8 Ağustos 2022 Pazartesi

DTK 8. Genel Kurulu başladı

Genel kurulda konuşan DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk, "Demokratik ulusu inşa edersek İmralı tecridini de soykırımı da durdurabiliriz" dedi. HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit ise bölgede Kürt ulusal birliğine, batıda demokratik birliğin gerekliliğine işaret etti.
Demokratik Toplum Kongresi'nin (DTK) iki gün sürecek olan 8. Kongre 1. Genel Kurul Toplantısı, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır il binasında bulunan Vedat Aydın Konferans Salonu'nda başladı.
 
"Ortadoğu krizini Ulusal Birlik perspektifi ve Ulus ruhuyla aşacağız" şiarıyla gerçekleştirilen genel kurula, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü ve HDP Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkan Yardımcısı Hacer Özdemir, HDP milletvekilleri Semra Güzel, Musa Farisoğulları, Selçuk Mızraklı, Dersim Dağ, Remziye Tosun ve Saliha Aydeniz, Barış Anneleri, ESP Diyarbakır İl Başkanı Ramazan Karakaya, DDKD, ÖSP, DAD katıldı.
 
Toplantı salonuna 21 Ağustos'ta tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren DTK Eş Başkanlık Divanı üyesi Dilek Adsan'ın fotoğrafları ile PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit, Kürt ulusal birliği ve bölgede sürdürülen orman yangınlara dikkat çeken pankartlar asıldı. Ayrıca salona kurulan sinevizyonlarla DTK'nin çalışmalarını konu alan görüntülerin gösterimi yapıldı.
 
LEYLA GÜVEN SELAMLANDI
 
Genel kurul, Divan Kurulu'nun seçimi ardından yapılan saygı duruşu ile başladı. DTK Eş Başkanlık Divanı üyesi ve HDP Diyarbakır Milletvekili Saliha Aydeniz, yaptığı açılış konuşmasında Divan Kurulu adına Genel Kurulu selamladı. İlk olarak 21 Ağustos'ta tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren DTK Eş Başkanlık Divanı üyesi Dilek Adsan anıldı. Aydeniz, tutuklu DTK Eşbaşkanı Leyla Güven'i selamlayarak, DTK'nin gerçekleştirdiği kongrenin önemine dikkat çekti.
 
AYDENİZ: ÖCALAN ŞAHSINDA ÖZEL TECRİT POLİTİKASI DEVREYE KONULDU
 
Ortadoğu'da 3. Dünya Savaşı'nın yaşandığını ifade eden Aydeniz, "İşgalci devletler, Ortadoğu'yu kan gölüne çevirerek, savaşı sürdürüyorlar. Kürt halkı özgürlüğü için mücadelesini sürdürüyor. Rojava'da tüm halklar savaşa karşı mücadele ediyor. Kadınlar öncülüğünde yeni yaşam inşa ediliyor. Bu tüm halklara örnek oldu. Bu savaşta Erdoğan'a bir rol verildi. AKP-MHP ittifakı son üç yılda Sayın Öcalan şahsında özel bir tecrit politikası devre konuldu. Milletvekillerimiz, belediye eşbaşkanlarımızın tutuklanması, ormanlarımızın yakılması ve bu süreçte yaşananlar tecridin bir sonucudur" dedi.
 
'SÜRECE EN İYİ ŞEKİLDE CEVAP VERECEĞİZ'
 
DTK'nin PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kırılması temelinde önümüzdeki süreçte çalışmalarını sürdüreceğini kaydeden Aydeniz, Kürt ulusal birliğine dikkat çekerek, "DTK'nin önemi Ortadoğu'nun ittifakı açısından çok önemli bir role sahip. İki gün boyunca bu temelde tartışmalar yürüteceğiz. Sürece cevabı en iyi şekilde vereceğiz" diye konuştu.
 
DTK EŞBAŞKANI ÖZTÜRK: ÇÖZÜM DEMOKRATİK ULUS İNŞASIDIR
 
DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk, yaşamını yitiren DTK Eş Başkanlık Divanı üyesi Dilek Adsan'ı anarak konuşmasına başladı. Tutuklu DTK Eşbaşkanı Leyla Güven'i selamlayan Öztürk, DTK'nin demokratik ulus inşası temelinde çalışma yürüten bir oluşum olduğunu söyledi. Son 3 yılda yaşanan yasak ve yıkım sürecinde yaşanan eksikliklere ilişkin özeleştiride bulunan Öztürk, şunları söyledi: "Ortadoğu'da yaşanan savaş, halklara yönelik bir savaştır. Savaşı yürüten güçlerin Ortadoğu'da bir işi yok. Emperyal güçler, kendi çıkarları doğrultusunda bu coğrafyayı kan gölüne çevirdi. Buna karşı çözüm demokratik ulus inşasıdır. Halkların kimlikleri, inançlar ne olursa olsun, istediği gibi özgür bir yaşam sürdürmeli."
 
