4 Haziran 2020 Perşembe

HDP Grup Başkanvekili Beştaş: On binlerce tutuklu yaşamını yitirebilir

İnfaz düzenlemesi Meclis Genel Kurulu'nda ikinci gününde görüşülüyor. Konuşma yapan HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, düzenlemeyi eleştirdi, iktidarın onbinlerce tutsağın yaşamını hiçe saydığını kaydetti.

AKP-MHP iktidarı tarafından hazırlanan, infaz düzenlemesi başta olmak üzere 11 kanunda değişiklik öngören, 70 maddelik "Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi" üzerine görüşmeler Meclis Genel Kurulu'nda devam ediyor.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) adına Grup Başkanvekili ve Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş, teklifin tümü üzerine konuşma yaptı.

'AKP ENERJİSİNİ SAVAŞA HARCADI'
Hapishanelerde bulunanları selamlayarak konuşmasına başlayan Beştaş, koronavirüs  salgını ile birlikte AKP'nin "bu virüsten nasıl faydalanırız" hesapları yaptığını belirtti. Dünyada salgın yayılırken Türkiye'nin  hiçbir önlem almadığını ve Suriye'de nasıl pay sahibi olurum hesaplarıyla enerjisinin tümünü savaşa harcadığını vurgulayan Beştaş, "Tek bir önlem almak bir yana göçmenler sınırlara götürülüyordu. Biz krizden yoksulluk intiharlarından bahsederken iktidar savaş propagandası yapıyor ve elindeki imkanları S400'e yatırıyordu. Ekonomiyi düzeltseydi ne sağlık sistemi böyle olurdu ne  de yoksul halk bu halde olurdu" diye belirtti.

'AKP AYAKTA KALSIN DİYE ŞEFFAFLIK ESİRGENİYOR'
Beştaş, benzer salgınların tarihte yaşandığını hatırlatarak, şöyle devam etti: "Türkiye'de tarih yalnızca hamasi söylemlerin bir öznesi olarak hatırlanmakta ve bu hamasi söylemlerin altını dolduracak kadarıyla bilinmektedir. Bakınız sene 1918, Osmanlı Mebusan Meclisi'nde Ahmet Rıza Bey diyor ki; memleketimizde tifüsün az görülmesinde 2 sebep vardır. Bu sebeplerden biri kendilerinin itiraf ettikleri veçhile doktorların tifüs salgınını gizlemeleridir. Niye? Çünkü hastaneler yeterli değil ve hastaneye gitmek demek, ölümle eşdeğer. Demek ki tarihten ders çıkarmak 'direniş Ertuğrul' demek değil. Demek 1918'lerde de salgınlar gizleniyormuş, şimdi de başka nedenlerle, sırf AKP ayakta kalsın diye, toplumdan şeffaflık esirgeniyor. Şayet şeffaf ve halkını seven bir anlayış olsa idi, parlamento böylesi bir dönemde adeta kriz masası gibi çalışır, salgın hastalığın etkilerini en aza indirgeyecek önlemler alır, yasalar çıkarırdı. Haftalardır, şu salgın ortamında Meclis çalışıyor."

"AKP'nin  gündeminde pandemi olsaydı halka sundukları şey IBAN  ve infaz olmazdı. Her şeyi çok iyi bildiğinizi sanıyorsunuz, oysa çok az şey biliyorsunuz. Bilim çevreleri, sivil toplum örgütleri, toplumsal muhalefet yani sizin dışınızdaki herkes sokağa çıkma yasağı ilan edilmesi salgının kontrol altına alınmasına hizmet edeceğini söyledi halde, önce kökten reddettiniz, şimdide ülkenin nüfusunun yüzde  80'ini oluşturan 31 ilde şehir Karantinaları  ilan etmek zorunda kaldınız."

