DEM Parti: Herkes Suriye halkları için, Suriye'nin geleceği için taraf olmalıdır
Halep'te cihatçı HTŞ yönetiminin Şêxmeqsûd, Eşrefiyê ve Benî Zeyd mahallelerine dönük katliam saldırılarına tepki gösteren DEM Parti Meclis Grubu, "Hiç kimse bu süreçte sessiz kalmamalıdır. Herkes Suriye halkları için, Suriye'nin geleceği için taraf olmalıdır" ifadelerini kullandı.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Meclis Grubu, Suriye'de cihatçı Heyet Tahrir Şam (HTŞ) yönetiminin Halep'teki Kürt ve Süryani mahalleleri Şêxmeqsûd, Eşrefiyê ve Benî Zeyd'deki saldırılarına karşı mecliste basın toplantısı düzenledi.
TEMELLİ: BU SALDIRILAR BİR AN ÖNCE DURDURULMALI
DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, "Halep'teki saldırılarda maalesef şu ana kadar 10 sivil yaşamını kaybetti, 60'a yakın da yaralı söz konusu. Herkes sessizliğe gömülmüş durumda. Neyi bekliyorsunuz? 10 bin kişinin katledilmesini mi bekliyorsunuz? Sivillere yönelik bir saldırı vardır, insanlık suçu söz konusudur. Bu katliamlar bir soykırıma doğru gitmektedir. En başından bu uyarıyı yapmak istiyoruz. Bu insanlık suçuna karşı herkes gerekli inisiyatifi almalıdır" dedi.
Ortadoğu halklarının tehdit altında olduğunu söyleyen Temelli, şöyle devam etti: "Bu tehdit IŞİD tehdididir, IŞİD zihniyetidir. Üniformalarını değiştirmiş olmaları zihniyetlerinin korunmadığı anlamına gelmez. O zihniyet iş başındadır. Kaldı ki bunu saklamıyorlar. Dün gelen görüntülerde de gördüğünüz gibi IŞİD'liler yine sahnede ve yine katliam yapmaya devam etmektedir. Hem Türkiye'yi hem de bütün ülkeleri bu konuda sorumluluk almaya, inisiyatif almaya davet ediyoruz. Bu saldırıların bir an önce durdurulması gerekir. Garantör devletler, uluslararası kuruluşlar, bu konudaki bütün kamuoyu gerekli sorumluluğu almalı, inisiyatif almalı, sesini yükseltmelidir."
'SAVUNMA BAKANLIĞININ DİNAMİTLEYEN AÇIKLAMALARI KABUL EDİLEMEZ'
Ana akım medya eliyle bir algı operasyonu yürütülmek istendiğini belirten Temelli, "Eşrefiye'de ve orada, Halep'te SDG de yok. Orada insanlar kendi asayişleriyle 10 Mart Mutabakatına bağlı olarak, 1 Nisan Antlaşmasına bağlı olarak aslında yaşam haklarını savunuyorlar. Bu saldırganlığa karşı yaşam haklarını savunuyorlar. Ama maalesef 10 Mart Mutabakatını ilerletmek ve müzakerelerin önü açmak yerine; buradan Savunma Bakanlığından, Dışişleri Bakanlığından adeta orayı dinamitleyen, oradaki toplumsal barışı yok etmeye çalışan açıklamaları duyuyoruz. Bu kabul edilebilir bir şey değildir. Buna bir an önce son vermek, sorumlu davranmak gerek" dedi.
'SİYASİ PARTİLER SORUMLULUK ALMALIDIR'
Tüm siyasi partilere çağrıda bulunan Temelli, "Mecliste bu konuda siyasi partiler sorumluluk almalıdır. Siyaset, sorumluluk almalıdır. Türkiye'deki tüm kamuoyuna da buradan çağrıda bulunmak istiyoruz. Barolara, sivil toplum örgütlerine, sendikalara, duyarlı olan demokratik tüm kamuoyuna çağrıda bulunmak istiyoruz. Bu katliama, bu insanlık suçuna sessiz kalmayın" ifadelerini kullandı.
KOÇYİĞİT: KİMMİŞ İSRAİL'LE ANLAŞMA YAPAN?
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Halep'teki saldırıları lanetleyerek sözlerine başladı. Bu saldırıların o mahallelerde yaşayan sivilleri hedef aldığını vurgulayan Koçyiğit, "Bir meskun mahalde, Halep'in ortasında bir yerleşim yerinde tanklarla toplarla çeteler bir saldırı düzenliyor. Üstelik minareyi çalan kılıfını hazırlar misali yalanlarını da baştan hazırlamışlar. Neymiş efendim? Orada SDG varmış. Oysa ki Şam hükümeti ile SDG arasında imzalanan 1 Nisan Antlaşması var ve bu antlaşma nedeniyle oradan askeri güçlerin çekildiğini bütün Türkiye kamuoyu da dünya kamuoyu da bütün Suriyeliler de gayet iyi biliyor" dedi.
