4 Aralık 2022 Pazar

Komplonun 24. yılında 'Özgürlüğe yürüyoruz' yürüyüşü 

9 Ekim komplosunun 24. yılında "Özgürlüğe yürüyoruz" şiarıyla 9 Ekim'de Kadıköy'de yapılacak yürüyüşe ilişkin düzenlenen basın toplantısında konuşan HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Birol, tecridin kişileri dış dünyadan izolasyon etmek olarak ele almanın yanıltıcı olduğunu kaydetti. Tecridin İmralı'da inşa edildiğini ve tüm topluma yayıldığının altını çizen Birol, kamuoyuna yürüyüşe çağırdı. 

Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Tevgera Jinên Azad (TJA), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Anadolu Yakınlarını Kaybedenlerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (ANYAKAY-DER), Marmara Tutuklu ve Hükümlü Aileleri İle Dayanışma Derneği (MATUHAY-DER), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) ve Kürt Araştırmaları Derneği (Enstîtû ya Kurdî), PKK Lideri Abdullah Öcalan'a yönelik 9 Ekim 1998'de devreye konulan uluslararası komplonun 24'üncü yılında "Özgürlüğe yürüyoruz" şiarıyla yürüyüş gerçekleştirecek. 

HDP İstanbul İl Örgütü'nde yürüyüşe ilişkin basın toplantısı düzenlendi. Açıklamanın yapılacağı salona "Komploya, tecride, zindanlardaki işkence sistemine ve hasta tutsakların ölüme terk edilmesine karşı özgürlüğe yürüyoruz" pankartı asıldı.

'SAYIN ÖCALAN'IN TEMSİLLİK KABİLİYETİNİ ZAYIFLATMAK İSTİYORLAR'
Söz alan HDP İstanbul İl Eşbaşkanı İlknur Birol, bazı anların ve olayların tarihte kırılmalara işaret ettiğini belirtti. Abdullah Öcalan'ın uluslararası komployla Türkiye'ye getirilmesi ve sonuçlarının tekrar masaya yatırılması ihtiyacına dikkat çeken Birol, "İmralı Hapishanesine getirildikten bugüne kadar geçen süreçte Sayın Öcalan'ın Kürt halkı üzerindeki manevi, ideolojik, politik ve örgütsel temsillik kabiliyetinin zayıflatılması, fikirlerinin toplumsal buluşmasını engellemeye, Kürt sorununu barışçıl müzakere yöntemleriyle çözülmesine dair kudretli ve güçlü duruşunun bertaraf gedilmesi; bu anın ortaya çıkardığı çeşitli tarihsel aralıklarla toplumun nefes aldığı, barış ihtimalini, birlikte yaşama, birlikte demokratik bir toplumda eşitlikçi biçimde yaşama ihtimalinin ortaya çıktığı gerçeğinin üstünü kapatmak için ağır bir tecrit rejiminin devreye konulduğunu görüyoruz" dedi. 

'TECRİT İMRALI'DA İNŞA EDİLDİ, TOPLUMA YAYILDI'
Tecridi kişi ya da kişilerin dış dünyadan izolasyonu olarak algılamanın yanıltıcı olduğunu belirten Birol, tecridin katılaşmış bir güvenlik konseptinin yansıması, bir rejim olarak kurgulandığını, İmralı Hapishanesinde inşa edildiğini ve bütün hapishaneler başta olmak üzere topluma hare hare yayıldığını ifade etti. "Daraltma, baskı, sessiz kılma ve etkisiz bıraktırma operasyonu olarak anlatabileceğimiz sistemin bu ülkeye hiçbir faydasının olmadığı tam tersine demokratik müzakere imkanlarının, demokratik bir gelecek imkanlarının tahrip edilmesine yol açtığını hep birlikte yaşayarak gördük" diyen Birol, şöyle devam etti:

'ÇIKAR VE HEDEFLERİ İÇİN İÇ SAVAŞI YAYDILAR'
"'98 yılından bu yana olan biteni art arda dizdiğimizde Suriye'de, Irak'ta, Türkiye'de coğrafyanın tamamına yayılan emperyalist güçlerin çıkarları ve hedeflerine ilişkin çatışma, iç savaşı yayarak ortalığı kan revan eden senaryoların halklara nasıl bir karanlık tablo sunduğunu, nasıl bir geleceksizlikle yüz yüze bırakıldığını izleyerek gördük. Bedeli çok ağır bu tarihsel süreçten geriye dönmek hem bizim ülkemize hem coğrafyaya yansıyan bu kanayan yara ve sorun başlıklarında daha barışçıl insani ve demokratik yöntemler geç değildir.

'ACİL ÖNLEMLER DERHAL ALINMALI'
Tecrit rejiminin bütün cezaevlerine yaygınlaşması da ağır işkence koşullarının ve cezaevlerini adeta ölüm evlerine döndüren pozisyona getirilmesinin ana kaynağı. Türkiye hızla bir seçime giderken, hızla demokratik gelecek mi daha koyu karanlık mı tercih yapma yolunda ilerlerken biz başta iktidar bloku olmak üzere devletin bu konuyla yetkili tüm güçlerine, toplumun tüm kesimlerine, demokratlarına 9 Ekim vesilesiyle bir kere daha konuyu çok daha ince değerlendirme, alınması gereken önlemlerin tamamının alınması, demokratik müzakere ve barışçıl adımlarının hızla atılması, tecridin ortadan kaldırılması, işkenceye son verilmesi, hasta tutsakların serbest bırakılması gibi acil önlemlerin alınması gerektiğini ifade ediyoruz. 9 Ekim tarihinde Kadıköy buluşmasına çağrı yapıyoruz."