20 Ekim 2020 Salı

HDP Sözcüsü Günay: En geniş anti-faşist bloku oluşturma mücadelesini başlatıyoruz

Irkçı ve faşist saldırıların arttığına dikkat çeken HDP Sözcüsü Ebru Günay, 34 milyon kişinin yoksul, 17 milyon kişinin ise işsiz olduğunu belirtti. Bu karanlık tablonun sahibinin AKP-MHP iktidarı olduğunu vurgulayan Günay, "Bir avuç azınlık dışında herkes tehdit altındadır. Bütün halkımızı bu gidişattan rahatsız olan herkesi de anti-faşist mücadele bloku içerisinde yer almaya, demokratik bir ülke yaratma girişimine omuz vermeye çağırıyoruz. Kazanan mutlaka biz olacağız, halklarımız olacak, ezilenler ve emekçiler olacaktır"dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, partisinin İstanbul İl Örgütünde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Dün, İstanbul'da MYK toplantısını gerçekleştirdiklerini hatırlatan Günay, hem siyasal gelişmeleri değerlendirdiklerini hem de hem de önümüzdeki sürece ilişkin hazırlıkları gözden geçirdiklerini belirtti.

'DEVLETİN KODLARI DEĞİŞMEDİĞİ SÜRECE IRKÇILIK SÜRECEK'
Kürt halkın ve Kürt işçilere yönelik saldırıları değerlendiren Günay, "Kürt'ün diline tahammül edemeyen de varlığına saldıran da aynı zihniyetin ürünüdür" dedi.

Irkçılığın ülkenin başına bela olmuş en büyük sorun olduğunu vurgulayan Günay, şunları söyledi: "Evet, Türkiye'de ırkçılık örgütlü bir yapıdır ve devlet tarafından bu anlayış özenle korunuyor. İktidarlar değişir ama ırkçılık zehri değişmez. Yüz yıl boyunca dünyada rejimler değişti, iki dünya savaşı yaşandı, üçüncüsü yaşanıyor; AB, BM veya AİHM gibi yapılar kuruldu ama ırkçı zihniyeti hala değişmedi. Türkiye'de ırkçılık kendini gizleme derdi ve kaygısı taşımıyor."

Türkiye'de cezasızlık sistemi ve devletin ırkçılığı koruyan, kollayan kodları değişmediği sürece ırkçılığın devam edeceğini, hatta büyüyeceğini vurgulayan Günay, "Bu yüzden 1915'te Ermeni Soykırımı'nı 1938 Dersim Soykırımı izledi. Bu nedenle Roboski Katliamı'nı Cizre, Sur katliamları izledi. Bu nedenle Ceylan Önkol'un, Uğur Kaymaz'ın, Şerzan'ın, Medeni'nin katledilmesini daha önceki gün Afyon'da Özkan'ın katledilmesi izledi" diye konuştu.

'AKP-MHP BLOKU KÖTÜLÜKLERİ ÜRETEN TEMEL KAYNAK'
Günay, "aklıselim" herkese seslendi: "Kandan, kinden, nefretten ve ölü bedenlerin varlığından beslenen ve her şeyi devletin bekası için yaptığını iddia eden 'katiller' yaratılıyor. Türkiye'de açık bir'apartheid rejimi' tesis ediliyor. İnsanlığımız elimizden alınmaya çalışılıyor. Bunun önüne geçmenin yegane yolu 'Demokrasi Bilinci' ile antifaşist bir blok etrafında kenetlenmektir.

"Bu ırkçı saldırıları yapanları iyi tanıyoruz, bunlar birkaç saldırgandan ibaret değildir. Eğer bu saldırıların arkasında kimin olduğu merak ediliyorsa, insanlık suçu olan ırkçılığı koruyan Valilik açıklamalarına, iktidar sözcülerinin söylemlerine, milliyetçi gazete manşetlerine, tekçiliği savunan yasalara, adaleti tanımayan ve saldırganları aklayan yargıya bakmakta yarar var. Bireylerin değil toplumun zehirlenmesini arzulayan bir sistemi var eden devlet ve devletin şimdiki yürütücüleri AKP-MHP bloku bahsettiğimiz kötülükleri üreten temel kaynaklardandır."

