9 Temmuz 2020 Perşembe

Buldan'dan DTK'nın kapatılmasına tepki: Milyonları da kapatabilecek misin?

DTK'nın kapısına mühür vurulmasına eleştirilen Buldan, "Kürt halkının bütün demokratik örgütlenmesini ortadan kaldırdınız, kapattınız; peki Kürt halkını ne yapacaksınız? Milyonları da kapatabilecek misiniz?" diye sordu. Buldan, fişleme yasası olarak gündeme gelen düzenlemeyi de "AKP-MHP parti devletini inşa etmek için oluşturulan paralel düzen yasası" sözleriyle değerlendirdi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin haftalık Meclis grup toplantısında güncel gelişmeleri değerlendirdi. DTK'ya operasyon düzenlenerek mühürlenmesine tepki gösteren Buldan, İşkence ve saldırılar başta olmak üzere HDP ve muhalefete yönelik saldırılara tepki gösteren Buldan, "Yapılan operasyon, Kürtlerin demokratik örgütlenmesini tasfiye etme çabasıdır. Diyelim ki Kürt halkının bütün demokratik örgütlenmesini ortadan kaldırdınız, kapattınız; peki Kürt halkını ne yapacaksınız? Milyonları da kapatabilecek misiniz?" diye sordu. 

Pervin Buldan, konuşmasına koronavirüse karşı önlemlerin alınmadığı için vaka sayısının arttığı bölge illerindeki duruma dair bilgi vererek başladı. 

Özellikle Cizre'deki durumun endişe verici boyutta olduğunu belirten Buldan, "Bölge illerinde gerekli önlemlerin alınmaması nedeniyle vaka sayıları her geçen gün artıyor. Hastanelerin yetersiz kaldığı bilgisini alıyoruz. Özellikle Cizre'de vaka sayısının artması endişe vericidir. Esnaf kendi inisiyatifiyle kepenk kapatmakta ve evde kal çağrısı yapmaktadır. İktidarın vurdumduymazlığı karşısında Cizre başta olmak üzere tüm Bölge illerinde halkımıza kendi tedbirlerini almaları konusunda buradan bir kez daha çağrımızı yineliyoruz. Partimiz bütün imkânlarıyla halkımızın yanında olmaya devam edecektir" diye konuştu. 

Orhan Doğan'ın 13. ölüm yıldönümünü anan Buldan, Sivas ve Çorum katliamı yıldönümlerini hatırlattı. Sivas'ta ve Çorum'da yaşamını yitirenleri anan Buldan "Sivas'ta yaşanan katliam sadece orada canların yakılmasından ibaret değildir. Yüzlerce yaşlı ve ağır hasta mahpus cezaevlerinde ölüme terk edilirken, sivas Katliamının bir numaralı sanığı, AKP'li Cumhurbaşkanı tarafından yaşı ve sağlık sorunları gerekçesiyle affedildi. Madımak işte o zaman bir kez daha yakıldı" diye konuştu. 

CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİNİN SEFASINI SARAY VE YANDAŞLARI SÜRMEKTE, CEFASINI HALK ÇEKMEKTEDİR
Cumhurbaşkanlığı sisteminin iki yılını doldurduğunu kaydeden Buldan, "Ülkenin her gün biraz daha kötüye gittiği; siyasi, ekonomik, toplumsal krizlerin giderek derinleştiği ve buna bir de salgın krizinin eklendiği çok kötü günlerden geçiyoruz. Bugün yaşadığımız tüm sorunlar dünün ve bugünün değil, AKP'nin 18 yıllık iktidar sürecinin, yönetme anlayışının sonuçlarıdır. Neye el attılarsa batırdılar, çökerttiler ve kaynakları kuruttular; demokrasiyi, adaleti çökerttiler. Barış iklimini yok ettiler. Toplumu kutuplaştırdılar, nefret iklimini ülkenin her yerine yaydılar. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, kayyım, darbe, hukuksuzluk, gözaltı, işkence, yolsuzluk, yoksulluk, işsizlik ve sefalet sistemidir. Bu sistemin sefasını Saray ve yandaşları sürmekte, cefasını ise halk çekmektedir" dedi.

İKTİDARLARINI KAYBETME KORKUSU İÇİNDELER
İktidarın, korku içinde olduğunu söyleyen Buldan, "Hepsinden önemlisi iktidarlarını kaybetmekten korkuyorlar" dedi. Bundan kaynaklı saldırganlaştıklarını kaydeden Buldan, konuşmasına şöyle devam etti. 

"Korktukça da her geçen gün daha da saldırganlaşıyorlar, hukuk dışı politikalara yöneliyorlar. Toplumda gelişen demokratik refleksleri boğmak, halkı korkutmak ve sindirmek için ellerindeki tüm devlet gücünü orantısızca kullanıyorlar. Yerel demokrasi güçlenmesin diye belediyelere hukuksuzca kayyım atıyorlar. HDP ve muhalefet demokratik siyaset yapmasın diye milletvekilliklerini düşürüyorlar. Gerçekleri yazmasın diye gazetecileri tutuklayıp medyayı susturmaya çalışıyorlar. AKP'li olmayan belediyeler toplumla dayanışma içerisinde olmasın diye yardımları da engelliyorlar. Barolar, hukukçular adaleti savunmasın diye yürüyüşlerini engelliyorlar. İktidarın politikaları eleştirilmesin diye sosyal medya paylaşımı yapanları tutukluyorlar. Kadınlar seslerini çıkarmasın, kadın örgütlülüğü gelişmesin diye kadın kurumlarına operasyon üstüne operasyon yapıyorlar.

