28 Kasım 2020 Cumartesi

'Ne adalet istemekten vazgeçeceğiz ne de unutturacağız'

Cumartesi Anneleri, 40 yıl önce gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren'in akıbetini sordu. 3 kuşaktır mücadele eden Eren ailesi, devlete, cezasızlık politikasına son vermeye ve Hayrettin Eren'in mezar yerini açıklamaya çağırdı. Kayıp yakınları, oğlunun mezarına kavuşamadan giden Elmas Eren'e mücadeleyi sürdürme sözünü yineledi.

Cumartesi Anneleri, 817. haftalarında  1980 yılında gözaltına alınarak kaybedilen Hayrettin Eren'in akıbetini sordu.  Kayıp yakınları, ömrü oğlunun mezarına çiçek koymaya yetmeyen Elmas Eren'in mücadelesini sürdüreceklerini sözünü yineledi. 

Covid-19 salgını nedeniyle bu hafta da online yapılan açıklamada  Eren ailesi adına Cemile Eren Yarayıcı, Faruk Eren ve İkbal Eren konuştu.

'ANNEM VE BABAM SON NEFESİNE KADAR HAYRETTİN DEDİ'
Hayrettin Eren gözaltına alınıp kaybedeli 40 yıl oldu. Cemile Eren Yarayıcı, bu 40 yılı, "daha dün gibi" diye tanımladı. Hayrettin Eren'in güzel bir dünya ve güzel bir gelecek için mücadele ettiğini, bunun "suç" sayıldığını söyleyen Yarayıcı, "Anneleri, babaları acılar içinde bıraktılar. Babam son nefesine kadar 'oğlum Hayrettin' dedi, annemin son nefesine kadar Hayrettin ağzından düşmedi" diye konuştu.

Kayıp yakınlarının, Galatasaray Meydanı'nda yaptıkları bir saatlik eylemin dahi devlet tarafından çok görüldüğüne dikkat çeken Yarayıcı, "Bunları yapanların vicdanı rahat mı?" diye sordu.

'BİRLİKTE KAZANACAĞIZ, BİR GÜN MUTLAKA'
Faruk Eren de kardeşinin devrimci bir militan olduğunu ve yaşamını Türkiye'nin, dünyanın daha iyi bir yer olması için verdiği mücadele ile geçtiğini söyledi. "Kendini bu mücadeleye adadı" diyen Faruk Eren, hakikat ve adalet mücadelesini İHD ve Cumartesi Anneleri'yle yürüttüklerini dile getirdi. Ancak bu mücadelenin sadece ellerinde kaybettiklerinin fotoğraflarıyla Galatasaray Meydanı'nda oturan Cumartesi Annelerinin değil, tüm Türkiye'nin sorunu olduğunun altını çizen Faruk Eren, "Çünkü bu tüm ülkenin sorunu. Cumartesi Anneleri'nin hakikat ve adalet arayışı dikkate alınmadığı, görmezden gelindiği için ülke biraz da bu durumda. Ülkenin her yerinden, her kesimden adalet çığlığı yükseliyor. Eğer bu sese kulak verilseydi, sanırım bu kadar adaletsizlik yaşanmazdı. Adalet sağlanana kadar susmayacağı ve birlikte kazanacağız. Bir gün mutlaka" dedi.

'TERÖRİST DEĞİLİZ, KAYBETTİKLERİNİZİN YAKINLARIYIZ'
İkbal Eren ise devlet yetkililerine seslendi ve "Biz terörist değiliz, devletin kolluk güçleri tarafından gözaltına alınıp bir daha kendilerinden haber alamadığımız insanların yakınlarıyız, Cumartesi Anneleriyiz" vurgusu yaptı.

Kayıp yakınlarının birbirine yaslanarak, birbirlerinden aldıkları güçle adalet mücadelesini yürüttüklerini belirten İkbal Eren, dönemin başbakanı Erdoğan'ın Cumartesi Anneleri'ne, "bu sorunu çözeceğim" diye verdiği sözü hatırlattı. İkbal Eren, şöyle devam etti: "Bu annelerden biri de benim annem, Elmas Eren. Bugün tam 40 yıl oldu annemin oğlu Hayrettin Eren gözaltına alınalı. Ondan haber alamadığımız tam 40 yıl. Ona ne yaptığınızı, ne zaman yaptığınızı, nereye koyduğunuzu bir kardeş olarak öğrenmeye hakkım var. Devlette devamlılılık esastır. Bu nedenle annelerimize verdiğiniz sözü tutun, 40 yıl önce gözaltına aldığınız Hayrettin Eren'e ne yaptığınızı açıklayın. Failleri cezasızlık zırhıyla korumaktan vazgeçip, yargılamaların önünü açın, tam da yargı reformundan söz ederken. 118 haftadır kayıplarımızla buluşma mekanı ve bu ülkenin vicdanı Galatasaray'dan polisleri çekin. Bilinmesini isterim ki Hayrettin Eren ve tüm kayıplarımız için ne adalet mücadelesinden vazgeçeriz ne de onların unutulmasına izin veririz. Asla unutmayacağız, unutturmayacağız."

