25 Eylül 2020 Cuma

HDP'den Kırbayır dosyasının kapatılmak istenmesine tepki

Yargıtay'ın, Cemil Kırbayır dosyasında insan haklarına ve evrensel hukuk değerlerine uygun bir şekilde karar vermesi gerektiğini ifade eden HDP Hukuk ve İnsan Haklarından Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Dede, baroları, aydınları ve tüm demokratik kamuoyunu adaletin yerini bulması için harekete geçmeye çağırdı. 

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hukuk ve İnsan Haklarından Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Ümit Dede, 12 Eylül'de gözaltında kaybedilen Cemil Kırbay'ın dosyasının zamanaşımı ile kapatılmak istenmesine ilişkin açıklama yaptı.

Kırbayır'ın yıllar sonra açılan dosyası, zamanaşımı bahane edilerek iktidar tarafından kapatılmak istendiğini hatırlatan Dede, 2011 yılında dönemin başbakanı Erdoğan'ın Dolmabahçe Sarayı'nda Cumartesi Anneleri ile yaptığı görüşmede, 103 yaşındaki annesi Berfo Kırbayır'a söz verdiğini hatırlattı. 

Görüşmenin ardından TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu tarafından kurulan alt komisyonun Cemil Kırbayır'ın da akıbetini araştırdığı ve Kırbayır'ın gözaltında gördüğü işkence sonucu yaşamını yitirdiği, cesedinin ölümüne sebebiyet veren kamu görevlilerince ortadan kaldırıldığı kanaatine ulaştığı anımsatıldı. 

Bunun üzerine yeni bir soruşturma başlatılmış ancak Kars Savcılığı tarafından 1986 yılında Cemil Kırbayır'ın gözaltında kaybedilmesine ilişkin başlattığı soruşturma sonucu 2002 yılında takipsizlik kararı verildiğinin ortaya çıktığını belirten Dedi, takipsizlik kararının da Kırbayır ailesine verilmeden, dosyanın kapatıldığını söyledi. 2004 yılında kararın tebliğ edilmesinin ardından yapılan itiraz üzerine takipsizlik kararının kaldırıldığını ifade eden Dede, soruşturmayı sonlandırıp dava açmayan Kars Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019 yılında "kanun yararına bozma" talebi ile dosyayı Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Müdürlüğü'ne gönderdiğini, takipsizlik kararını kaldıran kararın kaldırılmasını istediğini söyledi. Dedi, bakanlığın da bunun üzerine Yargıtay'a başvurarak dosya hakkında zamanaşımı bakımından "kanun yararına bozma" kararı verilmesini talep ettiğini, talebin kabul edilmesi durumunda Kırbayır dosyasının zamanaşımı nedeniyle kapatılacağına dikkat çekti.

İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımından söz edilemeyeceğini vurgulayan Dedi, şunları belirtti; "Bu suç, insanlığa karşı suç olması sebebiyle zamanaşımına tabi değildir, olamaz. Zorla kaybetme suçu, kaybedilen kişinin akıbeti ortaya çıkarılana kadar devam etmek durumundadır. Kaybedilen kişinin akıbetine ilişkin belirsizlik devam ettiği sürece zamanaşımı süresinin her gün yeniden başladığı varsayılır ve zamanaşımı süresinin dolduğu iddia edilemez. 

"Cemil Kırbayır'ın akıbetine ilişkin gerçekler 40 yıldır karanlıkta bırakılmış ve gizlenmiştir. Kırbayır ve daha nicelerini katleden kamu görevlilerinin soruşturulmaları ve yargılanmaları engellenmektedir. Kamu görevlilerinin işledikleri her suçta her daim devreye giren devletin yıllardır sürdürdüğü “cezasızlık zırhı” politikası devam etmektedir." 

Yargıtay'ın, Cemil Kırbayır dosyasında insan haklarına ve evrensel hukuk değerlerine uygun bir şekilde karar vermesi gerektiğini ifade eden Dedi, baroları, aydınları ve tüm demokratik kamuoyunu Cemil Kırbayır dosyasında 40 yıldır sürdürülen hukuksuzlukların karşısında olmaya, adaletin yerini bulması için harekete geçmeye çağırdı.