'İŞARETLERİ FARKLI ZİHNİYETLERİ AYNI'
 
Türkiye'nin tekçilik üzerine kurulduğunu ancak halkların buna karşı mücadele ettiğini ifade eden Öztürk, "Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bu yana katliamlar, soykırımlar, göç dışında halklara ve Kürt halkına bir şey vermedi. Kürt halkı bu coğrafyada yaşayan kadim bir halktır. Kürt halkı insanlık ve yaşam hakkı dışında bir talepte bulunmadı. Diğer halklar gibi bir yaşam talebi var. Ancak sisteme baktığımızda, buna yol bırakmadı. 1924 Anayasası'yla Kemalizm temelinde halkların yok edilmesiyle, bugün AKP'nin MHP ittifakıyla, yer yer CHP'nin de yer almasıyla Kürt halkının iradesi yok edilmek isteniyor. İşaretleri farklı ama mesele Kürt olunca aynı zihniyet ile Kürt halkının iradesini yok etmek isteniyor" diye konuştu.
 
'KÜRT HALKINA SOYKIRIM İMRALI TECRİDİ İLE BAŞLADI'
 
PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecride dikkat çeken Öztürk, "Tecridin ağırlaştırılmasının Sayın Öcalan'ın şahsı ile sınırlı değil. Tecrit Kürt halkına dönük katliamlar ve soykırımlar temelinde başladı. Bu tespiti iyi okumalı. Kürt halkına yönelik soykırım İmralı tecridi ile başladı. Bakınız Kürtçeye tahammülleri yok, Ehmedê Xanî'nin heykelini yıktılar. Zilan'da katliam yaptılar, Cizre'de İdil'de aynı şeyi yaptılar. Bunlar hendek meselesi değil, 2014'te bu kararı aldılar. AKP, MHP, CHP ve derin devlet güçleri bu kararı birlikte aldı. Kürt halkının örgütlü olduğunu ve gün geçtikçe güçlendiklerini gördükleri için, Kürt halkı özgür bir yaşam istediği için şehirlerimize saldırdılar" şeklinde konuştu.
 
'DAHA GÜÇLÜ BİR SAHİPLENME OLSAYDI…'
 
Son 3 yılda yaşanan süreçte DTK'nin rolüne ve yaşadığı eksikliklere değinen Öztürk konuşmasını şöyle sürdürdü: "Nusaybin, Cizre direnişleri önemlidir. Bizim eksikliklerimiz oldu. DTK ve diğer kurumlarımız güçlü bir sahiplenme gösterseydi, bugün çok daha farklı olacaktı. Bu direniş öncesinde her gün çocuklarımız katlediliyordu. Bu direniş halkı savunmak için başladı. Bu sorun diyalog ile çözülebilirdi, şehirlerin yıkılmasına gerek yoktu. Binlerce arkadaşımız tutuklandı. Arkadaşlarımız barış istedikleri için cezaevinde, Demirtaş ve Önder gibi. Buna karşı bizler ne yapmalı; eksikliklerimizi ortaya koymalıyız ve bir daha bu eksikliklere düşmemeliyiz.
 
DEMOKRATİK ULUS İNŞASIYLA TOPLUMU ÖRGÜTLEMELİYİZ
 
"Demokratik ulus inşası için toplumu örgütlemeliyiz. Bunu başarabilirsek, hiçbir güç halkların iradesine karşı duramaz. Bunu sağlayacak olan bizler ve delegelerimizdir. Kurumlarımız, derneklerimiz, siyasi partilerimiz, bu örgütleme temelinde çalışmalar yürütmeli. Gayemize ulaşmak için yoğunlaşmalıyız. Bunu başarırsak, soykırımı durdurabiliriz, İmralı'da devreye konulan soykırımı durdurabilir, Sayın Öcalan'ı özgürleştirebiliriz. Bunun için örgütlü olmamız şart.
 
KÜRT HALKI HİÇBİR DÖNEM BU KADAR GÜÇLENMEDİ
 
"Kürt ulusal birliği, Kürt halkı dört parçada hiçbir dönem bu kadar güçlenmedi. Biz bu kadar güçlüyken, devletler Kürt halkına karşı kararlar alırken, bizler neden bir araya gelmiyoruz. Neden diplomasi, savunma güçlerimizi birleştirmiyoruz. Kerkük saldırısında AKP-MHP öncülük etti. Güney hükümeti ile referandum öncesi çok iyi ilişkileri vardı. Referandum kararı alınmasıyla en büyük hakareti ettiler, açlıkla tehdit ettiler. İradesiz değiliz, güçsüz değiliz, eksiklik birliğin olmamasından kaynaklanıyor. Efrin'i kim işgal etti? AKP ve MHP işgal etti. Türkiye'nin işgaline kadar Efrin'de çatışma yaşanmadı. Bu Kürt halkının statü sahibi olmaması için yapılan işgaldi.
 
