28 Kasım 2020 Cumartesi

Foto politik

Faşizme karşı mücadeleyi her cepheye ve her alana yaymanın ve olanaklı güçleri birleştirerek yükseltmenin tam zamanı. Ne kadar saldırgan ve kan dökücü olursa olsun faşist şeflik rejimi, geleceğini güvencede görmüyor, en aşırı tedbirlere başvurarak, barolara, TTB, TMMOB'a, Anayasa Mahkemesi'ne  vb. savaş açarak kendini, terörü tırmandırarak, yeni savaş cepheleri açarak tahkim etmeye çalışıyor, yetmedi alacağını tahsil edemeyen kapitalist gibi mafyatik devlet çetelerine başvuruyor, sahneye çıkartmaya yöneliyor!

Sicili belli kişilerin fotoğrafının 16 Ekim'de tweet atılmasıyla duyurulan toplantı geçen haftanın önemli siyasi olaylarından biridir. "Devlet" veya faşist şeflik rejimi neden "şimdi" böyle bir fotoğrafa ihtiyaç duyuyor? Fotoğrafın arkasındaki politik güçler, "söyleten" kim, ipler kimin elinde? Devlet o fotoğraf ile nasıl bir mesaj veriyor? Özetle "foto politik" ne anlatıyor, mesajı ne?

Foto politik en başta faşist şeflik rejimine boyun eğmeyen, biat etmeyen halklarımızı, işçi sınıfı ve ezilen halklarımızın direnen öncülerini hedefliyor. Foto politik en başta halklarımıza, faşist şeflik rejimine karşı direnen bütün güçlere verilmiş bir göz dağıdır. Başta Cumartesi Anneleri olmak üzere direnen güçlerin bu gerçekliği hemen görmesi, uyanıklığını bilemesi ve duraksamadan hesap soran bir tutum almaları değerlidir. Foto politiğin amacına ulaşamayacağını da sergiler.

Yalıkavak Marina'da toplanan dört zatın verdiği fotoğraf burjuva Türk devletinin 50-60 yıllık yakın tarihinin en iğrenç yüzünü simgeler. Fotoğrafta yer alan cisimler kanlı ve karanlıktır. Halklarımıza karşı devletin işlediği en ağır ve affedilmez suçların baş sorumluları arasındadırlar.

Fotoğrafın mekanı Bodrum, Yalıkavak  Marina'nın işletme ve mülkiyeti Ağar ailesinin kontrolündedir. Yalıkavak Marina, mafya-istihbarat bağlantılarının ürettiği sermayenin kara ve en kanlı bölümünün küçük bir parçası, ama önemli bir simgesidir. Devlet çeteleri, halka karşı suç işlemenin yanı sıra hem ilksel bir sermaye birikim kanalı hem de devlet ihalelerini paylaştıran özel bir yapıdır. Kapitalizm ve burjuva devletler böyle yapılar olmaksızın düşünülemez.

O fotoğraf, diğer şeylerin yanı sıra devletin özellikle uyuşturucu ticareti ve kara para işleri başta gelmek üzere mafyatik alanı yeniden yapılandırma hazırlığı içerisinde olduğuna işaret eder. Yalıkavak Marina, kara paranın, istihbarat örgütleriyle bağlı mafyatik sermayenin hangi kasalara aktığını gösterir, devlet sevdalısı diye sunulan katiller, bir o kadar da sermaye, güç ve iktidar sevdalılarıdır.

O fotoğrafın mekanı Mehmet Ağar'ın ev sahipliğinin altını çiziyor. "Devlet çetesi"ni bir araya getiren çete lideri oluyor, devletle bağlantıları da onun üzerinden sürdürülüyor. Alaattin Çakıcı'nın yükseliş içerisinde olduğu kesin olsa da henüz Ağar'ı aşmadığı anlaşılıyor.

Devlet katillerinin verdiği fotoğrafın arkasında bu fotoğrafa ihtiyaç duyan güçlerin küstah kibirli yüzleri sırıtıyor. Fotoğrafta görünen dört yüz, devletin iki faşist çete grubuna işaret ediyor.

Alaattin Çakıcı ve Engin Alan'ın iplerini elinde tutan Devlet Bahçeli bağlantılı olduğu biliniyor. Alaatin Çakıcı'nın 10-15 kez Tayyip Erdoğan'a alenen hakaret ettiğini, hakeza Engin Alan'ın orduda faalken faşist şefi bir çok kez aşağıladığını hatırlamak, burjuva politikanın düşkün, çıkarcı, pişkin ve yüzsüz, fırıldak karakterini sergilemek bakımından da dönemli. Foto politiğin taşları, Devlet Bahçeli'nin Erdoğan'a ve cumhurbaşkanı hükümet modeline dönüşü ile döşenmeye başladı.

