmadığını anlayabiliyoruz. Nusaybin Adliyesi'nde en son dosyanın kaybolduğu iddia ediliyordu. Biz 'Nusaybin özyönetim yargılamasını' yürüten mahkemeye dosyanın akıbetini sorması için talepte bulunduk. Nusaybin Cumhuriyet Savcılığı, Mardin Ağır Ceza Mahkemesi'ne yolladığı yanıtta 16 kişinin mağdur, müşteki sıfatıyla yer aldığını yazmış. Mahkemeye yolladıkları tek bilgi bu. Zaten biz 70 kişinin de işkence gördüğünü iddia ediyoruz. Biz, Özgürlükçü Hukukçular Platformu olarak Nusaybin yargılaması yönünden adil yargılanma hakkının tesisi ve işkence görmeme hakkını ihlal edenlerin cezalandırılması için yani hakikati görünür kılma için çabamızı sürdürmeye devam edeceğiz" diye konuştu.