Cumartesi Anneleri 1090. haftada Karakoç için adalet istedi
Cumartesi Anneleri, 1090'ıncı hafta eylemlerinde gözaltında işkence ile katledilen Rıdvan Karakoç için adalet talebinde bulunurken, faillerinin yargılanmasını istedi.
Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen ve katledilen yakınları için 1090'ıncı hafta eylemlerinde Galatasaray Meydanı'nda bir araya gelerek adalet talebinde bulundular. Gözaltında kaybedilenlerin fotoğraflarınının taşındığı eylemde, gözaltında işkence ile katledilen Rıdvan Karakoç'un faillerin yargılanması istendi. Basın metnini gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun'un kızı Besna Tosun okudu.
'TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER GÜVENCE ALTINA ALINMALI'
Tosun, yeni atanan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'ye seslenerek,"Kamu düzenini sağlamakla görevli olan İçişleri Bakanlığı, aynı zamanda temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasını güvence altına almakla da yükümlüdür. Galatasaray Meydanı'nda Cumartesi Anneleri buluşmalarına yönelik mekân yasağına ve kişi sınırlaması uygulamasına derhal son verilmelidir. Anayasa Mahkemesi kararları eksiksiz uygulanmalı, barışçıl toplantılara yönelik müdahale pratiği terk edilmelidir. Devletin görevi, kayıp yakınlarının sesini kısmak değil; hak arama özgürlüğünü güvence altına almaktır. İçişleri Bakanlığı'nın hukuka uygun bir tutum alarak haklarımızı ihlal eden bu uygulamaya son vermesini bekliyoruz" dedi.
31 yıl önce gözaltında kaybedilen Rıdvan Karakoç'un hikayesini anlatan Tosun, şunları söyledi: "Rıdvan Karakoç, İstanbul'da yaşıyor; Kürt siyasi partileri ve kültür-sanat kurumlarında çalışmalar yürütüyordu. 1994 yılında gözaltına alınan bir kişinin emniyette verdiği ifade gerekçe gösterilerek hakkında yakalama kararı çıkarılmıştı. Rıdvan'ı arayan polisler, ailesinin evini gözetim altına aldı. Zaman zaman eve baskınlar düzenleyerek aileyi, 'Rıdvan'ı bize getirin; getirmezseniz gördüğümüz yerde öldürürüz' sözleriyle tehdit etti. Eve gidemeyen Rıdvan, 15 Şubat 1995 tarihine kadar ailesi ve avukatı Eren Keskin ile düzenli olarak haberleşti. Ancak bu tarihten sonra kendisiyle tüm bağlantı kesildi. Ev üzerindeki polis ablukası kaldırıldı, baskınlar sona erdi. Rıdvan'dan bir daha haber alınamadı. Karakoç ailesi, evlatlarından bir iz bulabilmek için tüm yetkili mercilere başvurdu. Ancak sonuç alamadı. Gözaltına alındığı inkar edilen Rıdvan için devletin tüm kurumları aynı yanıtı verdi: 'Bizde yok.' Parmak izine rağmen 'kimliği meçhul' olarak defnedildi.”
'KİMSESİZLER MEZARLIĞINDA BULUNDU'
Karakoç'un işkence izleri taşıyan cenazesinin Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı'nda bulunduğunu aktaran Tosun,"Ailesi her yerde onu ararken, cansız bedeninin savcılık dahil resmi kurumlardan geçtiği, günlerce Adli Tıp Kurumu'nda bekletildiği ve emniyette parmak izi kaydı olmasına rağmen 'kimliği meçhul kişi' olarak defnedildiği ortaya çıktı. Beykoz Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, 31 yıl boyunca rutin yazışmalar dışında bir işlem yapılmadı. Soruşturma makamları, suçun faillerini tespit etmek ve yargı önüne çıkarmak için harekete geçmedi. Devlet, etkili soruşturma yükümlülüğünü yerine getirmeyerek Karakoç ailesine ve kayıp yakınlarına 'hesap sorulmayacak' mesajı verdi" şeklinde konuştu.
'TARAFSIZ BİR SORUŞTURMA GEREKİYOR'
Resmi makamlara seslenerek, Karakoç dosyasında etkili, bağımsız ve tarafsız bir soruşturma yürütülmesi gerektiğinin altını çizen Tosun,"Arşivleri açın, sorumluları tespit edin ve yargı önüne çıkarın. Zamanaşımı ve cezasızlık politikalarıyla gerçeğin üzerini örtmekten vazgeçin. Kaç yıl geçerse geçsin; Rıdvan Karakoç için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz" dedi.
Açıklamadan sonra eylem, Galatasay Meydanı'na bırakılan karanfiller ile son buldu.