Irkçılığa karşı mücadelenin meşru, haklı ve hatta görev olduğunu ifade eden Günay, ırkçı güruhları uyardı: "Devletin ekmeğe muhtaç ettiği, yerinden yurdundan sürdüğü Kürt emekçiler sahipsiz ve yalnız değildir. Bu halk öyle bu ırkçı zihniyetlerle, saldırılarla özgürlük ve demokrasi taleplerinden geri adım atacak bir halk da değildir. Bu halk özgürlüğün şafağındadır ve her ne pahasına olursa olsun, bunu mutlaka elde edecektir. Irkçılıkla bu topraklarda mücadelemiz bitmeyecektir. Sadece tekil olaylara odaklanan bir mücadele değil, bu sistemi koruyan tüm iktidar ve devlet pratikleriyle hesaplaşmayı ve onlara karşı mücadeleyi yükseltmeyi sürdürmeyi görev biliyoruz, varlık sebebimiz sayıyoruz."

Zorunlu göç, işsizlik, baskı ve inkar politikaları, koruculuk ve olağanüstü hal uygulamalarıyla palazlanan ırkçılıkla asıl olarak kadınların hedef alındığını ifade eden Günay, bir diğer sonucun ise savaşlar olduğunu söyledi.

'ERDOĞAN SAVAŞ POLİTİKASINI MEŞRULAŞTIRMAYA ÇALIŞIYOR'
AKP-MHP savaş blokunun, özellikle 2015 sonrası milliyetçi politikalar ile Kürt halkını düşman ilan ettiğini kaydeden Günay, şunları söyledi: "Bu ırkçı politikalar ile kendisini var etmeye çalıştı. Şimdi herkesle savaş diliyle konuşuyorlar, bütün diplomatik ve uluslararası ilişkileri askeri ilişkilere dönüştü.

"Türkiye son birkaç aydır dış politikasını ağırlıklı olarak askeri hamleler üzerinden yürütüyor. Savaş gemileri bir yerlerden başka yerlere gönderiliyor, NAVTEX ilanları yapılıyor. Gövde gösterisi olsun diye milyonlarca liralık maliyetleri olan askeri tatbikatlar gerçekleştiriliyor. Suriye'de ve özellikle İdlib'de yeni bir savaş kapıdayken Ege ve Akdeniz hattında yeni bir cephe açmaya çalışılıyor. Kısacası, Erdoğan'ın ve kabinesinin attığı her adım, bu ülkeye ağır bir fatura olarak dönüyor.

"Şimdi dün Cumhurbaşkanı, bazı sorular sorarak güya kendi politikasını meşrulaştırmaya çalışıyor. 'Türkiye Suriye'den çekilirse, Suriye bir anda huzura, özgürlüğe mi kavuşur? Libya'da darbeciler köşelerine mi çekilir?' şeklinde bazı sorular yöneltmiş ve bunlara evet diyecek kimsenin olmadığını iddia etmiş. Şimdi siz bırakın bu sorularla kafa bulandırmayı,önce Irak'ta, Suriye'de, Libya'da; başkalarının topraklarında, ülkelerinde ne işiniz olduğunu açıklayın. Siz önce IŞİD artıklarıyla kol kola girmenizin hesabını verin. Sorularınıza gelince, evet siz bu ülkelerden çıkarsanız bu ülkelere huzur ve özgürlük gelecek. Fransa'yı, ABD'yi uluslararası güçleri gerekçe yapmayın, hepiniz o ülkelerdeki yıkımların sebebisiniz; hepiniz kol kola girerek bu ülkelerden çıkın, halklar arası çatışmayı körüklemeyin, ateşe benzin dökmeyin.

'İHTİYACA, KONJONKTÜRE, SIKIŞIKLIĞIN SEVİYESİNE GÖRE DÜŞMAN SEÇİYORLAR'
"Elbette bunu yapmayacaklar, çünkü bu iktidarın gıdası, havası, suyu düşmanlık ve savaştır. İktidar ihtiyacına göre düşman belirliyor. Hekimler, vekiller, avukatlar, kadınlar, Fransa,Yunanistan, Avrupa Birliği… İhtiyaca, konjonktüre, sıkışıklığın seviyesine, içeriğine göre "yedi düvel düşman albümü"nden seçim yapıyor."