BAŞKA BİR GEZEGENE GİTSEK ORAYA DA SALDIRACAKLAR
 
"Başka bir gezegene gitsek, oraya da saldıracaklar. Kürt halkının irade ve statü sahibi olmaması için saldıracaklar. Dünyada bizim gibi bir halk yok, halen dilimize yönelik saldırılardan söz ediyoruz. Cenazelerimize ve mezarlarımıza saldırılardan söz ediyoruz. Bu örnekler dünyada yok. DTK ne yapmalı; sonuç alabilmek için neler yapmalıyız, eksiklerimizi nasıl ortadan kaldıracağız?
 
EMPERYAL GÜÇLER ROJAVA'YI İŞGAL EDEMEZ
 
"'Kobanê düştü düşecek' diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı da biliyoruz. Ama Kobanê düşmedi. Barbar çetelere karşı direndi. Sadece Kürt halkı için değil, bütün insanlık için mücadele etti. Sayın Öcalan'ın felsefesi temelinde Rojava'da yeni bir yaşam inşa ediliyor. Tüm halkların içinde yer aldığı bir yaşam oluşturuluyor. Rojava halkı aç da kalmaz, özgür ve barış ortamında kendi kendilerini yönetecektir. Emperyal güçler Rojava'yı işgal edemez.
 
KÜRT ULUSAL BİRLİĞİ KAÇINILMAZDIR
 
"Başta Kürt Ulusal Birliği'nin sağlanması kaçınılmazdır. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları bunu göz önünde bulundurmalıdır. Geç atılacak her adım bizlere zarar verecektir. Nusaybin, Sur, Cizre bir daha yaşanmaması için en büyük sorumluluk bizim sorumluluğumuzdur. Tarihe karşı bizler sorumluyuz, hesabı bizler vereceğiz. Düşüncülerimiz farklı olabilir ama hangi parça olursa bir birimize saygı duymak zorundayız. İşgale karşı birlik olmalıyız. Bunu başarabilirsek, Kürt halkına karşı devletler amaçlarına ulaşamaz. En büyük eksikliğimiz, aynı zamanda bir özeleştiridir; Kürt Ulusal Birliği'ni sağlayamamamızdır. Kürtlerin zafere ulaşması için birlik şart."
 
'DEMİRTAŞ VE ÖNDER'E VERİLEN CEZA BARIŞA KONULAN BİR KETTİR'
 
HDK Eşsözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit de tutuklu DTK Eşbaşkanı Leyla Güven'i selamlayarak başladığı konuşmasında, dün HDP'nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve HDP eski Milletvekili Sırrı Süreyya Önder hakkında verilen hapis cezalarına tepki gösterdi. Koçyiğit, "Sayın Selahattin Demirtaş ve Sırrı Süreyya Önder'e verilen ceza, barış sürecine, çözüm iradesine verilen bir cezadır. Devletin gözleri önünde cereyan eden, AKP'nin bire bir dahil olduğu süreci, bugün fatura olarak yol arkadaşlarımıza çıkarması kabul edilemez. Bu iki kişiye verilen ceza değil, barışa konulan bir kettir. Türkiye'de AKP-MHP faşizminin yargı eliyle kurmak istediği sistemin örneğidir. Yargıyı siyasetin aparatına çevirmiş faşist bir sistem ile karşı karşıyayız. Gün ve gün toplumu kutuplaştırmayı oldukça iyi beceriyor" dedi.
 
'MÜCADELE PROGRAMIMIZI ORTAYA KOYMALIYIZ'
 
Ülkede yaşanan ekonomik krize dikkat çeken Koçyiğit, "Ekonomik krize karşı ve hükümetin söylemlerine baktığımız zaman, her şeyi bu rotadan devam ettireceğini biliyoruz. Ülkede insanlar açlıktan kendilerini yakıyor, bütün bunların hükümetle bir ilgisi olmadığını ifade ediyorlar. Algı operasyonuyla, faşist akılla karşı karşıyayız. Bu faşizme karşı ne yapmamız gerektiğini açık bir şekilde tartışmalı. Mücadele programımızı ortaya koymalıyız" ifadelerini kullandı.
 