Koçyiğit, şöyle devam etti: "Günlerdir Türkiye'ye baktığınız zaman şu pompalanıyor: Efendim Kürtler, SDG İsrail ile anlaşma yapmış. Soruyoruz: Paris'te Amerika'nın aracılığıyla yeni rejim ile İsrail arasında yapılan anlaşmayı tartışanı gördünüz mü? Suriye'nin güneyinin İsrail'e bırakıldığını, Golan tepelerinin İsrail'e bırakıldığını siz bir basın organında okudunuz mu? Kimmiş İsrail'le anlaşma yapan? Kimmiş sırtını İsrail'e dayayan? Kimmiş İsrail'le anlaşma yapıp Suriye topraklarından vazgeçen? Yalanlarla, dezenformasyonlarla, karalamalarla bugün Kürt'ün yaşam hakkı başta olmak üzere bütün hakları yok sayılmaya çalışılıyor. Biz bu anlayışı kabul etmiyoruz."
'SURİYE HALKLARININ MÜCADELESİNİ DESTEKLİYORUZ'
Bu maksatlı manipülasyonların amacının Kürtlerin katledilmesini meşrulaştırmak olduğunu vurgulayan Koçyiğit, şu ifadeleri kullandı: "Bugün Kürt mahallelerini kuşatmışlar ve Kürt anasını görmesin diye ellerinden geleni artlarına koymuyorlar. Ama açık ve net söyleyelim. Ne Suriye'deki Kürtler yalnızdır, ne oradaki Aleviler yalnızdır, ne Süryaniler yalnızdır, ne Dürziler yalnızdır, ne de diğer halklar yalnızdır. Bütün bu algı operasyonlarına rağmen, bütün bu kriminal odaklara rağmen biz Suriye halklarının eşit, özgür, demokratik bir ülke kurma mücadelesinin yanında yer alıyoruz ve sonuna kadar da bu mücadeleyi destekleyeceğiz. Bugün Türkiye'ye düşen, oradaki çetelerin sırtını sıvazlamak değildir. Bugün Milli Savunma Bakanlığına düşen, oradaki çetelere 'Yürü ya kulum, devam edin' demek değildir. Türkiye'ye düşen, orada her bir Kürt'ün canının hedef alınmasının, bu ülkedeki insanların yaşamına kastetmekle aynı olduğunu görmektir. Eşrefiye'de, Şeyh Mahsud'da ve diğer mahallelerde sıkılan her kurşun bize sıkılmıştır. Biz kendimize sıkılmış kurşun olarak görüyoruz. Amedliye, İstanbulluya, Ankaralıya sıkılmış bir kurşundan farkı yoktur."
'KÜRT'E SIKILAN KURŞUN SURİYE'NİN GELECEĞİNE SIKILMIŞTIR'
Türkiye'nin bu çatışmanın genişlemesini engellemek için bütün diyalog kanallarını zorlaması gerektiğinin altını çizen Koçyiğit, "Ateşi harlandıran değil, ateşe odun taşıyan değil; çıkan çatışmayı söndüren, bir masa kuran, bir eşitler masası kuran bir anlayışı bekliyoruz. Sadece geçici Şam hükümetini değil; herkesi, Kürtleri, Dürzileri, Alevileri ve orada yaşayan bütün halkları eşit paydaş gören bir anlayışla orada yapıcı bir müzakere sürecini başlatmalarını beklediğimizi bir kez daha ifade ediyoruz" dedi.
Koçyiğit, şöyle devam etti: "Büyük bedellerle topraklarını korumuş, IŞİD barbarlığını yenmiş, dünyayı ve insanlığı kurtarmış olan Kürtlerin dostlarına da buradan çağrı yapıyoruz. Uluslararası kurumlara çağrı yapıyoruz. Türkiye'deki demokratlara, devrimcilere, siyasi partilere ve vicdan sahibi olan herkese çağrı yapıyoruz: Kürt'e sıkılan kurşun demokrasiye sıkılmıştır. Kürt'e sıkılan kurşun barışa sıkılmıştır. Kürt'e sıkılan kurşun Suriye'nin geleceğine sıkılmıştır. Gelin, gelin hep beraber bu kurşunların önüne geçelim. Gelin, hep beraber bu çatışmanın önüne geçelim. Gelin, hep beraber Suriye'yi, barışını, istikrarını, demokrasisini sağlayacak bir zemine taşıyalım. Hiç kimse bu süreçte sessiz kalmamalıdır. Herkes Suriye halkları için, Suriye'nin geleceği için taraf olmalıdır."