'ÖCALAN'IN BARIŞA KATKI SUNMASI ÇÖZÜM İSTEYEN HERKESİN TALEBİ OLMALI'
"Barışın sağlanmadığı gün bu ülkenin sorunları çığ gibi büyüdü" diyen Günay, "Artık barışı konuşmalıyız. Barışa katkısı, geçmiş deneyimlerle sabit olan en önemli aktör Sayın Öcalan'dır. Barışın ihtimali belirdiğinde tüm toplumsal sorunların nasıl kolay konuşulur olduğunu, birbirimizi nasıl daha rahat anlayabildiğimizi Sayın Öcalan'ın da içinde olduğu süreçte deneyimledik. Tam da bu yüzden Öcalan'ın barışa katkı sunmasının önündeki engellerin kaldırılması, İmralı'daki tecridin sonlanması belki de Kürtlerden çok Türklerin talebi olmalıdır. Çözüm isteyen herkesin talebi olmalıdır" şeklinde konuştu.

'AVUKATLARIN GÖZALTINA ALINMASINI KABUL ETMİYORUZ'
Ankara'da cemaate yönelik soruşturma kapsamında 48 avukatın da aralarında olduğu 60 kişinin gözaltına alındığını anımsatan Günay,"Avukatların mesleklerini icra ettikleri, yargının esası olan savunma hakkını icra ettikleri için gözaltına alınmalarını, soruşturmaya tabi tutulmalarını HDP olarak doğru bulmuyor ve kabul etmiyoruz" dedi.

Operasyonun devlet içindeki "paralel yapılanmaların" birbirine karşı operasyonu olduğunu söyleyen Günay, "Bu bir rant ve paylaşım mücadelesidir. Yayınlanan görüntülerden de anlıyoruz ki hepsinin ellerinde birbiriyle ilgili dosyaları var. İhtiyaç duydukça piyasaya sürüyorlar. Tıpkı iktidarın cemaatle yaşadığı rant çatışmasında olduğu gibi. İşte milli menfaatçilerin gerçek gündemi bu rant paylaşımı ve güç çekişmesidir. Topluma karşı yaptıkları suçla elde ettikleri rantı paylaşamıyorlar artık. O yüzden bu kadar saldırganlaşıyorlar. FETÖ soruşturmaları iktidardakilerin birbirlerine karşı kullandıkları bir araç haline gelmiştir. Ülkedeki kritik soruşturmaları yürüten savcıların, saraylardaki fotoğrafları, lüks tatilleri yargının içerisinde bulunduğu içler acısı durumu ifşa ediyor" dedi.

'SOYLU HEM AYM BAŞKANINI TEHDİT ETTİ HEM DE ÜLKEDE GÜVENLİĞİN OLMADIĞINI İTİRAF ETTİ'
Bu rant çatışmasının göbeğinde yer alan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun en son AYM başkanını tehdit ettiğini kaydeden Günay, "Ülkedeki insanların güvenliğinden sorumlu kişi, ülkede güvenliğinin olmadığını itiraf ediyor. Aynı zamanda herkesi yarattıkları bu çürümüşlüğün parçası olmaya zorluyorlar. 'Ya bizim yanımızda yer alır ve seni yaşatırız ya da karşımızda yer alırsın ve yaşam hakkın olmaz' diyorlar. Tehdit edilen sadece AYM başkanı değil ki. Hemen her gün bir kesime parmak sallıyorlar. Çünkü tek bildikleri tehdit dili, siyasetten anladıkları güç gösterisidir, çünkü fikirleri yok, çünkü haksızlar, çünkü tehdit etmeden bu ülkeyi bir saat yönetemeyeceklerinin farkındalar."

