25 Kasım 2020 Çarşamba

'Devlet hapishanelerdeki sorunları çözmeli'

HDP Muş Milletvekili Koçyiğit, Meclis'de hapishanelerde yaşanan hak ihlallerine ilişkin basın açıklaması düzenledi. Devlete çağrı yapan Koçyiğit, derhal hapishanelerdeki sorunların tespitini yapmasını ve çözüm üretmesini istedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, hapishanelerde yaşanan hak ihlallerine ilişkin Meclis'te basın toplantısı düzenledi.

Pandemi başlangıcından bugüne dek en sağlıksız alanların başında hapishanelerin geldiğini söyleyen Koçyiğit, Covid-19 virüsünün Mart ayında Türkiye'de başlamasıyla birlikte Adalet Bakanlığı tarafından hapishanelerde bir takım "önlemler" alındığını hatırlattı.

Koçyiğit bu önlemler kapsamında ortak alan faaliyetleri ve açık görüşlerin hala yapılmadığını, hastane sevkleri yapılmaya başlanmışsa da 14 günlük karantina uygulamasına devam edildiğine, tutuklu olan tutsakların duruşma günü mahkemeye götürülmediğine ve SEGBİS ile duruşma katıldığına dikkat çekti.

'TOPLAM 366 CEZA İNFAZ KURUMU BULUNMAKTADIR'
Koçyiğit, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü'nün 1 Eylül 2020 verilerini şöyle aktardı: "263 kapalı ceza infaz kurumu, 76 müstakil açık ceza infaz kurumu, 4 çocuk eğitim evi, 9 kadın kapalı ceza infaz kurumu, 7 kadın açık ceza infaz kurumu, 7 çocuk kapalı ceza infaz kurumu, toplam 366 ceza infaz kurmu bulunmaktadır. Bu kurumların kapasitesi 241 bin 576 kişidir.

"Bunların yanında AKP iktidarda kaldığı sürece cezaevi inşaa etmeye devam etmektedir. Adalet Bakanlığı için 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi'nde toplam 23 milyar 973 milyon 52 bin TL olacağı belirtilmiştir. Bunun 2021 yılında 39 yeni Ceza İnfaz Kurumu'na harcanacağı söylenmektedir. 2019'da 26 yeni cezaevi açan bakanlık 2020'de de 29 cezaevi açmıştı. Açılan her cezaevi Türkiye'deki hak ve özgürlüklerin ne denli tehlikede olduğunu ve ülkenin otokrasi ile yönetildiğinin göstergesidir.

"Türkiye'de 366 cezaevinde 294 bin civarında tutuklu ve hükümlü bulunduğu belirtilmektedir. Bunların yaklaşık 11 bini kadın mahpustur, 3 bin 100 civarında çocuk cezaevlerinde tutulmakta ve 784 bebek anneleriyle birlikte cezaevlerinde kalmaktadır. Ayrımcı infaz yasası ile erkekler salınırken hamile ve çocuklu kadınlar ise cezaevlerinde tutulmaya devam edilmiştir. Tutuksuz yargılama koşulları, infaz ertelenme koşulları sağlanabilecekken çocuklar çocukluklarını dört duvar arasında geçirmek zorunda bırakılmıştır. Binlerce siyasi mahpus, gazeteci, öğrenci, avukat, siyasetçi infaz yasası kapsamı dışında tutulurken kadınlara şiddet uygulayanlar, taciz edenler, kadınları yaralayanlar, tehdit edenler ve kadınları katledenler serbest bırakıldı.

'2020'NİN SON ÜÇ AYINDA 14 MAHPUS YAŞAMINI YİTİRDİ'
"Adalet Bakanlığı tarafından 17 Haziran 2020'de Koronavirüs etkisiyle 6 hükümlünün hayatını kaybettiğini, aktif pozitif vaka sayısının 72 olduğunu, tamamının sağlık durumunun iyi olup, yoğun bakımda ya da entübe hasta bulunmadığını, bugüne kadar Ceza İnfaz Kurumlarımızda Covid-19 pozitif tanısı konulup iyileşen tutuklu/hükümlü sayısının 374 olduğu açıklanmaştı. Ancak cezaevlerinde geldiğimiz bugün itibariyle vaka sayılarının ne kadar olduğu bilinmektedir. Bakanlık tarafından gerçek rakamların ve bilglerin paylaşılmaması mevcut durumun açıklığı konusunda ciddi kaygılar oluşturmaktadır. İnsan Hakları Derneği'nin belirlemelerine göre, 2020 yılı içerisinde sadece son üç ayda çeşitli cezaevlerinde 14 mahpus yaşamını yitirdi."

