4 Ağustos 2020 Salı

Derviş Tan yazdı | Bir devrime bakmak: Nikaragua

Nikaragua devrimi ve FSLN deneyimi, sıradanlıkların ötesinde devrimler tarihine yeni bir not düşen bir devrimdir. Birçok yönüyle devrim, önüne çıkan engeller, güçlükler ile baş etmeye yönelmiş, emperyalist kuşatmalara direnmiştir.

Nikaragua, Büyük Okyanus ve Karayip Denizi ile çevrili Orta Amerika'nın en büyük ülkesi.

17. ve 18. yüzyıllarda İspanyollar tarafından Nikaragua'nın büyük bölümü sömürge haline getirilir. Ancak 1821'de İspanyol sömürgeciliğine karşı bağımsızlığını kazansa da bir dönem Meksika, bir dönem ise Orta Amerika Birleşik Devletleri ile birleşir. Nikaragua ancak 1838'de bağımsız bir cumhuriyet olur.

Ekonomisinin büyük bölümünü tarımsal üretimin oluşturduğu (muz, kahve, şeker) Nikaragua, ABD'nin işgalci, sömürgeci saldırgan politikalarının da sık sık muhatabı olur. Defalarca işgale uğrayan yoksul Nikaragua halkı, Augusto César Sandino önderliğinde gerilla mücadelesiyle işgalci ABD birliklerinin ülkeden sökülüp atılmasını sağlar. Amerikan birliklerinin 1925'te çekilmesinin hemen ardından patlak veren iç savaşta Sandino, silahlı mücadeleyi sürdürürken diğer liberal önderler ABD'nin denetiminde yapılan seçimler sonucu (1928 ve 1932) iktidara gelirler. Bir taraftan da Amerikan subaylarının denetiminde, tüm halka karşı zulüm ve vahşet saçacak olan, komutanlığına Anastasio Somoza Garcia'nın getirildiği Nikaragua Ulusal Muhafızları askeri birlikler şeklinde örgütlendirilir.

Somoza, 1934'de Sandino'yu bir pusuya düşürerek katleder. Liberal başkan Sacasa'yı ise başkanlıktan uzaklaştırarak kendisini 1936'da başkan seçtirir. Artık Somoza'lar devri diye de anılacak, sömürgecilerin işbirlikçisi olan bir diktatörlük süreci başlar. Somoza Garcia'nın 1956'da Sandinist bir devrimci olan Rigoberto Lopez Perez tarafından öldürülmesiyle yerine oğlu Luis Somoza Debayle geçer. Luis Debayle'nin 1967'de ölmesinin ardından ise kardeşi Anastasio Somoza Debayle başkan olur.

DEPREM HALKIN KADERİNİ DEĞİŞTİRDİ
Halkın yoksulluk ve sefalet içerisinde yaşadığı Nikaragua'da Somoza diktatörlüğü en küçük direnç gösteren kitlelere karşı da büyük bir hınç ve gözüdönmüşlükle terör uygular. Nitekim, 1972'de binlerce insanın öldüğü ve yüzbinlercesinin de evsiz kaldığı deprem birçok şeyin değişmesini de sağlar. Somoza'nın uluslararası deprem yardımlarına gizlice el koyması ve yardımları kendi hesabına geçirmesi, artık kitlelerinde öfke patlamalarına ve gösterilerine zemin oluşturur. FSLN'nin halk ile dayanışması, siyasal ajitasyon, propaganda çalışması ve bu zeminden doğru kitlelerle bütünleşmesi yeni bir süreci de beraberinde getirir. FSLN halkın öfkesine yaslanıp yeniden kendini örgütleyerek kitlelerin öncüsü durumuna gelir.

1978 genel grevi ve bunu takip eden devrimci şiddet araçlarının da kullanıldığı lokal ayaklanmalar yeni bir dönemin doğum sancıları gibidir.

Elbet devrim öyle gül tarlası içerisinde duran bir şey değildir. Onu koparıp almak, bedellerden geçmeyi de göze almak demektir.

Devrimci sürecin keskinleşmesiyle birlikte diktatörlüğün saldırıları da sertleşir. Tutuklamalar, işkenceler, askeri mahkemeler, hapishaneler. Çocuk, genç, yaşlı ayrımı yapılmadan düzenlenen katliamlar. Kelimenin tam anlamıyla kanlı bir baskı dönemi.