'ON BİNLERCE TUTUKLU YAŞAMINI YİTİREBİLİR'
İnfaz düzenlemesinin yıllar önce hazırlandığına işaret eden Beştaş, tutuklu ve hükümlü ayrımının yapılmasının kanun teklifinin en ayırt edici özelliği olduğunu dile getirdi. Beştaş, "Sadece bunu ne zaman getiririz diye kollanıyordu ve maalesef pandeminin can aldığı insanların canı derdine düştüğü, sokakların zaruretten boşaldığı muhalefetin sosyal mesafeyi korumak adına bir araya gelemediği can alıcı bir dönemde can alıcı bir infaz yasası gündeme getirildi. Tutuklulara ilişkin hiçbir düzenleme yok. Onların tahliye edilmesi için hiçbir engel yoktur. Ama hali hazırda suçluluğu kanunen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılmaz maddesi Anayasa'da  duruyor. Bu teklifte tutuklular görülmemiş. Şu an on binlerce tutuklu Covid 19 salgınında her an yaşamlarını yitirebilir" diye konuştu.

'BOŞALT DOLDUR TAKTİĞİ YASAYA YEDİRİLMİŞTİR'
Beştaş, siyasi tutsakların kapsam dışı tutulduğunu ve Anayasa'nın ihlal edildiğini söyleyen Beştaş, şöyle devam etti: "Siyasilere 4/3 lük bir infaz uygulaması getirilmiştir. Bu da niyetin ne olduğunu açıkça ele vermektedir. Bu teklifte boşalt doldur taktiği yasaya yedirilmiştir. Öyle bir düzenleme getirilmiş ki yüzde 40 oranında ceza infaz kurumunda kalması şartı getirilmiştir. Burada tatmin olan kamu vicdanı değil AKP'nin kendine muhalefet edenleri daha fazla yatırmaktır. İnfaz Hakimliği'nin yetkileri arttırılmış cezaevinde kalmanın yolları çok ustalıkla ve sinsice düzenlenmiştir. Kişinin cezaevinde ki tutumu da eklenmiştir. Diyelim ki bir hasta mahpus 'ben kelepçeli muayene olmak istemiyorum' diyecek bu yolla disiplin suçu alarak daha fazla ceza çekecek. Çok vahim bir düzenleme var. Modern Ceza İnfaz Sistemleri'nde çağ dışı hücre cezasının kaldırılması tartışılıyor. İnfaz adaletini temel ilkesi herkesin aynı infaz koşullarına sahip olmalıdır. Hedef biat etmek ve işkence yapmak değildir."

'UTANMASANIZ 'KÜRTLER HARİÇ' YAZACAKSINIZ'
İktidara, "Kürt fobiniz"  ve "HDP korkunuz" var diyen Beştaş, "HDP'den bu kadar korkmanız anlaşılır bir şeydir, çünkü HDP bütün hegemonik ve otoriter heveslerinizin panzehiri oldu şimdiye kadar. Kürt fobiniz ve HDP korkunuz üzerinden toplumu ırkçılık, kamplaştırma ve ötekileştirmeyle zehirlemeye çalışmanız, bu ülkeye yapmaya çalıştığınız en büyük kötülüktür ve bizim bütün bedelleri ödeyerek engellemeye çalıştığımızda budur. Sahip olduğunuz Kürt düşmanlığı üzerinden bizim dışımızdaki toplumsal muhalefeti de bu yasa ile haksızca ve vicdansızca cezalandırmaya çalıştığınızı da biliyoruz. Utanmasanız bu yasanın uygulama maddesine neredeyse 'Kürtler hariç' yazacaksınız" dedi.

"Biz yargıda ve infazda eşitlik ve adalet diyoruz; siz toplumsal kamplaştırma ve düşmanlaştırma diyorsunuz" diyen Beştaş, sözlerini şöyle sonlandırdı: "Biz tedbir diyoruz; siz Kanal İstanbul diyorsunuz. Biz hızlı ve adil yargılama diyoruz; siz apar topar mahkeme toplayıp Haydarpaşa tren garı itirazına red diyorsunuz. Biz evden çıkmayın diyoruz; siz uçaklarda KDV'yi yüzde 1'e indirdik diyorsunuz. Biz üretimden kopan ihtiyaç sahiplerine yardım diyoruz; siz para getirin diyorsunuz. Biz dayanışma ve ortak yaşam diyoruz; siz 'hep bana, rabbena' diyorsunuz. Biz de sonuç olarak size şunu söylüyoruz; mal, mülkte, siyasi hırs, ihtiras, egoda 'Allah gözünüzü doyursun' emi!"