11 Şubat 2026 Çarşamba

Haydi unutmayalım/Bu dayanışmayı

Gazeteci Yekta Armanc Hatipoğlu, ajansımıza yönelik saldırılara karşı başlattığımız Dayanışma Yazıları kampanyası kapsamında "Komünist Manifesto'nun Türkiye'deki serüvenini" yazdı.

Geçtiğimiz günlerde Ezilenlerin Sosyalist Partisi ve birçok sosyalist kuruma operasyon düzenlendi. 

100'ü aşkın kişi gözaltına alındı, 77 kişi tutuklandı. Polen Ekoloji üyesi Cemil Aksu'nun ikametgahına düzenlenen baskında Komünist Manifesto suç delili olarak kabul edildi. 

1848'de, Londra'da sınıfsal uçurumun derinden hissedildiği, işçi sınıfının ise bu uçurumu ortadan kaldırmak için hareket ettiği bir dönemde yayımlandı Komünist Manifesto.

"Avrupa'da bir hayalet dolaşıyor — Komünizm hayaleti." diye başlayan Manifesto, hastalığı teşhis ediyor, "Sınıflı toplumlar" diyor ve beraberinde hastalığın ilacını da öneriyor, "Komünizm — sınıflı toplumun ortadan kaldırılması" diyor. 

Manifesto'nun Türkçeye kazandırılması ise Avrupa'da yayımlanmasından uzun yıllar sonraya tekabül ediyor. 

Eserin tam hali, 1923 yılında "Komünist Beyannamesi" ismiyle yayımlandı. Ancak uzun yıllar serbest şekilde satılamadı. Cumhuriyet'in ilanı, beraberinde anti-komünist yasaları da getirdi ve Komünist Manifesto komünist propagandanın bir parçası sayıldığından yasaklandı. 

Kitap, Türkiye'de ilk kez açık şekilde Muzaffer Erdost'un çevirisiyle, 1968 yılında Sol Yayınları tarafından yayımlandı.  

Ancak 12 Eylül Darbesi'nin Sıkıyönetim Mahkemeleri ve Bakanlar Kurulu kararlarıyla, Komünist Manifesto "komünizm propagandası" gerekçesiyle yasaklanıp toplatıldı.  

1968 yılında kitabı Türkçeye kazandıran Muzaffer Erdost'un kardeşi İlhan Erdost, 12 Eylül'de Mamak Askerî Cezaevi'ne giderken askerî araçta darp edilerek hayattan koparıldı, ardından abisi Muzaffer Erdost, kardeşinin adını yaşatmak için Muzaffer İlhan Erdost olarak hayatına devam etti. Muzaffer İlhan Erdost'u ise 2020'de kaybettik. 

1991'de komünizm propagandasını yasaklayan TCK 142. Madde'nin kalkmasına rağmen pratikte durum pek de öyle işlemedi. Sosyalist hareketin ve 12 Eylül Darbesi'nden sonra kendisini daha fazla hissettiren Kürt Özgürlük Hareketi üzerinde ciddi baskılar vardı. Komünist Manifesto da bundan nasibini aldı. 
AKP'li yıllara, 2000'lere gelindiğinde ise Manifesto görünürde serbest; İş Bankası dahil pek çok yayınevi kitabı basıyor ancak perdeyi biraz aralayınca durumun öyle olmadığı görülüyor. 

2011'de kitap Sincan gibi bazı cezaevlerine yasak gerekçesiyle sokulmuyordu. 2009 yılında, ESP'ye düzenlenen bir operasyonda Manifesto yine delil olarak sayılmıştı. 2026, ESP'ye düzenlenen bir başka operasyon ve Komünist Manifesto yine delil… 

1920'lerden 2020'lere uzanan bir devlet geleneği var Türkiye'de. Kendisini anti-komünizm, tekçilik, anti-demokratik yöntemler üzerine inşa eden bir devlet geleneği… Komünist Manifesto'nun hikayesi, bu geleneğin çok küçük bir kanıtı belki de.

Kuşkusuz Türkiye'nin, bir açıdan da anti-komünizm üzerine temellendirilen bir devlet geleneği ve hafızası var. Bu hafıza bazen sık bazen de nadir aralıklarla tekrar tekrar gün yüzüne çıkıyor. 

Ancak Manifesto'nun Türkiye macerasının gösterdiği başka önemli şey, o kitabı 1920'lerde yayımlayanlardan 1960'larda yayımlayanlara ve 2020'lerde kullananlara da bir yol olduğu. O yolun yolcuları ne kadar ayrı düşünse ve düşse de günün sonunda bir araya gelmeyi çok iyi biliyor. 

Bertolt Brecht'in "Dayanışma" şiirinde dediği gibi, "Haydi unutmayalım/Nereden biz gücü alırız/Hem açken hem de tokken/Haydi unutmayalım/Bu dayanışmayı."

Sosyalistlere dayanışmayla… 

*Tarihsel TKP'ye yakın ATTF İşçi Korosu'ndan "Dayanışma"- https://www.youtube.com/watch?v=BKM67V_zwOg&list=RDBKM67V_zwOg&start_radio=1