11 Ağustos 2020 Salı

Hep birlikte faşizme karşı

HDP'nin eylem programını durmadan sürekli bir biçimde kitlelerle buluşturmak, onları HDP'de örgütlemek ve özneleştirmeyi başarmak, bugün dünden daha elzemdir. Faşist saray rejimini yenilgiye uğratmanın başka bir yolu yoktur. Tüm her şeyin gelip dayandığı nokta kitleleri kimin kazanacağı sorunudur. Kitleler ise sokakta kazanılacaktır.

Halkların Demokratik Partisi, 1 Eylül'e kadar sürecek "Hep Birlikte" ana sloganı etrafında ve beş aşamada örgütlenecek bir kampanya başlattı. Kampanyanın hedefi, "üçüncü yol ekseninde direnerek saldırıları durdurma ve bu temelde önümüzdeki dönemi, yeni bir mücadele ruhuyla karşılama" ile "kongre ve konferans kararlarımızın yerine getirilmesi ve toplumsal inşa için örgütlülüğümüzün daha da büyütülmesi" olarak konuldu.  15 Haziran'da Edirne, Serhat, Amed, Karadeniz, Ege ve Çukurova'da yapılacak ziyaret ve başlatılacak yürüyüşlerle kampanyanın ivme kazanması amaçlanıyor. Kampanya boyunca "demokrasi nöbetleri", "gezici halk buluşmaları" gibi biçimler altında değişik toplumsal kesimlerle "buluşmalar" da hedefleniyor.

Antifaşist birleşik demokratik cephe olarak HDP, bir yandan kendi durumuna bu görüş açısıyla müdahale etmeye çalışırken, diğer yandan da faşist Saray rejiminin yeni bir saldırı dalgasıyla karşı karşıya kalıyor. Bir süredir devam eden halkçı belediyelerin kayyum atanarak gasp edilmesi saldırısı Leyla Güven ile Musa Farisoğulları'nın vekilliklerinin düşürülmesi ve tutuklanmaları ile sürdü. Meclis başkanı Mustafa Şentop, iki vekilin daha vekilliklerinin düşürüleceğini bildirdi.

Peşi sıra gözaltı dalgası, Kürt kadın hareketine dönük tutuklamalar, HDP Kadın Meclisi'nin startını verdiği kampanyanın yürüyüşlerine dönük engelleme ve saldırılar gelişti. Saldırı dalgasının bir boyutunu bu gözaltı, tutuklama ve baskı politikaları oluşturuyor.  Bir başka boyutunu ise ulusalcı-faşist Perinçek'in sözcülüğünü yaptığı, Saray rejiminin desteklediği, bir kitle mobilizasyonu yaratmayı amaçlayan "HDP kapatılsın" kampanyası ile HDP'nin başlatacağı yürüyüşe dair faşist Bahçeli'nin "habis ve hain bir hedefin icra planlaması" açıklamalarıyla ortaya koyduğu ırkçı-şoven ekseni geniş yığınlar içinde güçlendirme, HDP'nin değişik toplumsal kesimlerle buluşmasını engelleme, tecrit etme, bu hattan kapatmaya gidecek yolu örgütleme politikası oluşturmaktadır.

Bütün bu tabloyu tamamlayan şey ise faşist saray rejiminin koltuk değnekliğini yapan Kılıçdaroğlu'nun "Bu koşullarda böyle bir yürüyüşü yanlış buluyorum, gerginlik yaratacak, provokasyona açık eylemlerden uzak durmalıyız" açıklamaları ve tutumu oldu.

İktidarıyla, burjuva muhalefetiyle tüm kesimler HDP karşısında konumlanmış durumda. Çünkü iki burjuva gerici-faşist blok karşısında HDP işçi sınıfı ve ezilenlerin üçüncü cephesi olarak ortaya çıktı ve halkla buluşup bir irade olarak şekillendi. Her iki burjuva blok da HDP'nin güçlenmesini, halkla buluşmasını istemiyor. HDP'nin bu yönlü atacağı değişik düzeylerde her türlü adımı engelleme, zayıflatma politikası izliyorlar. Her biri durdukları pozisyondan saldırıya geçiyorlar.

