30 Mart 2026 Pazartesi

Berfin Polat: Önümüzdeki dönem birleşik mücadele zeminlerini güçlendirmeliyiz

3 Şubat siyasi kırım saldırısında tutsak edilen muhabirimiz Elif Bayburt, aynı soruşturma kapsamında tutsak edilen SGDF Eşbaşkanı Berfin Polat ile Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi’nde röportaj yaptı. 

Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ve Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), Sosyalist Kadın Meclisleri  (SKM) ve ajansımız ETHA’nın da aralarında bulunduğu çok sayıda sosyalist kuruma yönelik 3 Şubat'ta düzenlenen saldırıda,100'ü aşkın sosyalist gözaltına alındı. 82 sosyalistin tutuklandığı saldırıyı SGDF Eş Başkanı Berfin Polat ETHA'ya değerlendirdi. 

Bu sizin devrimci mücadele içerisinde 4., SGDF Eşbaşkanı olarak ikinci tutukluluğunuz. Nasıl hissediyorsunuz? 
Sosyalist gençlik, bu toprakların yaşam damarıdır. Ezilen, sömürülen, yok sayılan halkların sesi, soluğu ve en dinamik mücadele kuvvetlerindendir. Bu tarihi boyunca nerede direniş ve mücadele filizlenmişse orada olmuştur. İşte tam da bu yüzden daima saldırıların odağında olmuştur. Mücadelede tuttuğu yer, çizgisi, insanca yaşamadaki ısrarı, eşitlik ve özgürlük kavgasının taşıyıcılığı her zaman egemenlerin korkusu olmuştur. Dolayısıyla sistematikleşen bu baskı, gözaltı ve tutuklama saldırısının da o dağında olması tesadüf değil, 2015'te Suruç ile devreye sokulan "bitirme" konseptinin devamı.

Tüm bu saldırıların her seferinde başarısızlıkla sonuçlanması ve sosyalist gençliğin yürüyüşünün kesintisiz sürmesi var olan korkuyu büyüttü. Ben de sosyalist bir genç kadın olarak lise yıllarımdan beri bu fikri savunduğum için 4 kez tutuklandım. Siyasi faaliyetlerimiz, gençliğin, kadınların, işçilerin ve ezilenlerin özgürlüğü için yükselttiğimiz ses tutuklanmamıza gerekçe gösterildi. Buradaki hedefin ne olduğunu çok iyi biliyoruz; mücadele ısrarımız ve sosyalizm iddiamızın yarattığı korku bugün pervasızca saldırıların da kendini gösteriyor. Bize de buradan şunu söylemek düşer; korkularını büyütmeye devam edeceğiz.

Tutuklanmanıza gerekçe yapılan dosyada neler vardı? Size neler "suç" olarak gösterildi? 
Tutuklanmamıza gerekçe olarak kampüslerde yürüttüğümüz antifaşist mücadele, Kürt halkının ulusal demokratik halklarının tanınması kapsamında gerçekleştirdiğimiz "adil, demokratik barış için gençlik ayağa" kampanyamız, şovenizme karşı üniversitelerde, liselerde ve mahallelerde yaptığımız çalışmalar ve 6 Ocak'ta Halep’te Kürt halkının yaşadığı mahallelere yönelik saldırılara karşı ses çıkarmamız gösterildi. Gençlik, şovenizm zehriyle Kürt halkına, göçmenlere karşı düşmanlaştırılıyor. İçerisinde bulunduğu yoksulluğun ve geleceksizlik kıskacının sorumlusu olarak ezilenler gösterilerek bilinci bulandırılıyor ve öfkesini bunun asıl sorumlularına yöneltmesinin önü alınıyor.

