11 Ağustos 2020 Salı

Erkek adalete bir adım geri attırmak için Nurcan Arslan'ın davasına çağrı

Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi, 16 Temmuz'da görülecek Nurcan Arslan'ın duruşmasına çağrı yaptı. Gülcan Arslan, müebbet hapis kararında ısrar edilmesini istedi, davada çıkacak kararın emsal olabileceğine dikkat çekti, kadınları davaya sahip çıkmaya çağırdı.

Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi, kadına şiddet ve kadın katliamlarına dikkat çekmek için her ayın 11'inde yaptığı eylemi bugün ay Nurcan Arslan için gerçekleştirdi.

Kadıköy Süreyya Operası önünde yapılan eylemde, "Nurcan için adalet herkes için adalet", "Erkek adalet değil gerçek adalet" sloganları atıldı

Eylemde ilk sözü Nurcan Arslan'ın kardeşi Gülcan Arslan aldı.

'KATİLE İNDİRİM ÜSTÜNE İNDİRİM UYGULANDI'
Dava sürecine ilişkin bilgi veren Arslan, Nurcan'ı 11 kurşunla katleden Abdullah Melih Barış'a indirim üzerine indirim uygulandığını söyledi. Arslan, "Öldürülen onca kadın varken bırakın caydırıcı cezayı, verilen müebbet bile bir sene sonra sona erebiliyor. Nurcan Arslan davasında cezanın müebbet hapis olarak kalması için sesimizi duyuralım. Bu karar emsal olabilir unutmamalıyız. İleride verilecek müebbet hapis cezalarında bile kafamızda acaba kalmaması için bugün Nurcan Arslan davasına sahip çıkmalıyız" dedi.

'İTİRAZLARIMIZ VAR!'
Açıklamayı okuyan Sinem Tuğcu, "Kadın cinayetlerinin, tacizin, tecavüzün, şiddetin arttığı evde, sokakta, işyerinde kendimizi güvende hissetmiyoruz. Değiştirilmez diye gösterilen 'makbul' kadınlığa, iyi bir eş, iyi bir anne olmaya, heteroseksit aile yapısına, inşa edilmek istenen İslami aile yapısına itiraz ediyoruz" dedi.

Tuğcu, kadının varlığını tanımayan, yok sayan kadın düşmanı politikalara, "kadın-erkek eşitliği fıtrata aykırı" bahanesi sunularak İstanbul Sözleşmesi'nin iptal edilmesine, cinsel istismar yasasının geçirilmesine de itiraz ettiklerini belirtti.

Tuğcu şöyle devam etti: "Erkek cinsinin ve düzeninin kutsandığı, kadın cinsinin, bedeninin, emeğinin, kimliğinin ve LGBTİ+ların reddedildiği erkek egemen sisteme itiraz ediyoruz!

"Kadının evsel köleliğinin arttığı, boşanmanın hak olmadığı, yaşamla-ölüm arasında kaldığı bir yaşama itiraz ediyoruz!

"Hayatlarımızın çalınmasına, iktidarın kadına yönelik şiddeti özendiren politikalarına, cins kırımının yaşanmasına, kadınların hayatını sorgulayan erkek adaletine itiraz ediyoruz!

"6284 sayılı kanunun uygulanmamasına,  Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün önünde bir kadının yaralanmasına, sığınma evinde kalan Zeynep Topal'ın kaçırılarak katledilmesine, Deniz Bulutsuz'a şiddet uygulayan Ozan Güven'e sahip çıkılmasına,  kadını değil erkeği koruyan devlet-erkek işbirliğinin olmasına itiraz ediyoruz!"

'ERKEK ADALETİ DEĞİL, GERÇEK ADALETİ UYGULA'
Tuğcu, İstanbul Sözleşmesi'nin iptal edilmemesi, 6284 sayılı kanunun uygulanması,  "yaşamak ve özgürlük istiyoruz" demek için her ayın 11'inde olduğu gibi bu kez Nurcan Arslan'ın katillerini koruyan yargıya, "erkek adaletini değil gerçek adaleti uygula" demek için eylemde olduklarını söyledi.

'CİNS ÖZGÜRLÜKÇÜ BİR DÜNYA KURACAĞIZ'
Artık hiç bir kadın şiddet görmesin, katledilmesin, şort veya mini etek giydiği için taciz edilmesin, tecavüze uğramasın diye isyanlarını büyüttüklerini ifade eden Tuğcu, şunları söyledi: "Biliyoruz erkek egemen sistem ayrıcalıklarını bırakmak istemeyecektir. Her zaman haklarımızı nasıl kazandıysak, bugün de erkek egemen devlet yaşam ve özgürlük hakkımızı vermeyecektir. Ama biz alacağız. Nurcan, Hande, Ayşegül adını, sayamadığımız binlerce katledilen arkadaşımıza yeni bir isim daha eklenmesin diye. Özgür ve korkusuz bir yaşam ancak kadın dayanışması ve mücadelesi ile mümkün! Yaşamak ve özgürlük için cins özgürlükçü bir dünyayı kuracağız!"

'ERKEK ADALETE BİR ADIM ATTIRMAK İÇİN 16 TEMMUZ'DA DAVAYA KATILALIM'
16 Temmuz'da Nurcan Arslan'ın katledilmesine ilişkin davanın görüleceğini hatırlatan Sinem Tuğcu, "erkek adalete geri adım attırmak için" davaya katılımın bir adım olacağını vurguladı ve tüm kadınları dayanışmaya çağırdı.