28 Eylül 2020 Pazartesi

Moskova'dan sonra

Diktatörün işgali genişletebileceği koşullar zaten artık yok. İdlib denemesi yara almasını sağladı.

Erdoğan İdlib savaşında Ankara'da Esad rejimine tükürdüğünü Moskova'da yaladı.

Kürtler, devrimciler ve halk karşısında olduğu gibi, güçsüz devletler karşısında küstahça efelenen Erdoğan, kendisinden askeri bakımdan güçlü Rus emperyalistleri karşısında duraklamak bir yana geri adım atmak zorunda kaldı.

Tehdidinin tersine, Suriye Arap ordusunun savaşta kazandığı mevzileri, gardı düşmüş ruh haliyle kabullendi.

Çetelerini önde sürerek, yüksek teknik füzeler ve araçlarla donatarak, Rus-Suriye-Şii kuvvetlerine yaptığı saldırılar, FSP subaylarını yakalayarak öldürme, Erdoğan ve kurmaylarının yalnızca Soçi mutabakatını ihlalleri değil, sömürgeci savaş hilesiydi de.

Rus hava gücünün sert ders verici bombardımanı karşısında, diktatör ve kurmayları adeta şapşalladılar.

NATO'nun askeri desteğine imdat çağrısı siyasi destekten öteye geçemeyince, önce Putin imdada yetişerek birkaç gün Suriye rejim güçlerinin vurulmasını, diktatörün intikam almasını sağladı. Ardından Moskova'da yeni İdlib statüsünü kabul ettirdi.

Diktatör, içerde savaşçı ajitasyonuna rağmen, Rusya'nın dayattığı yeni statüyü kabul etti. Çünkü karşısında çok güçsüz kaldığı Rus hava gücünün katılacağı bir devam savaşında, ağır yenilgiyle güçlerini İdlib'den başlayarak geri kaçırmak zorunda kalacağını anlamaya, ağır bir savaş yenilgisiyle iktidarını yitirme tehlikesine düşeceği kabusunu görmeye başladı.

Diktatör, sömürgeci savaş macerasının İdlib muharebesini Moskova mutabakatıyla sona erdirmek zorunda kaldı.

Şimdi, askeri faaliyetlere ara veren Moskova mutabakatı, Suriye rejimine önemli avantajlar sağladı. Diktatör Erdoğan'a, Baas rejiminin Suriye'nin resmi yönetimi olduğunu dayattı. Erdoğan'ın kullandığı çeteleri terör örgütleri olarak niteleyerek bunlara karşı savaşın süreceğini resmen de kabul ettirdi. Temel iki yol olan M4 ve M5'in rejimin eline geçmesini sağladı. Diktatörün işgal üslerinin kuzeye çekileceğine dair fiili durum yarattı.

Karşılığında diktatöre, İdlib savaşında mola sağladı. Ki bu olmasaydı diktatör İdlib'deki işgalini tümden kaybedeceği bir sonla karşılaşacaktı.

Şimdi bu mola zamanında Suriye rejimi ne yapmak isteyebilir?

Bilindiği gibi, Guta'dan başlayarak İdlib'e kadar, politik islamcı çetelerle Erdoğan aracılığıyla yapılan her ateşkes, savaş molası, mutabakat; diktatörün Rojava devrimine savaşına imkan sağladı. Cerablus, Efrîn işgallerinden, Serêkaniyê işgaline dek böyle gelindi.

Diktatörün işgali genişletebileceği koşullar zaten artık yok. İdlib denemesi yara almasını sağladı.

Suriye rejimi, bu koşullarda önceliği Rojava devrimi güçlerine yönelik baskıya mı verir? Yoksa moladan sonra İdlib'de yeniden savaşa devam mı eder?

Bu sorunun yanıtı net değil. İdlib savaşı sırasında Esad'ın, Rojava Kürtlerine ilişkin inkarcı demeci, Rojava devrimi güçlerine baskısını artıracağının işareti.

Fakat, Esad, Türkiye'nin geniş çaplı işgaliyle yüzyüzeyken, bu işgali sona erdirme ve Erdoğan'ın çetelerini kovma sınavı, milliyetçiliğinin inandırıcı sınavı olarak karşısında dururken, Rojava ve Kuzey Suriye güçleriyle geniş çaplı bir savaşa girişmeyi göze alabilir mi? Bu yüksek bir ihtimal değil. Kısmi baskılara başvurması ve dayatmalarda bulunması daha fazla ihtimal dahilinde.

Bu koşullarda Rojava/Kuzey Suriye devrimi güçlerinin, mevzilerini korurlarken, işgalci TSK'ya ve çetelerine, onların saldırılarına karşı savunmalarını güçlendirecekleri, işgal alanlarına yönelik kurtuluş mücadelesini geliştirmeye çalışacakları, Esad rejimini İdlib ve diğer işgal alanlarındaki savaşa kışkırtma politikası izleyecekleri görülüyor.

Rojava-Kuzey Suriye devrimi güçleri, Esad rejiminden gelecek dayatma ve baskılara karşı ise haklarını ve mevzilerini devrimin meşruiyetinin verdiği özgüvenle savunmaya devam edecekler.