'EN TEMEL İNSAN HAKKI İLKELERİ İHLAL EDİLMEKTEDİR'
Hapishanelerde uygulanan tecrit, işkence iddialarının hapishanelerin en başat sorunları haline geldiğini söyleyen Koçyiğit, "Parti genel merkezine, grubumuza, milletvekillerine, insan hakları inceleme komisyonu ve cezaevi alt komisyonuna ulaşan çok sayıda başvurularda yer aldığı üzere mahpusların tek kişilik hücrelere konulması; süngerli oda uygulamaları, cezaevi görevlilerinin uyguladığı darp ve kaba dayak; özellikle pandemi koşullarında yiyeceklerin sağlıklı olmayışı ve hijyenik bir ortamın olmayışı, temizlik malzemelerin fahiş fiyatlarla satılması, disiplin cezalarının keyfi bir biçimde uygulanması, cezaevine gönderilen mektupların mahpuslara ulaştırılmaması, kalabalık olan koğuşlarda yatacak yer bulunmaması, hasta mahpusların tedavi süreçlerinin aksatılması ve pandemi sürecinde özel bakımlarının yapılmaması, kelepçeli muayene dayatması ve ilaçların verilmemesi, kitap ve yayınların verilmemesi, sohbet hakkı, spor ve kültürel faaliyetlerin kısıtlanması, kaloriferlerin yanmaması, anneleri ile birlikte kalmak durumunda olan çocukların ihtiyaçlarının gözetilmemesi, ziyaretçilere yönelik onur kırıcı muameleler ve çoğu kez ziyaret hakkının engellenmesi, çıplak arama uygulamaları, mahrem alanlara kameralar konulması, havalandırma boşluklarının tel örgütlerle çevrilmesi gibi en temel insan hakkı ilkeleri ihlal edilmektedir" dedi.

AKP iktidarı döneminde daha önceki dönemlerde görülmeyen bir baskı ve şiddet ortamının derinleştiğini dile getiren Koçyiğit, bunun en net hissedildiği ortamların başında da hapishaneleri ve F Tipi hücrelerin geldiğini söyledi. F Tipleri için "tabutluk' benzetmesi yapıldığını hatırlatan Koçyiğit, şöyle devam etti: "Neden çünkü insanca yaşama koşulları sağlanmamakta ve mahpuslar ölüme terk edilmektedir. Bunun yanısıra hasta mahpuslar sorunu hala çözüm bekleyen en birinci sorun olarak durmaktadır. İnfaz erteleme başvurularının keyfi biçimde reddedilmesi, infaz savcılarının pandemi koşullarında bile kişilerin 'örgütle ilişkisi kesilmemiştir cezaevinden çıkamaz' demesi başlı başına bir hukuksuzluğu göstermektedir. İHD raporlarına göre hapishanelerde en az 604'ü ağır olmak üzere en az bin 605 hasta mahpus bulunmaktadır. Biz bu konu hakkında da gerek Adalet Bakanlığı'na gerek İnsan Hakları İnceleme Komisyonu'na başvurular yaptık. Sizlere kritik eşiği çoktan geçmiş bir an evvel cezaevinden çıkması gereken hasta mahpuslardan söz etmek isterim. Bakanlığın AYM'nin ve ATK'nın hukuk uygulamadıklarını bildiğimiz bu örnekler basında da yer aldı şu an bu insanlar hala cezaevlerinde tutulmaktadır."

'DEVLET CEZAEVLERİNDEKİ SORUNLARIN TESPİTİ VE ÇÖZÜMÜNE DAİR ÇÖZÜM ÜRETMELİDİR'
Hapishanelerde yaşananların adaletsizlik ve hukuksuzluğun artık pervasız bir biçimde yok sayıldığını bir kez daha işaret ettiğini kaydeden Koçyiğit, insan onuru ayaklar altına alacak hiçbir davranışın asla kabul edilemez ve infaz ilkeleri ve amacıyla da örtüşmeyeceğini belirtti. Koçyiğit, "Adeta ortaçağ karanlığı cezaevlerinde yeniden vücut bulmuş gözükmektedir ancak bu yöntemler kabul edilebilecek yöntemler değildir. Devlet; alacağı tedbirler ile tutuklu ve hükümlülerin fiziksel ve ruhsal koşullarını en iyi şekilde sağlamakla yükümlü olup bu itibarla, cezaevlerindeki sorunların tespiti ve çözümüne dair bir çözüm üretilmelidir" dedi.