Bu bakımdan son süreçte kayyumlara ve vekillerin tutuklanmasına karşı sokakta geliştirilen pratikler, kadın meclislerinin başlattığı kampanya, vekillerin sokakla buluşan pratikleri ve son belirlenen yürüyüş-kampanya hattı önemlidir. Önemlidir fakat güçlendirilmelidir.

Bunun ise esasen iki boyutu var. Birincisi; geliştirilen saldırı dalgasına karşı geniş antifaşist ilerici özneleri saflaştırmayı ve birleştirmeyi başarmak (HDP'nin bileşeni olmayan emekçi sol güçler, demokratik Alevi hareketinin özneleri, kadın ve ekoloji hareketleri vs.) antifaşist cepheyi genişleterek ırkçı-şoven içerikteki tecrit etme politikasını boşa düşürmek ve kapatma saldırısını püskürtmektir. Yani, sadece direnerek değil aynı zamanda mücadeleci kesimlerle birleşerek kazanmayı eksen almaktır. İkincisi ise kitleleri HDP etrafında faşist Saray rejimine karşı kenetleyecek bir hattan saflaştırmaktır. Son dönemlerde ortaya konulan pratiği ve başlatılacak olan yürüyüş-kampanyayı geniş kitlelere doğru yayacak bir içerikte, halkla daha güçlü biçimde buluşmaya vesile olacak, örgütlülük düzeyini yükseltmeye hizmet edecek bir süreç olarak ele almaya ihtiyaç var. Ancak bu hattan yürünürse ilerlenebilir.

Başlatılan kampanya ve yürüyüş, halkla, sokakla, mücadeleci değişik toplumsal kesimlerle yeniden güçlü biçimde buluşmanın zemini olabilir. Bunu başarmak zorundayız. Bütün deneyimler bize gösteriyor ki yüzü kitlelere dönen, onların sorun talep ve özlemleri ekseninde politika yapan, kitleleri ve devrimci-demokratik özneleri, ilerici antifaşist kesimleri bu görüş açısından saflaştırmayı ve birleştirmeyi başarabilen özneler ancak kitleler içinde gerçek bir maddi güç olabilirler.

HDP'nin geride kalan tarihinde bunun değişik tipte örnekleri var. Kobane serhıldanı ve 7 Haziran süreci bunun en tipik ve bilinen örnekleri olarak hafızalarda canlı. Bunun başarılamadığı ya da bu görüş açısından uzaklaşıldığı her durumda ise düzen içi çözüm arayışları ve eğilimleri güçlenmektedir. HDP bugün trampleni, tabanıyla ve değişik düzeyde örgütleriyle "birlikte" kitlelere hücum üzerine kurmalıdır. Başlatılan çalışmayı bu görüş açısı yönetmelidir. Kitleleri bir maddi güç olarak örgütlemek ve Saray rejimi karşısına dikmek, halk örgütlülüğü açığa çıkarmak, halkı örgütlerken aynı zamanda kendisini daha ileri bir düzeyde örgütlemek ana halkalar olmalıdır. Sömürgeci faşist Saray rejiminin saldırıları karşısında başı dik yürümek esasen HDP'yle buluşan, onun etrafında kenetlenen başta Kürt halkımız olmak üzere işçi sınıfı ve ezilenlerin bu örgütlü halk gücünden gelmektedir. Çünkü HDP, sadece HDP değildir. Demokratik halkçı programıyla milyonlarca emekçinin, kadının, gencin, Kürt'ün, Türk'ün, Alevi'nin, farklı inanç kesimlerinin, antikapitalist Müslüman'ın, ulusal toplulukların, antifaşistlerin özlem ve taleplerinin savunucusu, temsilcisidir. Bu programını durmadan sürekli bir biçimde kitlelerle buluşturmak, onları HDP'de örgütlemek ve özneleştirmeyi başarmak bugün dünden daha elzemdir. Faşist saray rejimini yenilgiye uğratmanın başka bir yolu yoktur. Tüm her şeyin gelip dayandığı nokta kitleleri kimin kazanacağı sorunudur. Kitleler ise sokakta kazanılacaktır.

Devrimci sosyalistler bu görüş açısından hareketle süreçle ilişkilenecek, omuz verecektir. Eylül'e kadar yürütülecek bu kampanyanın genişletilmesi ve HDP'nin bu yürüme iradesinin güçlendirilmesi dönemin önemli bir görevidir.