'Göçmen ve mültecilerin sağlık hakkına erişim engelleri ve yaşanan hak ihlalleri' raporu açıklandı
Göçmen ve mültecilerin sağlık hakkına erişim engelleri ve maruz kaldıkları hak ihlallerine ilişkin bir rapor hazırlayan Göçmen Mülteci Dayanışma Ağı, göçmenlerin maruz kaldığı sorunların giderilmesini istedi.
Göçmen Mülteci Dayanışma Ağı, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesinde, "Göçmen ve mültecilerin sağlık hakkına erişim engelleri ve yaşanan hak ihlalleri" raporu açıklandı.
Raporun sadece bir durum tespiti değil sistemin sessizce yok ettiği binlerce hayatın ardından yükselen bir adalet çağrısı olduğu belirtilen açıklamada, "Göçmen sağlığını bir güvenlik veya parasal kazanç meselesi olarak gören yaklaşımlar, toplumun tamamını kapsayan bir halk sağlığı krizine ve vicdani bir çöküşe yol açmıştır" denildi.
Bu yıkımı durdurmak için acilen atılması gereken adımlar şöyle sıralandı:
A. SAĞLIK KURUMLARI 'GÜVENLİ BÖLGE' İLAN EDİLMELİDİR
Hastaneler şifa merkezidir, gözaltı noktası değildir. Sağlık kurumları her türlü kolluk denetiminden arındırılmalı; kimliksiz veya kayıtsız göçmenler Michael örneğinde olduğu gibi birer "suçlu" değil, "hasta" olarak muamele görmelidir. Hastanelerin kolluk denetiminden arındırılmış "Güvenli Bölgeler" olarak yeniden tanımlanması yaşam hakkının ilk şartıdır.
B. STATÜDEN BAĞIMSIZ, KOŞULSUZ SAĞLIK ERİŞİMİ
Kayıtsız statüsünde olsun ya da olmasın; çocuklar, hamile kadınlar, acil vakalar ve kronik/hayati hastalığı olan herkes için koşulsuz sağlık erişimi derhal sağlanmalıdır.
1) 8 Katlık "turist tarifesi"ne son: İnsani kriz yaşayan göçmenlerden, "sağlık turizmi" adı altında vatandaşın 8 katı ücret talep edilmesi uygulaması durdurulmalıdır. Sağlık hizmeti bir kar kapısı değildir; tarifeler vatandaşlarla eşitlenmelidir.
2) Suriyelilerin ASM Hakkı: Gebe ve bebek sağlığını korumak adına, Suriyeli sığınmacıların Aile Sağlığı Merkezlerine (ASM) erişimi hiçbir ön koşul olmaksızın derhal iade edilmelidir.
3) Halk sağlığı için statüden bağımsız aşı seferberliği: Toplum sağlığını tehdit eden salgın risklerini bertaraf etmek için, statü ve kayıt gözetmeksizin tüm göçmen çocuklarını kapsayan bir aşı seferberliği mahalle düzeyinde (ASM'lerde) başlatılmalıdır. Beyoğlu gibi kozmopolit bölgelerin ihtiyacını karşılamak üzere ivedilikle birinci basamak hizmet verecek "Yabancı Uyruklular Poliklinikleri" açılmalıdır.
4. GGM ve Cezaevlerinde "Tıbbi Tahliye" ve Denetim Geri Gönderme Merkezleri (özellikle Arnavutköy GGM) ve cezaevleri birer tecrit merkezi olmaktan çıkarılmalıdır.
🔹Mobil Tarama Ekipleri: GGM'lerde düzenli sağlık taraması yapacak bağımsız mobil
ekipler kurulmalıdır.
🔹 Tahliye Şartı: Tüberküloz gibi kronik hastalığı olan göçmenler GGM veya cezaevlerinden derhal tahliye edilmeli; tedavileri tam teşekküllü hastanelerde sürdürülmelidir.
5. Hukuki güvence ve adalete erişim
🔹 Kısıtlılık kararlarının esnetilmesi: Michael vakası gibi yaşam hakkı ihlallerinde
dosyalara getirilen "kısıtlılık kararları" savunma hakkını felç etmektedir. Baroların bu
dosyalara erişimi kolaylaştırılmalı ve vekaletname şartı insani kriz durumlarında
esnetilmelidir.
