Hesekê'de 'devrim ve sosyalizm' paneli
Hesekê'de devrim şehitleri Gürbüz ve Namoğlu anısına düzenlenen Devrim ve Sosyalizm panelinde, devrim, sosyalizm ve kadın özgürlüğü mücadelesinin güncelliği tartışıldı.
Devrimci Komünist Hareket (TKŞ), Hesekê'de bulunan Okuma Parkında, Devrim ve Sosyalizm başlıklı bir panel gerçekleştirdi. Panel, 3 Ocak 2023'te Türk devletinin SİHA saldırısında ölümsüzleşen Marksist Leninist Komünist Partisi (MLKP) komutanları Zeki Gürbüz (Ahmed Şoreş) ve Özgür Namoğlu'na (Fırat Neval) atfedildi.
Devrim şehitleri anısına yapılan saygı duruşunun ardından açılış konuşmasını yapan Fadya Sido, Gürbüz ve Namoğlu'nun mücadele hayatını anlattı, Rojava Devrimine katılım süreçlerine dikkat çekti. Gürbüz'ün yaşamını devrime adadığını, Rojava Devriminin savunulması ve inşasında önemli roller üstlendiğini kaydetti. Namoğlu'nun ise Avrupa'daki rahat bir yaşamı reddederek Ortadoğu'daki ezilen halkların özgürlüğü için mücadeleye katıldığını belirtti.
'DEVRİM ESKİYİ YIKMAYI HEDEFLİYOR'
Ardından söz alan Kurdistana Azad sitesi yazarlarından Ahmed Polad, Gürbüz ve Namoğlu'nu andı. Devrimin ne olduğu sorusuna yanıt veren Polad, Rojava'da yaşanan sürecin sistemin altüst olduğu ve halkların kendi kaderini eline aldığı bir devrim aşaması olduğunu ifade etti. Polad, sömürgeci Baas rejiminin Rojava Kürdistanı'nı uzun yıllar baskı altında tuttuğunu, bu diktatörlüğün yıkılmasıyla birlikte halkçı, demokratik ve kadın özgürlükçü bir sistemin inşa edildiğini söyledi. Devrimin eski olanı yıkmayı hedeflediğini belirten Polad, bu eskinin kapitalist sistem olduğunu vurguladı.
Kapitalizmi burjuvaların düzeni olarak tanımlayan Polad, bu sistemin emeği ve insani değerleri metalaştırdığını, insan ilişkilerini alım-satım ilişkisine indirgediğini dile getirdi. İşçilerin onlarca yıl çalışmasına rağmen kendileri ve çocukları için insanca bir yaşam kuramamasının temel nedeninin kapitalizm olduğunu ifade etti. Sosyalizmin, kapitalizmin bu sömürü düzenine karşı geliştirildiğini belirten Polad, ütopik sosyalist yaklaşımların toplumsal bir güç haline gelemediğini; Marx ve Engels'in öncülüğünde geliştirilen bilimsel sosyalizmin, kapitalizmin ancak devrimle ortadan kaldırılabileceğini ortaya koyduğunu söyledi. Bilimsel sosyalizmin diyalektik ve tarihsel materyalizme dayandığını vurgulayan Polad, kadercilik ve biat kültürünün bu anlayışla reddedildiğini belirtti.
KADINLARIN DEVRİMCİ MÜCADELEDEKİ TARİHSEL ROLÜ
TKŞ Sözcüsü Fadya Sido da Ekim Devrimi ile birlikte Sovyet iktidarının kadın özgürlüğü konusunda tarihsel bir kırılma yarattığını vurguladı. Kadınların ekonomik, siyasal ve toplumsal yaşamın tüm alanlarında erkeklerle eşit haklara kavuştuğunu belirten Sido, bu kazanımların yalnızca hukuki düzenlemelerle sınırlı kalmadığını; milyonlarca işçi ve köylü kadının aktif biçimde toplumsal ve siyasal yaşama katıldığını söyledi.
1917 Ekim Devrimi sonrasında Sovyetler Birliği'nde kadınlara tanınan doğum izni, annelik hakları ve devlet güvencelerine değinen Sido, kadın kurtuluşunun sosyalist inşanın ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti. Karl Marx'ın "Kadınların katılımı olmadan hiçbir büyük toplumsal devrim gerçekleşemez" sözünü hatırlatarak, kadınların devrimci mücadeledeki tarihsel rolüne dikkat
çekti.
Sunumların ardından soru ve cevaplarla devam eden etkinlik serbest kürsüde; devrim, sosyalizm ve kadın özgürlüğü mücadelesinin güncelliğine dair yapılan tartışmalarla sona erdi.