'YAŞANANLAR 7 HAZİRAN'IN DEVAMIDIR'
 
Ülkede ve bölgede yaşananların 7 Haziran seçimleri ardından başlatılan çatışmalı sürecin devamı olduğu değerlendirmesinde bulunan Koçyiğit, devamla şunları söyledi: "Suriye'deki Kürt statüsünü ve demokratik yapıyı engellemek istiyorlar. Onun için Efrin'e saldırdılar, Kerkük işgaline kapı araladılar. Olası İdlib için söz söyleyebiliyorlar. Devlet aşınmıştır, tekleşmiştir, bir grubun eline geçmiştir. Türkiye açısından klasik bir devlet yapılanmasından söz edilemez. Karşı karşıya olduğumuz şey kendisini var etmek için her yolu mubah gören bir anlayıştır. En acı ve en çirkin yüzünü bizlere bir kez daha gösteriyor.
 
BİZLER BU FAŞİZMİ YENECEĞİZ
 
"Öyle bir aralıktan geçiyoruz ki; cenazelerimizi gömemiyoruz, hasta tutsaklar ölüme yatırılıyor. İşte tamda faşizm böyle bir şey. Çaresiz miyiz, değiliz. Almanya'da nasıl Hitler faşizmi yenildiyse, bizlerde bu faşizmi yeneceğiz. O zaman doğru güzel iyi olan bir mücadeleyi zafere ulaştırmak için ne yapabiliriz üzerinden tartışmamız gerekiyor."
 
'BÖLGEDE ULUSAL BİRLİK, BATI DA DEMOKRATİK BİRLİK KAÇINILMAZDIR'
 
Bölgede Kürt ulusal birliği, ülkenin batısında ise demokratik birliğin gerekliliğinin altını çizen Koçyiğit, "Halkların, inançların, kadınların, gençlerin kendi demokratik ittifaklarını kurmaları gerekiyor. İlk adımı ise Kürdistan'da Kürt ulusal birliğinin kurulmasıdır. Biz buna ilişkin çeşitli girişimlerde bulunuyoruz. Ancak hepimiz özeleştiri pozisyonundayız. Türkiye'nin bu soykırımcı siyaseti ilk değil. 6-7 Eylül olaylarının yıl dönümüydü. Asıl halklardan biri olan Rumlardan, nasıl insanlara zulmün uygulandığını iyi biliyoruz. 2018'de aynısını Kürt halkı yaşamakta. Buna karşı durmalıyız, yan yana olmalıyız. Saldırı ideolojiktir, mücadele de ideolojik olmalıdır. Başaracağımıza inanıyorum, serkeftin" diye kaydetti.
 
SİYASİ PARTİ TEMSİLCİLERİ MESAJLARINI PAYLAŞTI
 
Daha sonra Özgürlük ve Sosyalizm Partisi (ÖSP) Genel Başkanı Sinan Çiftyürek, DBP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyesi Mehmet Şirin Tunç, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Diyarbakır İl Başkanı Ramazan Karakaya, Demokratik Alevi Derneği (DAD) Eşbaşkanı Musa Kulu söz alarak, kongreye dair mesajlarını paylaştı. Toplantı, ESP Genel Merkezi'nin DTK kongresine gönderdiği mesajın okunmasıyla devam etti.
 
BARIŞ ANNESİ: KÜRTLER ARASINDAKİ İHANETE SON VERMELİ
 
Barış Anneleri Meclisi üyesi Kevê Işık, Kürt ulusal birliğinin sağlanmamasını eleştirerek, "Ben bir anne olarak insanlarımıza sesleniyorum; Kürdistan toprakları bu halkın çocuklarının kanları ile sulanıyor. Artık yeter, birlik olalım. Kardeşlik elini uzatmayana kadar halimiz böyle olacak. Her gün çocuklarımızın cenazeleri gelecek, çocuklarımız yetim kalacak. Neden böyle olsun. Kürtler kadar ittifaksız bir toplum yok. Anneler olarak bir daha söylüyoruz; halkımız birliği sağlamalıdır, bir birine el uzatmalıdır. AKP ve MHP'ye bakın, mesele Kürt olunca birlik oluyorlar. Kürtleri bitirmek için bir araya geliyorlar. Bizim siyasetçilerimiz de kardeşlik temelinde yaşanan eksikleri ortadan kaldırmalı. Bir arada ortak bir şekilde yaşananlara son vermeli. Artık rica ediyoruz; birliğimizi sağlayalım. Kürtler arasındaki ihanete son verelim. Artık yeter, bu topraklara barış gelmeyene kadar bir yere ulaşamayız. Barış, barış, barış" dedi.
 
Yapılan konuşmalar ardından PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit konulu panorama gösterimi yapıldı. Toplantı, DTK delegeleri ve bileşenlerinin yürüteceği tartışmalarda basına kapalı bir şekilde devam ediyor.