13 Ağustos 2022 Cumartesi

Cumartesi Anneleri'nin 702. buluşmasında Kenan Bilgin'in akıbeti soruldu

Cumartesi Anneleri'nin 702. oturma eylemi bu hafta da polisin engeli nedeniyle Parmak Kapı Sokak çıkışında gerçekleştirildi. Bu haftaki eylemde 24 yıl önce gözaltında kaybedilen Kenan Bilgin'in akıbeti soruldu.
Cumartesi Anneleri'nin Galatasaray Meydanı'nda yapmak istedği 702. buluşma dolayısıyla İstiklal Caddesi ve Galatasaray Meydanı bariyerlerle kapatıldı.
 
Polis ablukası altında İHD İstanbul Şube binası önende bir araya gelen Cumartesi Anneleri'nin yanı sıra HDP milletvekilleri Ahmet Şık, Garo Paylan, Züleyha Gülüm, Ali Kenanoğlu, CHP milletvekilleri, ÖDP Eşbaşkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş ve İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, ESP MYK Üyesi Şahin Tümükli, SGDF üyeleri, buradan Galatasaray Meydanı'na doğru yürüyüşe geçti. Kitlenin önü İstiklal Caddesi'ne çıkan Büyük Parmak Kapı Sokak çıkışında polis tarafından kesildi.
 
Meydana yürüyüşe izin vermeyen polis sık sık kitlenin dağılmasını istedi. Bu sırada kayıp yakını Hanife Yıldız, "Ben oğlumun akibetini öğrenmek istiyorum. Beni engeleyemezsiniz" sözleriyle polise tepki gösterdi. Yaşanan arbedede fenalık geçirip yere yığılan Yıldız'a polis "Şov yapma kalk ayağa" diye bağırdı.
 
Polis tarafından yürümelerine izin verilmeyen Cumartesi Anneleri, burada kayıplardan Kenan Bilgin için basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun'un kızı Besna Tosun okudu. Tosun, "Gözaltında kaybetme, uluslararası hukukta insanlığa karşı işlenmiş suç olarak tanımlanır. Uluslararası hukuka göre herkesin gözaltında kaybedilmeden korunması ve bu suçun etkili bir biçimde cezalandırılması devletlerin yükümlülüğüdür. Bizler kayıp yakınları ve hak savunucuları olarak 702 haftadır devletin bu hükümlülüğünü yerine getirmesi talep ediyoruz" dedi.
 
702. hafta eylemlerinde 24 yıl önce gözaltında kaybedilen Kenan Bilgin ile ilgili gerçekleri açıklayacaklarını söyleyen Tosun, 12 Eylül 1994 sabahı, 35 yaşındaki Kenan Bilgin Ankara Dikmen'de otobüs durağında sivil polislerce gözaltına alındığını kaydetti. Kenan Bilgin'i Ankara Terörle Mücadele Şubesi'nde işkencede gördüklerine dair tanıkların olmasına rağmen, bu tanıklığa rağmen Bilgin'in gözaltına alındığı kabul edilmedi.
 
Tüm yasal girişimler sonuçsuz kalmasının ardından dava AİHM'e taşındığını ifade eden Tosun, "AİHM'deki yargılama sonucunda mahkeme Kenan Bilgin'in 12 Eylül 1994 tarihinde güvenlik güçlerince gözaltına alındığını; kendisinin 3 Ekim 1994 tarihine kadar güıenlik güçlerinin elinde bulunduğunu; ancak bu konuda hiçbir kaydın tutulmadığını ve bundan sonra akıbetinin ne olduğu konusunda hiçbir kayıt ve bilginin bulunmadığını tespit ederek. Türkiye Cumhuriyeti devletini oybirliği ile mahkûm etti."
 
AİHM mahkûmiyetine rağmen etkin bir soruşturma yürütmeyen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının "Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar" verdiğini belirten Tosun, "Ömrü oğlunun akıbetini öğrenmeye yetmeyen Fincan Bilgin'in bıraktığı yerden Kenan Bilgin için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz. Yaşam adına, barış adına, insanlık ve vicdan adına Kenan Bilgin'i ve kayıplanmızı aramaktan asla vazgeçmeyeceğiz" diye konuştu.
 
Yapılan açıklamanın ardından kitle İHD Şube binasına geçti.