20 Ekim 2020 Salı

Dilek Dayar'ın ölümüne ilişkin soruşturmadaki hukuksuzluğa tepki

Sirkeci Postanesi'nin restorasyonu projesinde taşeron şirkete bağlı olarak çalışırken iş cinayetine kurban giden Dilek Dayar'ın ölümüne ilişkin soruşturmadaki hukuksuzluğu dikkat çekmek amacıyla adliye önünde açıklama yapıldı. Tarihi Sirkeci Postanesi'nde restoratör olarak çalışan Dilek Dayar, gerekli iş sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınmaması sonucu 26 Temmuz'da iskeleden düşerek yaşamını yitirmişti. Dayar'ın ailesi ve arkadaşları bugün İstanbul Adliyesi önünde basın açıklaması düzenledi. Açıklamaya HDP İstanbul Milletvekilleri Hüda Kaya ve Erkan Baş, DİSK Yönetim Kurulu Üyesi ve Limter-İş Genel Başkanı Kanber Saygılı ve Newal-Der yöneticisi Fırat Çakır'ın yanı sıra siyasi parti ve sendika üyeleri de katıldı.
 
Dayar'ın avukatı dava sürecine dair yaptığı açıklamada Adım Restorasyon İnşaat şirketinin ortaklarından İmran Karadeniz'in tali kusurlu sayılarak serbest bırakıldığını, şirketin bir diğer ortağı Adnan Karadeniz'in ise asli kusurlu bulunmasına rağmen savcılık tarafından tutuklanmasına yönelik işlem yapılmadığını aktardı ve konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bugün burada bu soruşturmayı yürüten savcılığa, sulh ceza hakimliğine ve her türlü makama sesimizi duyurmak istiyoruz. Asli gerçekler ortada olmasına rağmen, bu iskeleyi kuranlar dosya kapsamında belli olmasına rağmen, bu iskelenin yasal hükümlere aykırı biçimde kurulduğu ve denetlenmediği ortada olmasına rağmen, bu sorumlular neden sorgulanmıyor, neden tutuklayıp yargılanmıyorlar. Ve aradan geçen bunca zamana rağmen bu dava neden açılmıyor bunları sorguluyoruz."

HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya, "Dilek Dayar tedbiri alınmayan iş güvenliğinin, patronların karını, rantını düşünen bu sistemin bir kurbanı olmuştur. Ve bunun sonucunda suçluların hak ettiği cezayı alması bir kenara, suçluları suça teşvik edercesine bir topluma dönüşmeye itiraz etmek için burada toplandık. Bizler burada arkadaşlarımızın, emekçilerimizin, işçilerimizin çalışma hayatının her alanında; ezilen, hakları gasp edilen, emekleri çalınan ve insanlık dışı çalışma ortamlarına mahkum edilmeye çalışılan bütün halkımızın sesine ses olmak için buradayız. Dilek'in ölümüne sebep olan patronlar bırakın cezalarını almayı, ellerini kollarını sallayan suçlular olarak toplumda suç üretmeye devam ediyorlarken bizler insanca bir yaşamı hep birlikte gerçekleştirinceye kadar burada olacağız" şeklinde konuştu.

Ardından söz alan HDP İstanbul Milletvekili Erkan Baş ise "Bugün burada bir kez daha bir örneğini yaşadığımız tablo Türkiye'de özellikle son yıllarda artarak devam eden ülkemizin bir işçi cehennemi haline dönüştürüldüğü tablonun bir yansıması. Pek çok kardeşimiz, arkadaşımız sadece ve sadece evine ekmek götürebilmek için eşinin, ailesinin geleceği için çalışmak zorunda olduğu iş yerlerinde hayatını kaybediyor. Yaşayanlar için de bir cehenneme dönen bu ülke her gün sadece patronların kar hırsı için yitirdiğimiz işçilerin arkasından ağlamak zorunda kaldığımız bir ülkeye dönüşmüş durumdadır. Biz bu tabloyu kabul etmiyoruz, kabul etmeyeceğiz" diye belirtti.

DİSK adına konuşan Limter-İş Sendikası Genel Başkanı Kanber Saygılı şunları kaydetti: "İş cinayetine kurban gitmiş arkadaşlarımıza baktığımız zaman neredeyse yüzde yüzü taşeronda ve sendikası olamayan kuruluşlarda çalışan arkadaşlarımız. Çalışma yaşamı adeta mayınlı bir tarlaya dönüşmüş durumda. Çok bilinçli bir şekilde hem patronlar tarafından hem de patronların sırtını sıvazlayan hükümet tarafından yürütülen bir politika. Bu politikalara itiraz ettiğimiz durumlarda ya kapı dışarı atılıyoruz ya da ölümlerden ölüm beğenmek üzerine bir anlayışla karşı karşıya kalıyoruz. Her şeye rağmen Dilek arkadaşımız şahsında iş cinayetlerine karşı mücadelemiz sürecek. Mahkeme salonlarında olacağız, adliye koridorlarını boş bırakmayacağız."

Konuşmaların ardından Dilek Dayar'ın kuzeni Gülbahar Kavcu bir basın açıklaması yaptı. Kavcu "Bugün Dilek'in doğum günü idi. İş cinayetlerinde cezasızlık uygulanmasa ve etkin yaptırımlar uygulansaydı bugün Dilek ve daha bir çok işçi arkadaşımız aramızda olacaktı" dedi.

Kavcu özetle şunları kaydetti: "6331 sayılı yasa açık bir biçimde işveren ve işveren vekillerine; en sarsak, en tedbirsiz işçinin dahi kaza yapmasını engelleyecek her türlü tedbirin alınmasını, alınan tedbirlerin denetlenmesini, alınan tedbirlerinin yeterli olmadığının görülmesi halinde geliştirilmesini emretmektedir. Arkadaşımızın hayatına mal olan ihmaller zinciri göstermiştir ki gerek şirket sahipleri gerekse ihale veren ana kurum olarak Karacan grup ve PTT yönetimi bu kazanın yaşanmasını engellemek adına hiç bir önlem anlamışlardır.”

“Dosya kapsamı göstermiştir ki etkin bir soruşturma yürütülmemektedir. İş güvenliğine ve iskelenin kurulumuna yönelik sorduğumuz onlarca sorunun cevabı dosyada yoktur. Deliller toplanmamıştır. Kazanın asıl sebebi ise açık ve net olarak göstermektedir ki; iskelenin yasa ve yönetmeliklere uygun bir biçimde kurulmamıştır. Dosyada mevcut olarak halen toplanmamış birçok delil vardır ve bu deliller toplanmadığı halde sorumluların serbest bırakılması ve tüm sorumluların tutuklanmamış olması CKM 100. Madde kapsamında ağır bir yasa ihlalidir."