4 Temmuz 2020 Cumartesi

'Çeşme-Urla acele kamulaştırma kararı, hukuksuz bir el koymadır'

Çeşme-Urla projesinin iktidarın Yarımada üzerindeki rant projelerinin bir başlangıcı olduğunu kaydeden İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, satışlardan elde edilecek güçlerin Kanal İstanbul projesine yatırılacağına dikkat çekti. Projenin iptali için dava dilekçesi verildi.

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, Çeşme'nin Alaçatı ve Urla'nın Zeytineli mahallelerinde 511 parsel arazinin "acele kamulaştırılarak" ranta açılmasına karşı İzmir Bölge Mahkemesi'ne başvurdu.

Dava dilekçelerinin verilmesinin ardından açıklama yapan TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu Dönem Sözcüsü Melih Yalçın, acele kamulaştırmayı "hukuksuz bir el koyma" olarak nitelendirdi. Yalçın, dava açma gerekçelerini şöyle açıkladı: "Kamulaştırma kararı AKP iktidarının Yarımada üzerindeki rant projelerinin bir başlangıcı. Bundan sonra hızla adımlar atılacağını ve yavaş yavaş Yarımada'nın elimizden kaybolacağını düşünüyoruz. Bu nedenle davamızı açtık." 

'ÇEVRE HAKKI İHLAL EDİLECEK'
İzmir Barosu Yönetim Kurulu üyesi Sinan Balcılar, "Yarımadanın ranta açılmasına karşıyız. Dolayısıyla bu konuda söz söyleme hakkımız var ve davamızı açtık. Acele kamulaştırma kararı sadece turizm teşvik bölgelerine ilişkin değil, devamında çevre hakkının ihlal edileceğini düşünüyoruz. Bunlara karşı çalışmalarımız devam edecek" diye konuştu.

'BU İKTİDAR HEM SAĞLIĞA DÜŞMAN HEM DE HALK SAĞLIĞI ZARARLISIDIR'
Türk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konsey üyesi Mübeccel İlhan ise halk sağlığını önceleyen projeler yürütmesi gerektiğine vurgu yaptı. İlhan, "Ancak görüyoruz ki bugün bütün projelerde halk sağlığını bertaraf edilen bir uygulama var. Bu nedenle kararın halk sağlığına zararlı olduğunu düşünüyoruz. Çeşme ve Urla'da yürütülen durumun sağlık açısından ciddi sonuçları olacağını biliyoruz. Halk sağlığı bizim önceliğimizdir, bu iktidar da sağlığa hem düşmandır hem de halk sağlığı zararlısıdır" dedi.

'BURADAN YAPILACAK SATIŞLARI KANAL İSTANBUL'A YATIRACAKLAR'
CHP İzmir Milletvekili Kani Beko da 1980 darbesinde Genel-İş Sendikası binasına el konulmasını hatırlatarak, "Aynı alanda Tayyip Erdoğan'ın dünürünün kaçak villaları var. Bu acele kamulaştırma o yüzden kabul edilebilecek bir şey değil. Burada yapılacak satışların tamamını Kanal İstanbul'a yatıracaklar. Bizler bu karara karşı tepkimizi hem yasal yollardan hem de demokratik eylemlilikle göstereceğiz" şeklinde konuştu.