Mehmet Ağar ve Korkut Eken'in kankalığı eskidir, şefi de ekip de bellidir. Son dönemde ilişkilerin nasıl seyrettiği bilinmese de ekibin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile DYP'den derin bağlantıları var. Faşist şefin hükümetindeki iç çatışmalarda Devlet Bahçeli'nin Süleyman Soylu'ya arka çıktığı da biliniyor. Özetle fotoğraf adı geçen faşist klikler arasındaki bir ittifak ve işbirliğinin kurulduğunu gösteriyor. İşbirliği faşist şeflik rejimini tahkim etme amacı güdüyor, bununla birlikte diktatörlüğün dayandığı ittifaklar ve iktidar içi güç dengeleri bakımından Türkçü faşist kanadın İslamcı faşist kanada nazaran gücünü artırmakta olduğu da anlaşılıyor.

Evet foto politik faşist şeflik rejimini güçlendirmek için halklarımıza, faşist şeflik rejimine karşı direnen bütün güçlere yöneltilmiş açık bir tehdit ve göz dağıdır. Ne var ki o fotoğraf, faşist şeflik rejiminin mafyatik devlet çetelerine muhtaç hale geldiğini de göstermektedir ki, bu da gücünün değil zayıflığının göstergesidir. Faşist şeflik rejimi, Suruç saldırısından başlayarak geliştirilen kitle katliamlarıyla da birleşen faşist devlet terörü eşliğinde, daha doğrusu bizzat faşist terör ile kuruldu. O fotoğraf, kitle katliamlarıyla başlayan ve 5 yıla yayılan gözaltı, işkence, tutuklama, ağır cezalar, kontrollü serbestlikle vb. bütün coğrafyayı açık hapishaneye dönüştürmesine rağmen faşist şeflik rejiminin halklarımıza, ilerici, devrimci güçlere diz çöktüremediğini, boyun eğdiremediğini, biat ettiremediğini, bu bakımdan temel amacına ulaşamadığını gösteriyor. Yani faşist şeflik rejiminin iflasının resmidir bu.

Faşist şefin "Kentler eskisi gibi yönetilemez" saptaması AKP'lilerden bir bekçi örgütünün kurulmasının gerekçesi olmuştu. Faşist şefin kankası Bahçeli devletin baskı ve terörünün barolar üzerinde yoğunlaştığı günlerde faşist şeflik rejiminin parlamentarizmin kamburlarından kurtulması gerektiğini vurgulayarak, özellikle TTB, TMMOB vb. demokratik meslek örgütlerini hedefleyen yeni bir devlet terörü kampanyası için davetiye çıkarttı. Foto politik, işçi sınıfı ve ezilenlerin, halklarımızın öncü güçleri üzerinde devlet terörü hız kesmeden sürerken, faşist şeflik rejimi kendini tahkim etmek için devlet çetelerini halklarımızın ve öncü güçlerin üzerine salmaya hazırlandığı ve yöneldiğini anlatıyor. Faşist rejimle özgürlük isteyen güçler arasında sertleşen siyasi mücadele koşullarının hangi yönde derinleşeceğinin ciddiye alınması gereken bir işarettir bu.

Diğer bütün verilerin yanı sıra faşist şeflik rejiminin foto politiği de anti-faşist mücadelenin en kararlı güçlerinin, başlattığı faşizmi yenme ve politik özgürlüğü kazanma kararlılığını vurgulayan siyasi hamlenin hakeza hız kazanan anti-faşist cepheye nitelik kazandırma ve genişletme çabalarının ne denli yerinde olduğunu göstermektedir.

Faşizme karşı mücadeleyi her cepheye ve her alana yaymanın ve olanaklı güçleri birleştirerek yükseltmenin tam zamanı. Ne kadar saldırgan ve kan dökücü olursa olsun faşist şeflik rejimi, geleceğini güvencede görmüyor, en aşırı tedbirlere başvurarak, barolara, TTB, TMMOB'a, Anayasa Mahkemesi'ne  vb. savaş açarak kendini, terörü tırmandırarak, yeni savaş cepheleri açarak tahkim etmeye çalışıyor, yetmedi alacağını tahsil edemeyen kapitalist gibi mafyatik devlet çetelerine başvuruyor, sahneye çıkartmaya yöneliyor! Savunma ve direnme mücadelesi, faşist şeflik rejiminin amaçlarına ulaşmasını önleyerek asıl işlevini yaptı, rolünü oynadı. Direnen güçlerin deneyim kazanmasını sağladı. Şimdi savunma ve direnme ruh halinden daha ileri sıçramak mümkün. Zaten faşizme karşı mücadelenin en kararlı bölüklerinin hamlesi bunun hem mümkün olduğu mesajını veriyor hem de mümkün ve olanaklı olanı gerçekleştirmeye yöneliyor.

Öz savunma temelinde faşizmden hesap sormak geliştirilmekte olan siyasi hamlenin temel bir yönü ve hedefi. Bu foto politiğe önsel, hazır bir cevap niteliği de taşıyor. Foto politik, halklarımız ve bütün direnen güçler ve öncüler için öz savunmayı örgütlemenin ve geliştirmenin hayati önemine işaret ediyor. Her yerde ve bütün imkanlarla faşist şeflik rejimine karşı öz savunmanın örgütlenmesi, faşist şeflik rejimini yere serecek devrimci saldırının hazırlığı bakımından da belirleyici bir yerde duruyor.

* Atılım Gazetesi'nin 23 Ekim 2020 tarihli 449. sayı başyazısı.