'TTB'Yİ TEHDİT EDEN ZİHNİYET HADDİNİ BİLMELİDİR'
HDP Sözcüsü Günay, Bahçeli'nin Türk Tabipleri Birliği'ni hedef almasına ilişkin ise şunları söyledi: "Bahçeli, pandemi sürecinde canını dişine takmış, salgınla mücadele eden, büyük bedeller ödeyen hekimler örgütünü hedef alarak "hemen kapatılmasını" emrediyor. Kapattıkları her kurum, çöreklendikleri her siyasal alan onlar için rant alanıdır. Barolar yasasında değişiklik yaptılar, yandaş barolara kapı araladılar şimdi gözlerini TTB'ye dikmiş durumdalar. Öncelikle TTB'yi tehdit eden bu zihniyet haddini bilmelidir. Siz kim oluyorsunuz da pandemi ile mücadelede birçok üyesini kaybetmiş bir meslek örgütünü böyle sokak kabadayısı ağzıyla tehdit ediyorsunuz. O insanlar canı pahasına salgınla mücadele ederken siz salgınla işbirliği halindesiniz.

"Sizin öfkeniz TTB'nin toplumun bildiği bir gerçeği dile getirmesinedir. Evet, açıkladığınız veriler yalandır, toplum sağlığı gibi bir derdiniz yoktur ve bunu sadece hekimler değil bütün ülke biliyor. Gerçeği söyleyenleri giyotine de gönderseniz gerçeği değiştiremezsiniz. Buradan söylüyoruz, TTB ve bu ülkenin hekimlerinin yanındayız, bu sokak kabadayılığına da eyvallah etmeyiz."

34 MİLYON AÇLIK TEHDİDİ ALTINDA
Ekonomideki durumun içler acısı olduğunu ifade eden Günay, Birleşik Metal-İş Sendikası'nın yayımladığı açlık ve yoksulluk sınırına ilişkin rakamları hatırlattı. Türkiye'de 16 Milyon kişinin yoksul,18 milyon kişinin ise yoksulluk sınırında yaşadığına dikkat çeken Günay, "Yani 34 milyon yurttaşımız açlık tehdidi altındadır. İşte bu rakamların devasallığı tek başına ekonomi politikalarındaki acziyet ve yönetememe halini göstermektedir. TÜİK; son olarak 15 ve yukarı yaşlarda olan işsiz sayısını 4 Milyon 101 bin olarak açıkladı. Bu rakam yüzde 13,4 oranına tekabül ediyor. Ancak TÜİK'in adeta hokkabazlık marifetiyle hesaplama niteliği dışında, gerçek işsiz sayısının bugün 17 milyon civarındadır" diye konuştu.

'HDP OLARAK EN GENİŞ ANTİ-FAŞİST BLOĞU OLUŞTURMA MÜCADELESİ BAŞLATIYORUZ'
Kredi derecelendirme kuruluşu Moody's 11 Eylül 2020 tarihinde Türkiye'nin notunu B2 seviyesine düşürdüğünü hatırlatan Günay, 34 milyon yoksul ve 17 milyon işsizin olduğu bu karanlık tablonun mimarının AKP-MHP ittifakı olduğunu belirtti. Günay, "Bu karanlık, ancak ittifakları dağıldığında, demokratik yenilgiye uğradıklarında bitecek, HDP ile aydınlık günler gelecektir" dedi.

HDP Sözcüsü Ebru Günay, konuşmasını şöyle tamamladı: "Sonuç olarak, bir avuç azınlık dışında herkes tehdit altındadır. Herkes bütün bu saldırıların muhatabıdır. Saldırı da giderek azgınlaşmakta ve genişlemektedir. Bunun önüne geçmenin tek yolu, ortak mücadeledir, birlikte hareket etmektir, anti-faşist bir mücadele bloğu yaratmaktır. Bütün gelişmeler ve yaşananlar bunu bir görev olarak önümüze koymuştur. Bugünden tezi yok biz HDP olarak en geniş anti-faşist bloku oluşturma mücadelesini başlatıyoruz. Bütün halkımızı, bu gidişattan rahatsız olan herkesi de anti-faşist mücadele bloku içerisinde yer almaya, demokratik bir ülke yaratma girişimine omuz vermeye çağırıyoruz. Kazanan mutlaka biz olacağız, halklarımız olacak, ezilenler ve emekçiler olacaktır."