🔹Acil Müdahale Sekretaryası: Gözaltına alınan, hastanede rehin tutulan veya cenazesi teslim edilmeyen göçmenler için baroların ve hak örgütlerinin dahil olduğu bir "Acil Müdahale Sekretaryası" kurulmalıdır.
🔹 İletişim kanalları: Göçmenlerin acil durumlarda (hukuki veya tıbbi) ulaşabileceği, ana dillerinde hizmet veren kalıcı bir telefon hattı ve aktif bir e-posta adresi tahsis edilmelidir.
6. Sistemsel entegrasyon ve hak savunuculuğu
🔹 G78 Kodunun İptali: Bulaşıcı hastalıkları bir "sınır dışı" gerekçesine dönüştüren G78 kodu uygulamadan kaldırılmalıdır. Hastalığı olan kişiyi sınır dışı etmek değil, tedavi etmek halk sağlığı güvenliğinin temelidir.
🔹STK'ların dönüşü: Sivil toplum kuruluşları tekrar sisteme entegre edilmeli; hastanelerdeki tercüman ve sosyal hizmet uzmanı desteği nitelikli bir şekilde artırılmalıdır.
🔹Çalışanların Korunması: Sağlık hizmeti sunan personel üzerindeki "yardım ve yataklık" gibi cezai yaptırım tehditleri kaldırılmalıdır.
🔹 Sendikal Destek: İşçi sağlığı ve iş güvenliği çerçevesinde, sendika tüzüklerine göçmen işçilerin sağlık haklarını koruyan özel maddeler eklenmelidir.
🔹 Sürdürülebilir Proje Ortaklıkları: Kısa süreli yardımlar yerine; barolar, tabip odaları ve ilgili derneklerin (ASEM vb.) içinde olduğu, devletin denetleyici değil "kolaylaştırıcı" olduğu uzun vadeli ve sürdürülebilir projeler hayata geçirilmelidir.
7. Siyasi kriminalizasyon ve sağlık hakkı: Öğrenci ve aktivist göçmenlere yönelik siyasi damgalama ve ajanlık dayatmaları son bulmalı; bu kodların sağlık hizmetlerine erişimde bir engel olarak kullanılması yasaklanmalıdır.
8. Göçmen/Mülteci sağlığında yerel yönetimlerin rolü: İBB ve diğer yerel yönetimler, mültecilere yönelik sağlık merkezlerini derhal işlevsel hale getirmeli; sivil toplum kuruluşları ile yapılan laboratuvar ve tanı protokollerinde "kar amacı gütmeyen" kamu tarifelerini esas almalıdır.
9. Merkezi sağlık sevk ve koordinasyon sekretaryası: Göçmenlerin sağlık sisteminde kaybolmasını engellemek adına; "şeffaf, ulaşılabilir ve çok dilli" bir yönlendirme mekanizması kurulmalıdır. Hastaların başvurabileceği net bir e-posta adresi, telefon hattı ve fiziksel bir koordinasyon ofisi aracılığıyla sevk süreçleri yönetilmelidir. Bu sekretarya, hastane ile hasta arasındaki dil ve bürokrasi bariyerini aşan bir "hak arama merkezi" olarak işlev görmelidir.
10. Stratejik savunuculuk ve yerel ağların örgütlenmesi: Raporun ortaya koyduğu yapısal krizden çıkış için sadece merkezi kararlar beklenmemeli, "aşağıdan yukarıya" bir hak mücadelesi örgütlenmelidir:
🔹GSM'lerin fiili kullanımı ve baskı grubu oluşturma: GSM'lerin tüm göçmenlere açık olduğu gerçeğinden hareketle, sivil toplum kuruluşları bu merkezleri daha fazla zorlamalı ve "hizmet reddi" durumlarını raporlayarak idari dava/şikayet süreçlerini işletmelidir.
🔹Üçlü savunuculuk mekanizması
🔹Yerel ağların örgütlenmesi ve muhtar katılımı: Sağlık hakkı savunuculuğu sadece hastane kapılarında değil, mahalle ölçeğinde başlamalıdır. STK'lar, göçmen dayanışma ağları ve mahalle muhtarları arasında üçlü bir mekanizma kurulmalıdır. Özellikle muhtarların, göçmenlerin barınma ve sağlık sorunlarındaki "eşik bekçisi" rolü, onları savunuculuk süreçlerine dahil ederek birer "hak kolaylaştırıcısı" haline getirilmelidir.