16 Şubat 2026 Pazartesi

ÇEVİRİ / Komünist Manifesto'nun güncelliği - Scott Cooper

Bu yazı, ETHA takipçileri tarafından ajansımızla dayanışmak amacıyla çevrilmiştir.

1848 yılında Avrupa'yı sarsan devrimci dalga, monarşileri yıkmak ve burjuva mülkiyet haklarını güvence altına almak isteyen reformcuların öncülüğünde yükselirken, Karl Marx ve Friedrich Engels başka bir ayaklanma çağrısı yaptı. Onların çağrısı, insanlığı ücretli kölelikten kurtarmayı hedefleyen bir proletarya devrimiydi. Komünist Manifesto, işte bu çağrının metni olarak yayımlandı. 

Komünist Manifesto, 21 Şubat 1848'de yayımlandı. Marx ve Engels bu metni, bir yıl önce kurulmuş uluslararası bir siyasal örgüt olan Komünistler Birliği'nin isteği üzerine kaleme aldı. Lenin, daha sonra bu metni "dehanın berraklığı ve parlaklığıyla yazılmış" bir eser olarak tanımlayacaktı. 

Manifesto; yeni bir dünya görüşünü, toplumsal yaşamı da kapsayan tutarlı bir materyalizmi; gelişmenin en kapsamlı öğretisi olarak diyalektiği, sınıf mücadelesi teorisini ve yeni, komünist bir toplumun yaratıcısı olarak proletaryanın tarihsel rolünü ortaya koyuyordu.

Bu küçük kitapçık, insanlık tarihinin en etkili metinlerinden biridir. İlk yayımlanışının üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen hâlâ günceldir. Devrimci siyasetin en temel ve kalıcı kavramlarına kaynaklık etmeyi sürdürmektedir. İçinde hem derin analizler hem de sıkça alıntılanan ünlü cümleler vardır. Bu sözler bazen çok tekrarlandığı için sıradanlaşmış gibi görünür. Oysa hiç de öyle değildir.

Bu kısa yazıda Manifesto'nun tamamını ele almak mümkün değil. Biz şimdilik üç başlık altında bazı temel noktalara bakalım: Kapitalist dünyayı nasıl açıklar? Ne için mücadele ederiz? Ve bu mücadeleyi nasıl örgütleriz?

DEVRİMCİLERİN GÖZÜNDEN SINIFLARA DAYALI KAPİTALİST DÜZEN
Komünist Manifesto, toplumdaki sınıfların anlamını, kapitalizmin yıkıcı işleyişini ve işçilerin bu sistemdeki rolünü açık biçimde anlatır. Metnin ilk bölümü şu cümleyle başlar:

"Bugüne kadarki bütün toplumların tarihi sınıf mücadeleleri tarihidir."

Marx ve Engels'e göre toplumu hareket ettiren güç budur. Günümüz dünyasında da karşı karşıya olan iki büyük kamp vardır: Küçük bir azınlık olan burjuvazi ve dünya nüfusunun büyük çoğunluğunu oluşturan proletarya. Siyasal iktidar, onların ifadesiyle, "bir sınıfın başka bir sınıfı ezmek için kullandığı örgütlü zordur."

Bu karşıtlıklar ve kapitalizmin artan kâr arayışındaki sürekliliği, sistemin döngüsel krizlerini üretir. Marx ve Engels, bu krizlerin "dönemsel geri dönüşleriyle burjuva toplumunun varlığını her seferinde daha tehditkâr biçimde sınadığını" ve "önceden yaratılmış üretici güçlerin dönem dönem yok edildiğini" belirtir. Üstelik bu krizlerin içinde savaşın ve sömürünün kökleri yatar.

Toplum bir anda geçici bir barbarlık durumuna sürüklenmiş gibidir; sanki bir kıtlık ya da yıkıcı bir dünya savaşı bütün geçim araçlarını ortadan kaldırmıştır. Sanayi ve ticaret yok olmuş gibi görünür. Peki neden? Çünkü ortada "fazla" geçim aracı, fazla sanayi, fazla ticaret vardır. Toplumun elindeki üretici güçler artık burjuva mülkiyet ilişkilerinin gelişimine hizmet etmez; tersine, bu ilişkiler için fazla güçlü hale gelmişlerdir. Bu ilişkiler tarafından zincire vuruldukları için, bu zincirleri aştıkları anda düzensizlik yaratır ve burjuva mülkiyetinin varlığını tehlikeye sokarlar.