'MİLYONLARCA KÜRDÜ NEREYE KAPATACAKSINIZ'
Kürt halkı örgütlenmesin, bir araya gelmesin, kendi sorunlarını kendi dillerinde konuşmasın diye DTK'yi basıyorlar ve DTK'nin kapısına mühür vuruyorlar. Her bir tarafında demokrasiyi çökertme planı uyguluyorlar. DTK'ye kapısı kırılarak yapılan operasyon Kürt düşmanlığının, demokrasi düşmanlığının geldiği noktayı bizlere bir kez daha göstermektedir. Yapılan operasyon, Kürtlerin demokratik örgütlenmesini tasfiye etme çabasıdır. Diyelim ki Kürt halkının bütün demokratik örgütlenmesini ortadan kaldırdınız, kapattınız; peki Kürt halkını ne yapacaksınız? Milyonları da kapatabilecek misiniz? Kapıları zorbalıkla kırabilirsiniz ama halkımızın umudunu ve iradesini asla kıramazsınız."

İŞKENCEYİ YAPANLARI, YAPTIRANLARI; İŞKENCEYİ SAHİPLENEN İKTİDARI ŞİDDETLE KINIYORUZ
DTK operasyonunda tutuklanan Rojbin Çetin'e köpeklerle yapılan işkenceyi hatırlatan Pervin Buldan, "Diyarbakır'daki bu işkenceden Ankara'daki AKP iktidarı birebir sorumludur. Vali ve savcılık işkencecilerin üzerine gideceğine, işkence yapanlara ne yazık ki bir kez daha sahip çıkmıştır. Diyarbakır Valisi'nin pespaye açıklaması işkencenin resmi politika olduğunun da bir kabulüdür. Sorumlular yargı önünde mutlaka hesap verecektir" dedi. 

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, gündemdeki diğer konularla ilgili de özetle şunları söyledi:

'GÜVENLİK SORUŞTURMASI YASASI, PARALEL DÜZEN YASASIDIR'
Kürt sorununu yok sayan AKP İktidarı, aynı şekilde ülkedeki bütün demokrasi ve adalet taleplerini de aynı düzeyde yok saymakta, görmezden gelmektedir. İktidarın tek derdi kendi vesayet sistemini kalıcı hale getirmektir. Tekçilik sistemiyle tüm ülkeyi tekleştirmek, biçimlendirmek istiyorlar. Meclis'e getirdikleri fişleme yasası olan Güvenlik Soruşturması Yasası bu biçimlendirme planının bir parçasıdır. Güya bu yasa darbecilere karşı alınan bir önlemmiş! Darbeye karşı önlem alacaksanız önce darbenin siyasi ayağını ortaya çıkarmanız gerekmektedir. Siyasi ayağı gizleyip sonra biz önlem alıyoruz demenizin hiçbir samimiyeti yoktur. Güvenlik Soruşturması Yasası halkla mücadele yasasıdır. AKP-MHP parti devletini inşa etmek için oluşturulan paralel düzen yasasıdır. Başka bir izahı olamaz.

'AMAÇLARI SARAY GÜDÜMLÜ BAROLAR OLUŞTURMAKTIR'
Biliyorsunuz hedeflerinde bu kez meslek odaları ve barolar bulunmaktadır. Önce hukuku ortadan kaldırdılar, şimdi de hukuk savunucularını ve onların örgütlenmesi olan baroları tasfiye etmek için uğraşıyorlar. Yargıyı, hakim ve savcıları Saray'a bağladılar. Şimdi geriye savunma kaldı yani barolar. Savunmayı da çökertebilmek ve ele geçirebilmek için günlerdir uğraşıyorlar. Çoklu Baro Sistemi diye ortaya bir öneri attılar. Bugün Meclis Başkanlığına bu tasarıyı sundular. Amaçları; Saray güdümlü barolar oluşturmaktır. Avukatların bütünlüğünü bölmek, çoğunluğu temsil eden avukatların temsil hakkını kısıtlamak ve muhalif görülen sesleri bastırmaktır amaçları. Çünkü mevcut iktidarın yargı üzerindeki etkisini kısmen de olsa kırmaya çalışan yargının üç temel ayağından biri olan savunmadır. İktidar, yargıdaki hukuksuzlukları meydana çıkaran savunmadan rahatsızlığını, savunmayı da zapt-u-rapt altına alarak gidermeye çalışmaktadır. Barolar, hukukçular iktidarın emir eri değildir, Burhan Kuzu hiç değildir bu da böyle biline. HDP olarak savunmayla birlikteyiz, onların haklı mücadelesinin yanındayız. 

