Boğaziçi direnişi beşinci yılında: Bu üniversite özgür günlerine dönecek
Boğaziçi direnişinin beşinci yılında kampüste yapılan açıklamada geçen beş sene içinde üniversitenin baskı ve mobbingle yönetildiği ifade edilirken, "Bu üniversite özgür günlerine dönecek. Özgür, özerk, demokratik üniversite için mücadele etmeye devam edeceğiz" denildi.
Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri ve akademisyenler ve Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) üyeleri; Boğaziçi direnişinin beşinci yılında Güney Kampüsünde basın açıklaması gerçekleştirdi. 4 Ocak 2021'de Melih Bulu'nun üniversiteye kayyum rektör olarak atanması üzerine başlayan eylemler farklı üniversitelere ve şehirlere yayılmıştı ve uzun süre devam etmişti. Açıklamada "Boğaziçi 5 yıldır direniyor" ve "Üniversiteleri yönetmeye geliyoruz" pankartları açılırken "Yaşasın Boğaziçi direnişimiz", "Özgür, özerk, demokratik üniversite", "Naci İnci rektörümüz değildir" dövizleri taşındı.
Açıklamada, 5 sene içinde üniversitede mobbing ve baskının yönetim biçimi haline geldiğine dikkat çekilerek, "Beş yılda Boğaziçi Üniversitesi; liyakat yerine sadakatin esas alındığı, işlerin yürümediği, görevini layıkıyla yerine getirenlerin mobbinge uğradığı yönetici kadrosunun görülmemiş oranda arttığı ve her işin mutlaka bir krize dönüştürüldüğü bir yere çevrildi. Bu üniversite bir belediye gibi yönetilmeye çalışıldı. Ama burası bir belediye değil, üniversitedir. Burası talimatla değil, bilimle; rantla değil, kamusal akılla; keyfiyetle değil, kurullarla yönetilmesi gereken bir üniversitedir. Bu beş yıl içinde; idari personele, akademik personele, öğrencilere zulmeden yöneticiler oldu. Bugün dönüp baktığımızda zulüm ve baskıyla yönetenlerin değil direnenlerin hatırlandığını görüyoruz. Bu üniversitede beş yıl boyunca direnenler tarihte nasıl yerini alacaksa, bu beş yıl boyunca üniversiteyi kaosa sürükleyenler de tarihte mutlaka yerini alacak. Ve biz bunu asla unutmayacağız" ifadelerine yer verildi.
'BU ÜNİVERSİTE ÖZGÜR GÜNLERİNE DÖNECEK'
Kayyum yönetimi üniversiteyi idari ve akademik olarak parçalamakla kalmayıp üniversite topraklarının sermayeye peşkeş çekildiği belirtilen açıklama şu şekilde devam etti: "Öğrencilerin faaliyetlerini yürütecek alanları yokken, kütüphane ihtiyacı ortadayken, barınma sorunu çözülmemişken, akademisyenler ders verecek sınıf bulamazken, idari personel tıkış tıkış odalara yığılmışken; üniversitenin çeşitli alanları 'teknoloji geliştirme bölgesi' adı altında sermayeye peşkeş çekildi. Ve dehşetle okuduk: Bu alanlardan elde edilen gelirin üniversiteye, üniversitenin bileşenlerine, üniversitenin geleceğine neredeyse hiçbir katkısı yok. Üniversitenin payına düşen yalnızca yüzde 20. Bütün baskılara, tehditlere rağmen; bu üniversite, tüm bileşenleriyle birlikte Eğitim-Sen'in ortak mücadelesi sonucu özgür günlerine dönecek. Üniversite idealini yok edemeyeceksiniz. Özgür, özerk, demokratik üniversite için mücadele etmeye devam edeceğiz."