Bugün yaşadığımız dünya tam da budur. İşçiler hayatta kalmak için emek güçlerini satmak zorundadır. Emek, piyasada alınıp satılan bir meta haline gelmiştir. Ancak bu sistem aynı zamanda burjuvazinin mezar kazıcılarını da yaratır. Sanayinin gelişmesi, işçileri rekabet yoluyla birbirinden ayırmak yerine örgütlü bir güç haline getirir. Marx ve Engels şu sonuca ulaşır:

"… burjuvazi en başta kendi mezar kazıcısını üretir. Burjuvazinin yıkılışı ve proletaryanın zaferi aynı ölçüde kaçınılmazdır."

Bu kaçınılmazlık pasif bir bekleyiş anlamına gelmez. Proletaryanın iktidarı alabilmesi için sınıf bilincinin gelişmesi ve devrimci bir örgütün kurulması gerekir. Manifesto'nun temel mesajlarından biri budur.

NE İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ? 
"Proleterler ve Komünistler" başlıklı bölümde Marx ve Engels, komünistlerin işçi sınıfından ayrı bir çıkarı olmadığını söyler. Onları farklı kılan şey nihai amaçlarıdır: Burjuva mülkiyetinin kaldırılması.
Komünistlerin teorisi tek bir ifadeyle özetlenebilir:

"Özel mülkiyete son verilmesi."

Burada kastedilen, toplumun büyük çoğunluğunu mülksüz bırakırken küçük bir azınlığın elinde toplanan mülkiyettir. Marx ve Engels şunu sorar: Zaten toplumun büyük kısmı için özel mülkiyet yokken, biz hangi mülkiyeti kaldırmakla suçlanıyoruz?

Burjuva özel mülkiyeti ortadan kalktığında ne olur? Tarihte görülmemiş bir özgürleşme imkânı doğar:

"Sınıfları ve sınıf karşıtlıklarıyla eski burjuva toplumunun yerini birimizin özgürce gelişmesinin hepimizin özgürce gelişmesinin koşulu olduğu bir birlik alacaktır."

NASIL ÖRGÜTLENİRİZ? 
Manifesto'nun sınıf çözümlemesi bize temel bir ilkeyi hatırlatır: İşçi sınıfının kurtuluşu kendi eseri olacaktır. İşçiler, kendilerini ezen sınıfa dayanarak özgürleşemez.

Marx ve Engels'in savunduğu şey proletarya enternasyonalizmidir. Komünistler, farklı ülkelerdeki işçilerin ortak çıkarlarını öne çıkarır. Ulusal sınırların ötesinde işçi sınıfının birliğini savunur.

Komünistler her yerde mevcut düzene karşı devrimci hareketleri destekler. Ama reformlarla yetinmezler. Amaç, mülkiyet ilişkilerini kökten değiştirmektir.

Manifesto şu çağrıyla sona erer:

"Komünistler görüşlerini ve niyetlerini gizlemeye tenezzül etmezler. Amaçlarına ancak şimdiye kadarki her türlü toplum düzeninin zorla devrilmesiyle ulaşılabileceğini açıkça ilan ederler. Varsın hâkim sınıflar bir komünist devrim korkusuyla titresin. Proleterlerin zincirlerinden başka kaybedecekleri bir şey yoktur. Kazanacakları bir dünya vardır."

Ve son söz:

"Bütün ülkelerin işçileri, birleşin!"

Marx'ın 1865'te yazdığı bir mektuptaki ifadesiyle:

"İşçi sınıfı ya devrimcidir ya da hiçbir şeydir."

Komünist Manifesto, yayımlanışının üzerinden geçen onca yıla rağmen, dünyayı anlamak ve değiştirmek isteyenler için hâlâ güçlü bir yol gösterici olmaya devam ediyor.

 

* Kaynak; https://www.leftvoice.org/on-the-anniversary-of-its-publication-the-communist-manifestos-relevance-continues-to-grow/

* Doğrudan alıntılar Nail Satlıgan ve Tektaş Ağaoğlu çevirisine göre düzenlenmiştir. Karl Marx-Friedrich Engels, Komünist Manifesto, Çeviri: Nail Satlıgan-Tektaş Ağaoğlu, Yordam Kitap, Şubat 2016