'IBAN VERİP TOPLADIKLARI 2.1 MİLYAR NEREYE GİTTİ BELLİ DEĞİL'
Son konumuz bir kriz alanı olan çokça konuşulan ekonomidir. İşsizlik giderek artmaktadır. İşsiz sayısı 13 milyon seviyesindedir. Bu oran kadınlarda daha yüksektir. COVID19'un etkisiyle birlikte geniş tanımlı kadın işsizlik oranı yüzde 45,3'tür. İşsizlik gibi yoksulluk da bu ülkenin yakıcı bir sorunu olarak karşımızda durmaktadır. Yoksulluğun nedeni haksız zenginleşmedir. Bunun sorumlusu 18 yıllık AKP iktidarıdır.

Har vurup harman savurdular, halkın kaynaklarını şatafata harcadılar, betona gömdüler, yandaşa dağıttılar. İnsanların vergisini savaşa, dağa taşa bomba olarak attılar. Müteahhitlerini, gazete patronlarını zengin ettiler. Kendileri varlık içinde yüzerken halka yokluğu, yoksulluğu yaşattılar. Adil yönetici, halkına verdiği kadar alan, halk doyduğu kadar doyandır. Bunlar ise halkının sırtından doyanlardır. Erdoğan "Altı milyon vatandaşa 1.000 TL yardım yaptık" diye övünüyor özellikle pandemi başladığı günden beri aynı cümleleri kurduklarını görüyoruz. Üç ay için 1.000 TL verdiler, ama üç aydır da bunu dilinden düşürmüyor. Sanırsınız her ay 1.000 TL ödediler. Verdikleri üç kuruşu dillerinden düşürmezler ama halktan topladıklarını ise açıklamazlar. 15 Temmuz için ne yapmışlardı hatırlarsınız, bağış topladılar. Nereye harcadıkları inanın belli değildir. Hala hesabını veremiyorlar. Belli ki iç etmişler, yani 15 Temmuz'da topladıkları paraları iç etmişler ve bunun hesabını veremiyorlar. Salgın başladığında IBAN numarası verip halktan para topladılar. Toplanan 2.1 milyar liranın nereye gitti belli değildir. Çünkü bunu da açıklayamıyorlar. İdlib için para topladılar. Ne olduğu, ne zaman dağıtılacağı belli değil.

Hava alanları, köprüler, otobanlar ve şehir hastaneleri yaptılar. Bunların kaç paraya mal olduğu, kime ne kadar garanti verildiği açıklanmıyor. Bunların bedelini de 20-30 yıl boyunca halk ödeyecektir, yoksul ve işsiz olan işçiler, kadınlar toplum bir bütün olarak ödeyecektir. IMF'ye gerek kalmadı. Yerli ve milli IMF olan AKP, Türkiye toplumunun gelecek on yıllarını borçlandırdı. Saray ve yandaşları hariç şu anda 82 milyon borçlu durumdadır. 

'HDP'NİN YÜRÜYÜŞÜ HERKESİ CESARETLENDİRMİŞTİR'
İşte tüm bu hukuksuzluklara, darbe uygulamalarına karşı çıkmak için; hak için, adalet için, demokrasi için, barış için, aş ve iş için demokrasi yürüyüşümüzü gerçekleştirdik. Gençler için, kadınlar için, işsizler için yürüdük. Emekçilerin elinde kalan son haklardan biri olan kıdem tazminatlarına göz dikenlere karşı yürüdük. İktidarın yaratmaya çalıştığı korku iklimine karşı cesareti örgütledik. HDP'nin yürüyüşü herkesi cesaretlendirmiştir. Bugün demokrasiden, aydınlık bir gelecekten yana olan herkes HDP'ye yüzünü dönüyor, daha cesur bir şekilde irade ortaya koyuyor. O anlamda demokrasi yürüyüşümüz bu ihtiyacı ve birlikteliği açığa çıkardı. Topluma nefes dahi aldırılmazken, biz bu yürüyüşümüzle demokrasinin nefes kanallarını bir kez daha açtık. Değişim umudunu, başarı umudunu büyüttük.

'SARAY KUŞATMASINI DA KIRDIK'
Darbeye Karşı Demokrasi Yürüyüşümüzle sadece kendimize karşı değil, tüm bu sıkışmışlıktan kurtulmaya çalışan kesimlere, tüm muhalefete dönük saray kuşatmasını da kırdık. Biz bundan sonra da sabırla, inançla, kararlılıkla barışçıl ve demokratik yöntemlerle yolumuza, yürüyüşümüze devam edeceğiz. Türkiye halkları seçeneksiz değildir, alternatifsiz değildir; HDP vardır. Onlar zalimliklerine devam ededursun, bizim de bu zalimliklere karşı yürüyecek yollarımız vardır. Faşizm AKP'ninse yollar bizimdir. Zulüm AKP'ninse meydanlar, alanlar bizimdir. Hukuksuzluk iktidarınsa adalet bizimdir. Barış bizimdir. Emek bizimdir. Karanlık onlarınsa aydınlık gelecek bizimdir. Hep Birlikte başaracağımıza ve Hep Birlikte kazanacağımıza olan umudumuzu koruyoruz.