Mustafa Öner yazdı / Devrimcileşmede yolculuk yolculukta devrimcileşmek
Sosyalizme devrimci yolculuğa süreklilik kazandırmak genel-geçer söylemleri de söz-eylem kopukluğunu da dıştalar. Bu tarzdan devrimcilik çıkmaz, üretilmez. Somut ihtiyaçlar da karşılanamaz. İçinde bulunulan koşullarda mücadele, devrimcilerden ve kolektiflerinden neler istiyor? Öncelikli olarak bunların saptanması gerekir ki isabetli, ihtiyaçlarla uyumlu görevler saptanabilsin. Aynı zamanda devrimcileşmeye süreklilik kazandıracak yenilenme ögeleri de rahatlıkla tespit edilebilsin.
Yürünen yol meşakkatli, çeşitli zorluklar ve engellerle dolu, değişik düzeyde riskleri de olan özveri ve bedeller isteyen uzun bir yolculuktur. Ama haklı, meşru ve ahlakidir. Devrim sevdalıları bu uzun yolun tükenmez güç ve enerjisini, zorbalık, sömürü ve baskılar karşısında yenilmez direngenliği gıdasını işte bu haklılık, meşruiyet ve ahlakilik zemininden alırlar.
Sosyalizm aşkıyla kavrulmuş, arınarak gelişip dönüşüp, yenilenen devrimciliğin bilinir ki başlangıcı, olup, bitimi sınırı olmayan bir yolculuktur. Dolayısıyla en zor koşullarda devrimcileşmede duraksamalar olmasın diye, atılacak, aranacak yanlara yönelik devrimcinin eğitimi tekrar ve tekrar yenilenmesi için iç mücadele -bireysel kolektif ideolojik dönüşüm ertelenemez görevlerin başında gelir. Görevlerine şevkle, tutkuyla sarılanlar işlerinde daha başarılıdırlar, verimlidirler, devrimcileşmeye de süreklilik sağlarlar. "İlkelerle, irade ile ve inançla sürekli kılınır kavga. Ama ona sevdalanmadan olmaz… Mutluluk, kavgada el ele koşmayı başaran, hayran gözlü çocuklar olabilmektedir. Güzellik sevdayı sürekli kılabilmektir. Umutlu güzellik aynı sevdalıları olabilmektir." (Kutsiye Bozoklar)
Sosyalizme devrimci yolculuğa süreklilik kazandırmak genel-geçer söylemleri de söz-eylem kopukluğunu da dıştalar. Bu tarzdan devrimcilik çıkmaz, üretilmez. Somut ihtiyaçlar da karşılanamaz. İçinde bulunulan koşullarda mücadele, devrimcilerden ve kolektiflerinden neler istiyor? Öncelikli olarak bunların saptanması gerekir ki isabetli, ihtiyaçlarla uyumlu görevler saptanabilsin. Aynı zamanda devrimcileşmeye süreklilik kazandıracak yenilenme ögeleri de rahatlıkla tespit edilebilsin.
Devrimci yaşamdan çıkartılan derslerden de bilinir ki, “Hangi özelliklerde yenilenme gerekir?” diye tespit etmek hiç de zor değil. Görev alanlarının ihtiyaçlarını karşılamada hangi yanların yetersiz kalıyor? Sorunların çözümünde hangi davranışların, özelliklerin ayak bağı oluyor? Ön açıcılığa engel olan geri sorunlu öğeler var mı, oluyor mu? Kısacası çalışma alanının kollektiflerinin ve mücadelenin somut güncel ihtiyaçlarıyla çatışan, tezatlık yaratan ve ihtiyaçların karşılanmasına ayak bağı olan neler var? Bu karşılaştırma hangi alışkanlıklarımıza, davranışlarımıza ve özelliklerimize ideolojik vuruşlar yapacağımızı rahatlıkla açığa çıkartır.