Eğitim politikaları ise baştan sona bu hedef doğrultusunda dizayn ediliyor. Tüm bunlara karşı politik özgürlük sorusunu öğrenci gençlik mücadelesinin ivmelemesinde belirleyici oluyor. Büyüme potansiyeli taşıyan her mücadele çeteler, yönetmelikler ve kayyumlar yoluyla bastırılmak isteniyor. Gençlik kitleleri içerisinde yükselen itirazın siyasal bir nitelik kazanması örgütlü mücadele ile buluşmasının yaratacağı etki ve sıçrama iktidarın en korktuğu eşik. Tüm aygıtları ile seferber olup ördüğü korku duvarında açılan her gedik gençliğe yeni mücadele zeminleri sunuyor ve motivasyon oluyor. İşte bunu sağlayacak örgütlenecek ve o potansiyel ile buluşacak kuvvetlerin saldırılarla karşı karşıya kalması açığa çıkan rüzgarın kesilmek istenmesi ile bağlantılı. Sosyalist gençliğin saldırıların hedefi olması bu yüzden. 

SGDF, tarih boyunca Türkiyeli yoksul gençlik, Kürt gençliğinin birleşik mücadelesini esas alan bir örgüt oldu. Bu nedenle de çokça hedef alındı. Yakın zamanda düzenlediğiniz "Adil, demokratik barış için gençlik ayağa" kampanyası da belirttiğiniz gibi suçlamalar arasında. Bunu nasıl yorumlamalı? 
Sosyalist gençlik olarak gençliğe bir çağrı yaptık. Bir "barış" konuşuluyorsa gençler olarak bunun tarafıyız, öznesiyiz. Dolayısıyla gerçek bir barış için kaydedici/bekleyen pozisyondan çıkıp Kürt halkının ulusal demokratik hakları ve talepleri etrafında kenetlenmenin, mücadeleye yön vermenin çağrısını yaptık. Muhatap da özne de bizleriz. Ana dilde eğitim, Kürtçe’nin resmi dil olması, TMK'nın kaldırılması, siyasi tutsakların serbest bırakılması vb. taleplerle yürüttüğümüz çalışma tutuklanmamıza gerekçe gösteriliyor. Bununla eş zamanlı olarak halkçı, demokratik yönetim yapısıyla 21.yüzyılda başkaca bir yaşamın mümkün olduğunu ve devrimin, egemenlerin propagandasını yaptığının aksine güncel olduğunu gösteren Rojava'yı boğma, kazanımlarını tasfiye etme girişimleri sürdü. 

Sosyalist gençlik tarihinden öğrenerek deneyimlerine yaslanarak bir devrim savunma göreviyle bir kez daha ilişkilendi. 6 Ocak'ta başlayan ve büyüyen saldırılar karşısında kendi kuvvetleri başta olmak üzere birleşik gençlik mücadelesinin diğer bileşenlerini seferber etme görev bilinci ile hareket etti. Biz dünden bugüne Türkiye ve Kürdistan halklarının birleşik mücadelesini büyütmeyi esas aldık ve bu tarihsel sorumluluğu herhangi bir dönemin herhangi bir anında üstlenmekten geri durmadık. Tam da bu yüzden tutuklanmamızın hiçbir karşılığı yok. 

Geçtiğimiz yıl yine sosyalistlere dönük 21 Ocak saldırısından yaklaşık 2 ay sonra İBB operasyonları başladı ve bununla birlikte çok kitlesel eylemler patlak verdi. Bugün de işçi direnişlerinden üniversite eylemlerine kitlenin öfkesinin biriktiğini görüyoruz. 3 Şubat saldırısını anlamda nasıl değerlendirilebilir? 
Kitle hareketinin geliştiği, itirazların yükseldiği dönemlerde harekete yön verecek devrimci güçleri sokaktan çekmek, etkisiz bırakmak ve kitlelerle bağını koparmak devletin temel bir politikası. 19 Mart’ın hemen öncesinde, geçtiğimiz yıl tutuklanmamız bunun bir sonucuydu. Bugün de kampüslerde anti-faşist mücadele yükselişte, işçi direnişleri ve grevleri büyümekte. Buna paralel olarak baskılar ve savaş saldırganlığı devam ediyor. Durum böyleyken devrimci sosyalistlerin kitlelerden bağını koparmak, sokaktan çekmek, toplumsal öfke ve itirazın örgütlenmesine engel olmak devlet bakımından önemli bir yerde duruyor. Gençliğin gündemleri ile bulaşmamızı, talep ve özlemleri etrafında politika yapmamızı istemeyen iktidar bizi tutuklayarak gençlik kitlelerinden koparmak istiyor. Bugün gündemlerden biri de antiemperyalist mücadele. Gençlik hareketi tarihi boyunca anti emperyalist mücadelede buzkıran rolü oynamıştır. 68'den bu yana bu niteliği ve ruhu içinde barındırmayı sürdürdü. Bugün bakımından da emperyalist saldırganlık ve savaşlar tırmanırken, savaş aygıtı NATO'nun toplantısı öncesi bu saldırıların tesadüf olmadığını biliyoruz. Birleşik gençlik mücadelesinin dönem görevlerinin başında da Temmuz'da Ankara'da yapılacak zirve yer alıyor.

