24 Ocak 2022 Pazartesi

Liseliler: Sözümüzü söylemeye devam edeceğiz

Kadıköy'de 8 Haziran'da karneler günü dolayısıyla AKP iktidarının karnesini açıklamak isterken işkenceyle gözaltına alınan öğrenciler, ?Her türlü baskıya, işkenceye karşı sözümüzü söylemeye devam edeceğiz? dedi.
Kadıköy'de 8 Haziran günü sert polis şiddetiyle karşılayan liseli öğrenciler, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şube binasında basın toplantısı düzenleyerek, yaşadıklarını anlattı ve mücadele kararlılıklarını dile getirdi.
 
Toplantıya öğrencilerin yanı sıra, arkadaşları, aileleri, İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri ve çok sayıda kişi katıldı. Salona "İşkenceler liselileri yıldıramaz" pankartı asıldı.
 
Liseli öğrenciler adına açıklama yapan Meltem Çuhadan, polislerin eyleme izin vermediğini belirterek, şunları söyledi: “Biz eğitim sistemini eleştirmenin en doğal hakkımız olduğunu belirttik. Ancak pankartı açar açmaz polislerin yoğun saldırı ve işkencesine maruz kaldık. 18 arkadaşımız bu esnada yüz üstü yere yatırılarak gözaltına alındı. Gözaltı aracında da arkadaşlarımıza demir kelepçeyle başlarına vurularak darp edildi. Ayrıca arkadaşlarımız işkenceye maruz kalırken yoğun hakaret ve küfürlere uğradı. Çevrede polislere tepki gösteren halk ile olayı çeken gazetecilerin gözaltına alınmasıyla gözaltı sayısı 22’ye yükseldi. Gözaltına alındığımız sırada polislere tepki gösteren avukat arkadaşımız da gözaltına alındı. Gözaltına alınan arkadaşlarımız havasız arabada saatlerce bekletildi. Biz liseliler olarak karne karşıtı eylem düzenlemeye her yıl devam edeceğimizi belirtiyoruz. Liseliler olarak her türlü baskıya, işkenceye karşı sözümüzü söylemeye devam edeceğiz.”
 
Ardından söz alan liseli öğrencilerle birlikte gözaltına alından Av. Gökhan Soysal, “Normalde bu tür eylemlerde saldırı olursa gözaltı olacağını biliyoruz. Gözaltına alırken de eylemciler darp edilir. Ancak o gün orada uygulanan şey çok daha yüksek bir seviyede gerçekleşti. Öyle bir işkence uygulandı ki artık ben de müdahale etmek durumunda kaldım. Çünkü 18 yaşından küçük çocuklar döve döve yere yatırıldı. Ters kelepçelerle yere yatırıldı. Daha sonra gözaltı aracına götürüldü. Ben tepki verince beni de gözaltına almaya çalıştılar. Orada bulunan polisler zaten aşırı derecede şiddet uyguladı. Ancak oraya takviye olarak gönderilen polisler işkencenin dozunu artırdı” dedi.
 
Saray medyasında “bu liseli” diye hedef gösterilen ve haber takip ederken gözaltına alınan gazeteci Hakan Altuğ Gültür, orada yaşananları çektiği için gözaltına alındığını belirtti. Gültür, karakolda kendisine ve iki kadına çıplak arama yapıldığını söyledi. 
 
HASTANEDE GÖTÜRÜLMEDEN SAATLERCE ARAÇTA BEKLETİLDİ
 
Gördüğü işkenceden sonra kolu kırılan ve kulağı yırtılan N.E, saatlerce işkence gördükten sonra he tarafı kan olmasına rağmen hastaneye götürülmeden polis aracı içerisinde bekletildiğini söyledi. N.E, “Kafamıza ve yüzümüze çok vurdular. Bacaklarımıza ve karın bölgelerimize vurdular. Onlara yalvarmamızı ‘ne olur yapmayın’ dememizi beklediler ama ters tepti. Bizler ne yaptığımızı bilen insanlarız. Yaptığımız eylemin meşruluğunu bilen insanlarız. Bugünkü ruhumuzu 15-16 Haziran direnişlerinden alıyoruz. Bu yaşatılanların hesabını elbet soracağız” diye konuştu.
 
ELEKTRİKLİ COP KULLANDILAR
 
Yapılan işkenceler karşısında bilinç kaybı yaşayan ve yaralanan öğrencilerden Çağdaş Onur Ekinci, şunları söyledi: “Saatlerce polis aracı içerisinde tutulduk ve kafalarımıza, yüzümüze vurdular. Birçok arkadaşımız kanlar içindeydi ama hiçbir şekilde durmadılar. Bizi ambulansa götüreceklerini söyleyerek bir arkadaşımla beraber aracın en arka kısmına götürüldük. Burada arka kapıdan giren çevik kuvvet ve yunus ekibi polisleri araca biner binmez onlar da bize işkence yapmaya devam ettiler. Tam o sırada sağ tarafımda bir acı hissettim ve dönüp baktığımda elektrikli şok verdiklerini gördüm. Bunu yaparken de birbirlerine bakıp gülüyorlardı. Kamuoyu bu kadar hassas yaklaşıp gündem olmasak şuan hala gözaltında bu işkenceleri görmeye devam ediyorduk.”
 
Saray medyasında çıkan haberlere tepki gösteren Ekinci, “Çocuk olmadığımız ve 25-35 yaşlarında olduğumuz yazılmış. Aslında o eylemde 35 yaşında birilerinin de olması gerekiyordu. Çünkü yaptığımız eylem yalnızca öğrencileri değil bütün toplumu ilgilendiren bir eylemdi. İtaatkar bir nesil yetiştirilmek isteniyor ama biz asla itaatkar olmayacağız. 20 yaşındayım, liseden mezun oldum ama 35 yaşına gelsem de yine bu eyleme katılırım. İnsanın insanı sömürmediği bir dünya kurulana kadar ‘karne sizin gelecek bizim’ demeyi sürdüreceğim. Asıl teröristler bize işkence yapanlardır” dedi.
 
Alican Karabayraktar, geçtiğimiz günlerde ketıl resmi çizdikleri için tutuklanan öğrencileri hatırlatarak, “O gün de biz orada işkence görerek gözaltına alındık. Asıl teröristlerin devlet güçleri olduğunu o gün bir kez daha gördük. Biz liseli gençlik örgütleri olarak alanlarla olmayı sürdüreceğiz. Bizi hiçbir baskı yıldıramaz. Benim 35 yaşında olduğumu söyleyerek sosyal medyada da hedef gösterdiler. ‘Bu Kandil’e gitmiş, eğitim alıp buraya gönderilmiş çocuk falan değil’ denilerek bir kesim tarafından hedef alındım. Ben de onlara buradan karnemi gösteriyorum, gelip bakabilirler. Ben oraya lise öğrencisi olarak katıldım ve sisteme itirazımı dile getirdim” diyerek karnesini gösterdi.