KESKİN: TÜRKİYE DEVLETİ ZAMANAŞIMI UYGULAMASINI SÜRDÜRÜYOR
Eren alesinin avukatı Eren Keskin de yürüttükleri hukuk mücadelesi hakkında bilgi verdi. Hayrettin Eren'in "34 F 6789" plakalı aracıyla birlikte gözaltına alındığını, ancak resmi güçlerin hiçbir bilgi vermediğini söyleyen Keskin, "Ailesi kendilerine ait arabayı siyasi şubenin bahçesinde gördüler. Bunun dışında Hayrettin Eren'le birlikte gözaltına alınan Ahmet Öztürk, 3 numaralı Sıkıyönetim Mahkemesi'ne yazdığı dilekçelerle Hayrettin Erenle aynı operasyonda gözaltına alındıklarını söyledi ama bugüne kadar devlet yargısı kabul etmedi" ifadelerini kullandı.

Hayrettin Eren dosyasıyla ilgili bugüne kadar yapılan tüm başvuruların sonuçsuz kaldığını belirten Avukat Keskin, Türkiye Devleti'nin devletinin zorla kaybetme olaylarında cinayet suçunda zamanaşımını uygulamaya devam ettiğini hatırlattı. Keskin, "BM'nin zorla kaybetmelere karşı sözleşmeyi imzalamadığı için maalesef ki bu tür dosyalar zamanaşımıyla sınırlı. Oysa bize göre bu tür suçlarda zamanaşımı olmaz" dedi.

'TALEPLERİMİZİ DUYUN: ADLİYELERİN KAPISINI ADALETE AÇIN'
817 haftanın basın metnini Hayrettin Eren'in yeğeni Işık Su Eren okudu. Eren, "Çiçeklerle donatacağı bir mezar" hayali gerçekleşmeden yaşamını yitiren Elmas Eren'in "oğlumu istiyorum, adalet istiyorum" diyen çığlığını, çocukları ve torunları ile birlikte yükselttiklerini söyledi.

Bugün Hayrettin Eren'in gözaltında kaybedilişinin 40. yılı olduğunu hatırlatan Eren, yetkililere seslendi: "'Demokrasi-adalet reformu' diyerek toplumu ve bizleri oylamaktan vazgeçin. Önce adalet arayışını suç sayan zihniyetinizi değiştirin. Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerden doğan yükümlülüklerinizi yerine getirin. Cezasızlığa son vererek, adaleti sağlayacak bütünlüklü politikaları hayata geçirin. Toplumun ve bizim adalet talebimizi duyun ve adliyelerin kapılarını artık adalete açın. Hayrettin Eren'in akıbetini açığa çıkarma ve sorumluların cezalandırılmasını sağlama görevinizi yerine getirin. Hayrettin Eren ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten, 118 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekanımız olan Galatasaray Meydanından vazgeçmeyeceğiz."

NE OLMUŞTU?
Sosyalist olan 26 yaşındaki Hayrettin Eren, İstanbul'da yaşıyordu. 12 Eylül darbe koşullarında hakkında arama kararı vardı. 21 Kasım 1980 tarihinde otomobili ile İstanbul Saraçhane'ye gitti. Burada buluştuğu arkadaşı ile birlikte gözaltına alındı. Eren, arkadaşı ve otomobili önce Karagümrük Karakoluna, oradan da Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü.

Hayrettin Eren, Gayrettepe Siyasi Şube'nin bodrum katında ağır işkence altındayken, kapıda bekleyen annesine "Gözaltında böyle biri yok" denildi. Emniyetin bahçesinde duran otomobili gösterip, "Oğlumun arabası burada kendisi nasıl yok?" diye ısrar eden Elmas Eren tartaklanarak dışarı atıldı. Bundan sonra Hayrettin Eren'in arabası da kaybedildi.

Hayrettin Eren'i gözaltına alınırken, karakolda tutulurken ve siyasi şubede işkencedeyken gören çok sayıda tanık vardı. Ancak buna rağmen gözaltına alındığı inkar edildi. Sıkıyönetim Savcılığı'na yapılan suç duyuruları sonuçsuz bırakıldı.

Aradan geçen 40 yılda hukuk işletilmedi. Hayrettin Eren'in akıbeti gizlendi, onu kaybedenler cezasız bırakıldı. Dosyayı canlandırmak için girişimlerde bulunmayı sürdüren Eren Ailesi üç kuşaktır Hayrettin Eren'i ve adaleti arıyor.