Egemenlerin edilenlere karşı yürüttüğü savaşın, yıkımın karşısında anti-emperyalist, savaş karşıtı mücadele gençlik kitlelerin başat görevi. Çünkü bugün yürütülen bu savaşların yükü gençliğin omuzlarını yükleniyor. Gençlik yürütülen savaşın değirmenine su taşıyan bir pozisyona zorlanıyor. Eğitim sistemi buna göre dizayn ediliyor. Teknofestler ve teknoparkların yanı sıra üniversite toplulukları da bu amaç odaklı açılıyor. Meslek liseleri de bu politikada özel bir yer tutuyor. Yani emperyalist savaşa karşı halkların özgür, eşit yaşadığı bir dünya istemi tam da bu sebeple gençliğin en temel görevi. Bunu hatırlatmak, örgütlemek ise bizim sorumluluğumuz. Tutuklanmamızla engellenmek istenen de bu mücadelenin en dinamik kuvvetinin genişliği bu politika ekseninde örgütlemesi. Yine kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümlerinde veriler her gün artarken genç kadın kitlelerinin yaşamak için verdiği mücadelenin adreslerindeniz. Dönem boyunca liselerde, üniversitelerde, semtlerde erkek şiddetine ve kadın cinayetlerine karşı yükselen seste buluştuk. Sosyalist gençlik, bu dönemde en geniş genç erkek kitlelerine de bir çağrıda bulundu; erkeklikle yüzleşme. Kadın özgürlük mücadelesi geliştikçe erkek egemenliğinin maddi zeminleri de darbelenmekte. Bu nedenle kendine daha fazla alan açmak isteyen erkek egemenliğinin bir sonucu olarak "erkeklik krizi"  ortaya çıkmakta. SGDF'nin kadın özgürlükçü çizgisi ve bu kapsamdaki mücadelesi yok edilmek isteniyor, gözaltı ve tutuklamaların amaçlarından biri de bu. 

Gençlik hareketi bu topraklarda tarih boyunca devrimci, birleşik mücadelenin en ileri örneklerini sergiledi. Bu dönem neye ihtiyaç var? Dışarıya nasıl bir çağrı yapmak istersiniz? 
Birçok gençlik mücadelesinin en ileri kazanımlarından biri saldırılar karşısında birleşik tutum alabilmesidir. Devrimci dayanışma gençlik hareketinin yarattığı gelenekte önemli bir yer tutuyor. Saldırıları doğru okuma ve ona göre pozisyon alma konusunda en ileri örneği sergileyen gençlik hareketinin bileşenleri bu siyasi saldırı karşısında da bulunduğu her yerde devrimci dayanışmayı büyüttü. Mayasını "Suruç için adalet" mücadelesinden alan bu dayanışma ve birleşik mücadele kültürü her saldırıyı boşa düşürdü. Önümüzdeki dönem bu bileşik mücadele zemini güçlendirme görevi daha yakıcı biçimde önümüze çıkacak. Dünden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz bu anlayış, devrimci gençlik hareketinin gelişiminde önemli bir nokta. Mücadele dostlarımıza da dışarıda bu sorumluluğu üstlenme ve dayanışmayı büyütme çağrısı yapıyoruz. Bakırköy'den tüm devrimci tutsaklar adına teşekkürlerimizi ve selamlarımızı iletiyorum.