Tüm baskı, terör uygulamaları karşısında FSLN'nin kitleler üzerindeki devrimci etkisi katlanarak artar. Bu artış diktatörlüğün son çırpınışlarıdır da aynı zamanda.

O büyük gün gelir. Diktatör Anastasio Somoza, FSLN gerilla birliklerinin başkent Managua'ya girmesiyle Miami'ye kaçar. Böylece FSLN önderliğinde 19 Temmuz 1979'da gerçekleşen Nikaragua devrimiyle 45 yıllık kanla, katliam ve işkencelerle anılan Somoza diktatörlüğü de sona erer.

DEVRİMDE YENİ AŞAMA: İNŞA SÜRECİ
Nihayetinde Ulusal Muhafız işçiler, kadınlar, esnaflar, köylüler, öğrenciler, rahip ve rahibeler ve gerillaların karşısında yenilgi alıp dağılır, Somoza diktatörlüğü yıkılır. Devrim ve onun öncü gücü FSLN artık yeni bir aşamaya geçmiştir: İnşa süreci.

Artık devrimin güçleri yeni tipte sorunlarla baş etmek zorundadır. Bu minvalde inşa sorunlarıyla ittifaklar sorunu da iç içe geçer. FSLN burjuvaziyi kökünden söküp atmak yerine onun bir kısmıyla belli çerçevelerde anlaşır. Ki devrimin gelişimini sağlamak, güvencelemek için yer yer bunu yapmak zorunda kalır.

Öte yandan devrim demokratik bir halk devrimidir. Somoza'nın mülklerine el konulur, toprak reformu yasası, ekonominin yeniden düzenlenmesi, eğitim, kültür, sağlık, askeri vb. alanlarda toplumsal örgütlenmelerin yeniden yapılması ilk elden görev olarak durur FSLN'nin önünde. Bunlar aynı zamanda sosyalizme geçiş girişimleri/hamlelerinin de başındadır. ABD'nin büyük baskıları karşısında da hem askeri hem siyasal olarak direnmek, devrimi ayakta tutmak göreviyle karşı karşıya gelir.

'KADINLAR KURTULMADAN DEVRİM OLMAZ'
Nikaragua Sandinist devriminin en ayırt edici yanlarından birini, belki de en önemli yanını, kadınların devrim öncesi, devrim anı ve devrimden sonra tuttukları yer oluşturur.

"Devrimci pratik kadınlara, üzerilerindeki baskının tüm boyutlarını, ekonomik kökenlerini, toplumsal sınırlamalarını ve ideolojik nedenlerini gösterdi." diyor Nikaragua Sosyal Sağlık Bakanı Lea Guido. Sadece bununla da kalmıyor, erkeklerin de Kadın özgürlük mücadesi içerisinde konumlanmaları gerektiği, bu devrime sırt dönemeyeceklerini de vurgulayarak "... kadınlar olarak kurtuluşumuzun yalnızca bizim çabalarımızla gerçekleşemeyeceğini, erkeklerin de katılacağı ortak bir mücadelede öncü olarak önemli bir rol oynamamız gerektiğini anlamamızı sağladı." diyor et satıcısı bir ana ve ayakkabı boyacısı bir babanın kızı olan, Sosyal Sağlık Bakanı Guido.

FSLN'nin üst düzey komutanlarından biri olan Tomás Borge, "Bizler, evlerinde bıçakları ve darağaçlarıyla feodal efendi, sokakta, işyerinde ve partide devrimci olan yoldaşlarımızın farkındayız. Gerçek bir kadın örgütlülüğü sağlanmadan, tek başına ekonomik kalkınma kadın kurtuluşunu sağlamak için yeterli değildir. Bizler erkeklerin ve kadınların alışkanlıklarına, geleneklere ve önyargılara karşı zor ve uzun süreli bir mücadele başlatmalıyız. Bizler Nikaragua'da erkekler ve kadınlar tarafından eşit olarak üstlenilen ideolojik bir mücadele yürütmeliyiz. Bu nedenle, şimdi normal ve kesinlikle mantıklı olan yeni bir devrimden söz etmeliyiz: Bir kadın devriminden" demektedir. Bu, devrimin gelişiminin asıl yönünü de temel olarak göstermektedir.

