6 Şubat 2026 Cuma

Eğitim-Sen: Eğitim hakkı fiilen ortadan kaldırıldı

Eğitim-Sen, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında 11 ilde eğitimin durumuna ilişkin hazırladığı raporda, 4 milyon öğrenci ve 200 bin öğretmenin süreçten etkilendiğini ve tamamlanmayan okulların eğitim hakkını fiilen ortadan kaldırarak, eşitsizlikleri derinleştirdiğine dikkat çekti.

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), deprem bölgelerinde yaşanan eğitim sorunlarına ilişkin hazırladığı raporu açıkladı.

ADIYAMAN

Eğitim Sen, Tabip Odası, Sağlık ve Sosyal Hizmetler Emekçileri Sendikası (SES) Adıyaman şubeleri, KESK'e bağlı sendikaların birlikte kullandığı binada açıklama yaptı.

TTB Merkez Konsey Üyesi Ayşegül Ateş Tarlan, afetin psikososyal etkilerinin zamanla azalmadığını, aksine birçok alanda kronikleşerek gündelik yaşamın kalıcı bir parçası haline geldiğini belirtti. Tarlan, "Gerçekleştirilen bireysel derinlemesine görüşmeler, depremin çok sayıda kişi için 'geride kalmış' bir olay değil; hâlâ süren, kapanmayan ve her gün yeniden deneyimlenen bir süreç olarak yaşandığını ortaya koymaktadır" dedi.

'EŞİTLİK VE PEDEGOJİK İLKELERE AYKIRI EĞİTİM'
Ardından Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, depreminin Adıyaman başta olmak üzere geniş bir coğrafyada sadece binaları değil, toplumsal yaşamı tümden derinden sarstığını söyledi.Onbinlerce kişinin yaşamını yitirdiği depremde eğitimden sağlığa, barınmadan çalışma yaşamına kadar tüm kamusal hizmetin kalıcı olarak tahrip olduğunu kaydetti.

Okulların yıkıldığını ve hasar aldığını ifade eden Irmak, "Öğretmenler, öğrenciler ve veliler uzun süre belirsizlik koşullarında yaşamaya mahkûm edilmiştir. Eğitim-öğretim süreci, geçici çözümlerle ve çoğu zaman planlama, eşitlik ve pedagojik ilkelere aykırı biçimde sürdürülmeye çalışılmıştır" dedi.

Irmak, şöyle devam etti: "Derinleşen eşitsizlikler, yoksulluk, travma, göç ve güvencesizlik ile iç içe geçmiştir. Konteyner ve prefabrik yapılarda sürdürülen eğitim, dijital altyapı yetersizlikleri, anadilde eğitim hakkının yok sayılması, psikososyal destek hizmetlerindeki tıkanıklıklar, beslenme ve ulaşım sorunları ile öğretmenlerin güvencesiz ve baskı altında çalıştırılması, deprem sonrası eğitimin temel karakterini belirlemiştir" diye konuştu.

Kemal Irmak, raporu sahada elde ettikleri veriler üzerinden hazırladıklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yaşanan sorunları görünür kılmak, geçici ve biçimsel uygulamaların ötesine geçerek kalıcı, eşit ve nitelikli bir eğitim politikası için somut talepler geliştirmektir. Eğitim, afet koşullarında dahi ertelenemez bir haktır. Ancak bu hak, yalnızca 'eğitimin devam ediyor olması' ile değil; eşit, erişilebilir, güvenli ve çocuğun üstün yararını esas alan bir biçimde sunulmasıyla anlam kazanır. Adıyaman'da deprem sonrası eğitim pratiği, bu temel ilkelerden uzaklaşmış; mevcut sorunlar, merkezi ve yerel idarelerin sorumluluğunu daha da görünür kılmıştır. Bu rapor aynı zamanda, depremi 'olağanüstü bir durum' gerekçesiyle hak kayıplarını meşrulaştıran anlayışa karşı; eğitimin kamusal niteliğini, çocukların ve eğitim emekçilerinin haklarını savunan bir itiraz ve mücadele belgesi niteliğindedir."

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Eğitim-Sen'in hazırladığı raporda yer alan öneriler şöyle: "Anadilde eğitim hakkı tanınmalı ve görünür kılınmalıdır. Köy okulları ve konteyner kentlerde ücretsiz, kesintisiz internet sağlanmalıdır. Tüm öğrencilere ücretsiz bir öğün yemek verilmelidir. TOKİ alanlarında lise açılmalı, ulaşım ücretsiz olmalıdır. Norm fazlası öğretmenlere yönelik resen görevlendirmelere son verilmelidir. Okullar, algı ve proje değil; çocuğun üstün yararı ve pedagojik ilkeler temelinde yönetilmelidir. Okullar derhal tamamlanmalıdır. Taşımalı eğitim yeniden düzenlenmeli, öğretmenler için barınma sağlanmalı, MESEM uygulaması çocuk haklarına uygun hale getirilmeli, eğitim tüm mali yüklerden arındırılmalıdır."

ADANA

Eğitim Sen Adana Şubesi de, rapora ilişkin basın toplantısı düzenledi. Eğitim-Sen Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Özlem Tolu, depremden 11 ilde yaklaşık 4 milyon öğrenci ve 200 bin öğretmenin doğrudan etkilendiği kaydetti.

Üç yılında sonunda yıkılan ya da hasar gören okul binalarının ancak üçte birinin tamamlanabildiğini, ancak tamamlanan bu okullarda elektrik, su, ısınma, internet ve temizlik gibi temel altyapı sorunlarının hala sürdüğünü söyledi. Özlem Tolu, kentte 68 okul için alınan yıkım ve güçlendirme kararlarının kamuoyundan gizlendiğini, bu okullarda eğitim ve öğretimin devam ettiğini belirtti. Özlem Tolu, konteyner kentlerde yaşayan çocukların suça sürüklenme, erken yaşta çalıştırılma, bağımlılıklar, akran zorbalığı, taciz ve istismar risklerini artırdığını, ilkokul çağındaki çocuklarda okuma-yazma ve temel matematik becerilerinde ciddi gerileme yaşandığını, özel gereksinimli öğrencilerin ise rehabilitasyon hizmetlerine erişemediğini kaydetti.

Eğitim-Sen Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Özlem Tolu, konteyner okulların kapatılarak depreme dayanıklı, okulların yapılmasını, okullarda bir öğün yemek ve temiz içme suyu sağlanmasını, öğretmenlere kadrolu ve güvenceli istihdam sağlanmasını, MESEM uygulamasına son verilmesini, Cemaat, dernek ve vakıflarla yapılan tüm protokollerin iptal edilmesini istedi.

HATAY

Eğitim-Sen İskenderun Şubesi ise Sağlıklı Yaşam Parkı'nda açıklama yaptı. Depremde yaşamını yitirenleri anan KESK Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Erdal Karakuş, "Deprem değil ihmal öldürdü. Gerçek sorumlular hesap vermelidir" dedi.