24 Şubat 2020 Pazartesi

İDLİB: Kontrollü çatışma taşarsa

Kontrollü çatışma, çığırından taşar orta yoğunlukta bir savaşa dönüşür mü? Bu olasılık, Rusya'nın yeniden Erdoğan'a taviz siyasetinin sürüp sürmemesine, ABD ve Avrupalı emperyalistlerin Erdoğan'a desteğini arttırma derecesine bağlı.

Erdoğan ve tetikçileri, Suriye ordusuyla çatışma gerçekleşince gürledi:

"Misliyle karşılık verdik", "Şubat sonunda Suriye ordusu geri çekilmezse biz askeri olarak gerekeni yapacağız"! "Gözlem noktalarının takviyesi ve çevrelerindeki bölgede alan hakimiyeti sağlanması"! "Adana mutabakatına göre Suriye'de askeri hareket hakkımız"!

İdlib, Suriye gerici iç savaşını örgütleyenlerin başında gelen Erdoğan'ın, işgal bakiyesi. İç savaşta himaye ettiği çetelerini topladığı, savaş sonrasını siyasi şekillendirmede nüfuz aracı yapacağı işgal alanı.

Dahası Rojava ve Kuzey Suriye'deki işgalini sürdürmede, Suriye ordusunu oyalayacağı ön cephe.

Oysa Astana anlaşmasına göre 2018 sonuna kadar çetelerini İdlib'den boşaltmayı tamamlaması gerekiyordu. Yapmadı. Yapmayınca da çeteleriyle Suriye ordusu arasındaki her çatışmada, Putin'e koşarak ateşkes sağladı. İdlib'deki ateşkesler sayesinde ise Efrîn'den Serêkaniyê'ye işgalleri gerçekleştirebildi.

Esad-Rusya-İran blokunun, Rojava devrimini Erdoğan'ın işgalleriyle tasfiye oyunu, bumerang olarak kendilerine döndü.

Erdoğan, İdlib'de çetelerini korumak için işgalci savaşı tırmandırma tehditi savuruyor. Bununla kalmayarak, Rojava-Kuzey Suriye işgalini, İdlib savaşı tehditiyle güvenceye almanın, özellikle Efrîn'i ilhak etmenin pazarlık aracı yapmayı hedefliyor.

Beklenen, Erdoğan'ın çetelerini Libya ve Rojava'daki işgal bölgelerine çekerek İdlib'i boşalmasıydı. Çetelerinin bir kısmını sözkonusu bölgelere çekti de.

Ama çetelerinin çoğunluğunu İdlib'de tuttu. Bununla kalmadı. Bu çeteler, Suriye ordusuna ve Hmymim Rus askeri üssüne saldırılar düzenleyerek kayıplar verdirdi. Dahası, Erdoğan faşizminin vurucu gücü olan ÖSO/SMO çeteleri Halep çevresine saldırdı. Hem de yine arkalarında TSK'nın desteğiyle Suriye ordusu ve Rus askerlerine kayıplar verdirdi.

Esad-Rusya'nın Erdoğan'ın işgalci güçlerini 3 Şubat'ta bombalaması bu saldırıya cevap ve gözdağıydı.

Erdoğan'ın, Batılı "eski sadık müttefikler" ve "güvenilir dostlar"a seslenmesi, Suriye'de dümeni yeniden, ABD ve Avrupa emperyalistlerine döndüreceğini ikinci kez gösteriyor. "Fırat'ın doğusu"nu işgal esnasında, bu dümen kırmanın başlangıcı yaşandı. Şimdi, Pompeo ve Jeffrey, Erdoğan'ın İdlib işgaline desteği açıkça ilan ediyorlar. İdlib'deki çatışmadan hemen sonra Pompeo "NATO müttefikimiz Türkiye'nin yanındayız" açıklamasıyla, Jeffrey ise savaş gerginliğine derhal son verilmesi, BM'nin çatışmasızlık kararına uyulması çağrısıyla Erdoğan faşizminin İdlib işgalini desteklediler.

ABD-Fransa-İngiltere'nin BM'yi İdlib konusunda toplanmaya çağırması desteğin devlet düzeyindeki ifadesiydi.

Erdoğan faşizmi, ABD ve Avrupalı emperyalistlere yaslanarak, İdlib'de Esad-Rusya durdurup, işgali ve çetelerini korumaya çalışacak. Buna rağmen çatışma sürerse, İsrail'in Şam'a bombardımanından yararlanarak sınırdan geçirdiği güçler ve silahlarla tahkimatı güçlendirerek çatışmalarla işgali korumayı deneyecek.

Bu kontrollü çatışma, çığırından taşar orta yoğunlukta bir savaşa dönüşür mü?

Bu olasılık, Rusya'nın yeniden Erdoğan'a taviz siyasetinin sürüp sürmemesine, ABD ve Avrupalı emperyalistlerin Erdoğan'a desteğini arttırma derecesine bağlı.

Eğer bu desteği alırsa, "Misak-ı Milli sınırları"na işgalcilik ajitasyonunu tırmandıran, Libya ve Kuzey Afrika'da savaşa bulaşmaya çalışan, üsler kurma, gerici savaşlar örgütleme peşinde koşan Erdoğan, İdlib'de savaşın tırmanmasına da yol açacaktır.

İdlib'de çatışmasızlığın, Rojava-Kuzey Suriye'de Erdoğan'ın işgalci savaşlarına ve fiili ilhakına yol verdiğini dikkate alırsak, tırmanacak İdlib savaşının, tersine bir rol oynayacağını söyleyebiliriz.

İdlib savaşının şiddetlenmesi, Erdoğan faşizminin savaş tehditleri ve işgallerle, yayılmacı denemelerle, içerde büyük devlet şovenizmi zehirini halka içirerek kitle temelini koruma oyununu bozacak sonuçlara da yol açabilir. Çünkü, önlenerek hava saldırılarılarından mahrum bırakılacak TSK işgalcilerinin olası yenilgisi, yayılmacı balonun patlamasına yol açabilir. Erdoğan faşizminin sorgulanmasında sıçrama yaratabilir.

Erdoğan faşizmi, işgalci ve yayılmacı savaşlarından birinde, İdlib'de yenilirse, halklarımız ve demokratik güçler için hayırlı da olacaktır, olmalıdır.