1 Ekim 2020 Perşembe

Bozmak*

İklim krizi kendi başına kapitalizm için bir hayatta kalma krizi değil, tabi biz bunu bu hale getirmezsek. Yükselişe mi geçeceğimize veya çöküşü mü yaşayacağımıza karar vereceğimiz bir on yılın içindeyiz. Kapitalist bir dönüşüm umudu açısından elde neredeyse hiç deneysel veya analitik kanıt yok.
Bu kısa notu iklim adaleti aktivistleri için yazıyorum. Yani, iklim krizinin var olduğu, onun insan kaynaklı olduğu, acil bir sorun olduğu ve özünde bir adalet meselesi olduğu konusunda hemfikir olduğumuzu varsayıyorum.
 
Kısa tutmak gerekirse, şunu ifade ederek başlayayım: İklim krizi bir ölüm kalım meselesidir. Bu konunun üç farklı yönden ele alınışına değinmek istiyorum.
 
OLDUKÇA ESNEK
 
İlki, kapitalizmin esnek olduğuna dayanır. Pek çok mutlak hükümdar, burjuva devrimlerinde hayatta kaldı; Katolik kilisesinin arkaik ayrıcalıkları cumhuriyetçi devrimlerden sağ çıkmayı başardı; yüksek parti bürokratları Sovyetler Birliği'nin çöküşünü yine atlatmayı başardı ve şirketler, uzun süre imkansız gibi görünen asgari ücret ve çalışma saati yasalarından sonra yaşamalarına devam etti. Tarihin bir noktasında, şirketlerin bize başka önceliklere odaklanmaya karar vermemize neden olacak yeterli ödünü vermesi teorik olarak mümkündür. Bir anlamda, yeşil kapitalizm hayranları bir noktaya kadar haklılar ve bizim, on yıllar süren karşı devrimci strateji inşasının ardından kapitalistlerin nasıl da sosyo-ekonomik sistemi bir bütün olarak tehlikeye atmamak için iktidarlarının bir kısmından feragat ettiklerini görmemiz gerekiyor.
 
O KADAR DA ESNEK DEĞİL
 
Ancak buradaki ikinci ince nokta şöyle ki, iklim krizi kapsamında “yeterli ödün” demek bozulmak anlamına gelir. Fizik ve kimya pazarlık yapmaz: Dünyanın ekolojik sistemlerinde eşik noktaları vardır ve bir kez geçildi mi, ısınmayı geri döndürülemez bir biçimde hızlandırabilirler. Basitçe, muhtemelen 1,5-2 derece aralığında bir yerde olan bir ısınma eşiğini (sanayi devrimi öncesine göre) aşarsak, pozitif geri beslemelerden kaynaklı 4-6 derece arası bir ısınmayı garanti edebiliriz. Şu an çoktan 0,85 derecelik ısınmaya ulaştık. Bu sera gazı salınımlarını azaltmamız için çok az zamanımız var demektir. Ve “çok az” derken, örneğin, sera gazı salınımına sebep olan enerjiyle alakalı tüm altyapı yatırımlarının inşasını önümüzdeki yıl içinde ve tüm dünya çapında durdurmak zorundayız. Kapitalizm gayet reforme edilebilir evet; ama gerekli reformların doğası, miktarı ve hızı pürüzsüzce uygulamaya geçirmek için aşırı radikal kalıyor. Sistemi bozmamız gerekiyor, olağanüstü iklim hali ilan etmemiz, iktidarı ve enerjiyi geri almamız gerekiyor.
 
YİNE DE ESNEK
 
Üçüncü ince nokta ise, kapitalizmin iklim değişimine uyum sağlayabilecek olmasıdır. Latin Amerika tarihi, toplumsal parçalanmanın ve kapitalist entegrasyonun el ele gittiği ansiklopedik bir özet gibidir. Ortadoğu, çöken toplumların ve emperyalist hilelerin yaşayan bir örneğidir. Ve tabi, bir de Sahra altı Afrikası var. Kapitalizmin motorları bu barbarca durumlarda gayet iyi çalışmaya devam ediyor. Aslında, emperyalist güçlerin hiçbiri, bu barbarlığın Kuzey Afrika'ya ve Ukrayna'ya taşınmasından rahatsız görünmediler. Demek istediğim, iklim krizi kendi başına kapitalizm için bir hayatta kalma krizi değil, tabi biz bunu bu hale getirmezsek. Yükselişe mi geçeceğimize veya çöküşü mü yaşayacağımıza karar vereceğimiz bir on yılın içindeyiz. Kapitalist bir dönüşüm umudu açısından elde neredeyse hiç deneysel veya analitik kanıt yok.
 
Yani, yukarıda da belirttiğim gibi mesele ölüm kalım meselesi. Belki şimdi daha iyi ifade edebilirim: Bu mesele, ya bizim hayatta kalmamız ve kapitalizmin ölümü ya da kapitalizmin hayatta kalımı ve bizim ölümümüz anlamında bir ölüm kalım meselesidir. (Neden bahsettiğimi daha iyi anlamanız için; her şeyin olduğu gibi devam ettiği senaryolarda, 2050'ye kadar 200 milyon iklim göçmeninin olması bekleniyor, 4 milyon Suriyeli göçmenin Avrupa'daki politik ve toplumsal sonuçlarıyla karşılaştırılabilir.) Kâr saplantısı bildiğimiz dünyaya tehdit oluşturduğunda, biz de doğrudan şirketler için bir tehdit oluşturmalıyız.
 
Bu karşılaştığımız, çok büyük bir zorluk. Başka bir deyişle, gerçekten heyecanlı zamanlarda yaşıyoruz. Eski dünya Ende Gelände'de, Planet Stupid'de, Cerattepe'de, Keystone XL'de kapatılıyor. Yeni dünya burada ve şimdi başlıyor: İklim İşleri Kampanyaları'yla, enerji demokrasisiyle, toplu taşıma, gıda egemenliği ve özyönetim için verilen sayısız mücadelelerle.
 
Gerçekten heyecanlı zamanlarda yaşıyoruz ve bu sadece başlangıç. Şimdi, toplumsal ve iklimsel adalet hareketini hızlandırma zamanı. Çünkü başka zamanımız kalmadı.
 
*Bu yazı Yaşam Uzun tarafından ETHA için çevrilmiştir.