Bu noktada değişip dönüşmek, yenilenmeyi gerçekten sorun edip kendilerine görevler çıkartanlar; işe iç sorgulamayla başlarlar. Devrimci kararlılıkla başlandığında bu iç sorgulama yöntemi yüzleşmeyi, yüzleşme ise devrimci olmayan yanlar nelerse onlarla hesaplaşmayı getirir. Kendi gerçekliğimizle yüzleşme, kendimizi tanıma ve tanımlama da böylece beraberinde gelir. Kaçamaksız, tutuculuktan, ‘ben'den uzak yapılacak yüzleşmeler, yürütülecek ideolojik mücadele atılıp arınılacak yanları açığa çıkartır, netleştirir.
Bu durumda sonuç alacağı iç ideolojik mücadele yürütmede iç tutarlılık belirleyicidir. Bu bütünlük sağlandığında arınarak devrimcileşmede alınacak yolun mesafesi ile ihtiyaçların ne kadarının karşılanıp karşılanmayacağı açıklık kazanır.
Devrimci yaşam tanıktır, iç tutarlılığını sağlamış devrimcilik kendisiyle ilişkileriyle, kolektif ortamla barışıktır. Hazırlıklıdır. Tutucu savunmacı tarzdan uzaktır. İdeolojik gıdayla da beslenildiği sürece daima umutlu ve mutludurlar. Çevrelerine de bunları yayarlar. Zorluklar karşısında ise duruşlar nettir. Özgüvenlidir. Yaratılacak böylesi ortamlar devrimciliğin çıtasını yükseltebileceği gibi devrimciliğin de hızını arttırır.
Kuşkusuz bu yenilenme, değişim ve dönüşüm eyleminde asıl dayanak devrim yolculuğunda stratejik araç olan kolektif olacaktır. Onun desteği, yardımı devrimcileşme yolculuğunda daha fazla geliştirici ve güçlendirici bir rol oynar. Bu bilinç açıklığı ile kendini faaliyetlerini örgütlemek devrimi örgütlemektir.
Partinin desteğini, yardımını almak demek, illa ki, örgütlü ortamlarda anlamına gelmez. Bu yanıltıcı sonuçlar çıkartmak olur. An gelir koşullar değişir, karşı devrimin saldırılarıyla karşı karşıya kalınır. Alanında yalnız kalınır ya da yeni bir alana gidilmiştir. Tek başınasındır. Bu durum da önemli olan bir kolektif gibi düşünüp konumlanmaktır. Bu düşünceyle hareket edildiğinde yine kolektifle berabersindir. Yardımını desteğini alıyorsundur. Parti yanındadır, parti sensindir. En kısa zamanda alandaki dağınık işleri toplayarak kolektif faaliyet başlatılabilir. Yeter ki devrimci yakınma, 'tek başınayım' yalnızlık duygusuna kapılmasın.
"Ne ah edin dostlar ne de ağlayın! / Dünü bugüne/ bugünü yarına bağlayın!" demiş Nazım Hikmet.
Bu cümlelerden en zor koşullarda bile devrimci metanetli ve dirayetli olmalı, her durumda devrimci aklı kullanıp yol, yöntem bulabilmeli, her daim kararlı umutlu olmalı sonucu çıkartılabilir. Eskiye, geçmişe kötü günlere takılıp kalmamayı, her durumda muhakkak yüzünü geleceğe dönmeyi başarmalı, zor koşulların geçici olacağı materyalist bilinciyle yürümelidir.
"Sevgilerimi / hürriyetimi ekmeğimi ve seni kaybettiğim oldu / fakat açlığın, karanlığın ve çığlıkların içinden / güneşli elleriyle kapımızı çalacak olan / gelecek günlere güvenimi kaybetmedim hiçbir zaman” Nazım Hikmet
"Hep aynı inatla" umudun öyküsünü yazmak bize düştü. Bize düştü karanlık şafakları aydınlatmak. Güneşin altında öbek öbek yoldaş sofrasını çoğaltmak da... Bizlere düştü yürürken menzile, devrimciliği süreklileştirmek.