Nikaragua'da toplumsal devrimin birçok mevzisinde konumlanan kadınlar, kendi kurtuluşları için de mücadelenin ileri mevzilerine yürümekte ısrar ederek dişleri, tırnaklarıyla varlık haklarını kazanırlar. Kadınlar, devrim öncesi süreçte kent ya da kır gerilla birliklerinde olduğu gibi devrim sonrası da devrimci sorumluluğu olancasıyla sırtlarlar: güvenlik dairelerinde silah kontrol görevlisi, birlik komutanları, askeri eğitmenler, bakan, öğretmen, yerel ya da merkezi düzeylerde komite başkanları, asker... Devrimin her alanında rol oynayıp sorumluluklar alan kadınlar diktatörlüğün burnunun dibinde kendi öz örgütlerini yaratırlar. Ki bununla, devrimin inşa sürecinde kazanımlarını korumak ve yeni kazanımlar yaratmak için önemli bir mevzi elde ederler.

Kadın örgütü, Nikaragualı Kadınların Derneği Luisa Amanda Espinoza'nın (AMNLAE) sloganı "Kadınlar kurtulmadan devrim olmaz, devrim olmadan kadınlar kurtulmaz"dır. Bu yönüyle kadının devrimdeki öneminin kadın devrimi görüş açısıyla birleştirilmesi Nikaragua devriminin ayırdedici yanlarından birini oluşturur.

Gerilla gücünün yüzde 30'unu oluşturmasına rağmen devrimci cephe içerisinde de kadınlar erkek egemen anlayış ve pratikler karşısında da mücadele etmek durumunda kalır. Cephelerde kadınlara duyulan güvensizliklere, cephe gerisi görevlendirmelere karşı amansız bir direnç göstermek gerekir. Geçmişin gerici anlayışını, kalıplarını bir anda sökmek zor olsa da Nikaragualı kadınlar onun çivilerini sökmeyi başarmıştır. Hem toplumsal devrimler, hem de kadın devrimi açısından elle tutulur, zengin deneyimler sunmuş, birikimler açığa çıkarmıştır.

TÜM ZORLUKLARA RAĞMEN FSLN İNŞAYI YÖNETMEYE GİRİŞİR
FSLN, devrimci süreci tüm zorluklarına, sancılarına rağmen yönetmeye girişir. Dünyanın en yoksul ülkelerinden birinde devrim yapmanın olanca güçlüğü ile hesaplaşır, yüzyüze gelir. Binlerce militanın ve ezilen yoksul halkın emeği ile devrimci direncinin birleştirilmesi çabası, burjuvazinin tasfiyesi önündeki engellerin kaldırılması için yürütülen mücadele binlerce devrimci dersle dolu olduğu kadar birçok eleştirinin de muhatabı kılınabilir. Nikaragua devrimi deneyiminin ve FSLN tarihinin bu anlamda birçok güçlü ya da zayıf yanı olmuşsa da bugün hata, zayıflık ve eksikliklerinin üstünü örtme çabasına girmeden, onun devrimci pratiğine yaslanmak, zengin askeri ve siyasi devrimci deneyiminden güç almak bizlere düşüyor.

Nikaragua devrimi ve FSLN deneyimi, sıradanlıkların ötesinde devrimler tarihine yeni bir not düşen bir devrimdir. Birçok yönüyle devrim, önüne çıkan engeller, güçlükler ile baş etmeye yönelmiş, emperyalist kuşatmalara direnmiştir. 21. yüzyılda krizlerle çalkalanan emperyalist küreselleşme çağının ayaklanmalar ve devrimler çağına evriltilmesi tarihe sırt vermekle mümkün. Dünya devrim deneyimlerine yaslanarak, dünyanın dört bucağında uç veren yoksul, ezilen halkların ayaklanmalarının merkezine yürüyerek yeni devrimler yaratmak devrimcilerin görevi. Devrimler tarihinin nehirleri gürleyerek akmakta, yeter ki biz bu sudan kana kana içmeyi bilelim.

KAYNAKÇA:
1) Sandinist Önderler Konuşuyor: Nikaragua Sandinist Halk Devrimi, Yazın Yayıncılık, 2. Baskı, Ekim 1986
2) Margaret Randall, Sandino'nun Kızları: Nikaragua Halk Devriminde Kadınlar, Sosyalist Yayınları, 4. Basım, Ağustos 1996
3) Henrı Weber, Nikaragua Sandinist Devrimi, 1. Baskı, Ekim 1991
4) http://devrimtemizler.net/2016/03/28/nikaragua-devrimi-ve-kadinlar/