'Ben de Kardeş Tutsak Kampanyası'na katıldım'
Tutsakların Sesi Platformu'nun başlattığı "Kardeş Tutsak Kampanyası"na katılan LGBTİ+ aktivistleri Aya ve Anton, herkesi Türkiye'de hapishanelerde baskı altında olan ve direnen politik tutsaklarla dayanışmayı büyütmeye, onların maddi ihtiyaçlarını karşılamak için kampanyaya katılmaya çağırdı.
Tutsakların Sesi Platformu'nun 3 Şubat'ta tutsak edilen devrimci sosyalistler için başlattığı "Kardeş Tutsak Kampanyası" büyüyor. Avrupa'da toplumun çeşitli kesimlerinden kampanyaya katılım artıyor.
İki LGBTİ+ aktivisti de kampanyaya katılarak, sosyalist tutsaklarla dayanışmanın büyütülmesi çağrısında bulundu.
Özgür Genç Kadın Merkezi Koordinasyon Üyesi Hivda Selen ile pratik dayanışma gösteren Aya, ETHA'ya konuştu: "Siyasi tutsakları desteklemek için elimizdeki tüm imkânları seferber etmeliyiz. Bir enternasyonalist olarak kendimi, hem tutsakların sesini Avrupa’ya taşımak ve onların durumuna dikkat çekmekle, hem de pratik dayanışma göstermekle yükümlü görüyorum. Bu nedenle bir siyasi tutsağı, aylık maddi katkıyla desteklemeyi ve ona düzenli olarak mektuplar yazarak hapishane duvarlarını bir biçimde aşmayı kendime görev biçtim. Yapabileceğimin en azı bu."
Aya kampanyaya ilişkin olarak şunları söyledi: "Hivda Selen ile kardeş tutsak kampanyası bağlamında ilişki kurdum. Elbette tüm siyasi tutsaklarla dayanışma içindeyim ve hepsine en içten selamlarımı göndermek istiyorum. LGBTİ+ bir birey olarak, erkek egemen sisteme ve onun yarattığı her türlü baskı biçimine karşı mücadele eden biri olarak, mücadele eden kadınlara kendimi yakın hissediyorum. Avrupa’da genç kadınlarla birlikte örgütlenirken her gün hissettiğim kız kardeşliği ve kadın dayanışmasını, Hivda’ya ve hapisteki tüm kadınlara göndermek istiyorum.
"Aynı zamanda kadınların, özellikle de siyasi kadın tutsakların hapishanelerde maruz kaldığı koşullara dikkat çekmek çok önemli" diyen Aya, Halklar Karavanı’ndan genç kadınların Türkiye'de tutuldukları gözaltı ve Geri Gönderme Merkezleri'nde karşılaştıkları cinsel şiddete dikkat çekti, "Türk faşizmi, devrimci kadınlara karşı bir silah olarak kullandığı cinsel işkence nedeniyle hesap vermek zorunda. Bu da bir yandan sokakta bu şiddete karşı ses çıkarmak, teşhir etmek ve tutsak kadınlarla olan pratik dayanışmamızı güçlendirmek anlamına geliyor" dedi.
'BU ANTİFAŞİST BİR SORUMLULUK'
BEKSAV emekçisi ve Sanat ve Hayat Dergisi editörü Sema Uçar ile pratik dayanışma gösteren Anton da, şunları söyledi: "Bunu yapıyorum çünkü tutsaklar, devletle verdikleri günlük mücadelede geri adım atmazken, bizlerin de dışarıdan onların yükünü az da olsa hafifletebilmek için elimizden gelen her şeyi yapmamız gerekiyor."
Aynı zamanda bir kültür emekçisi olan Anton, Türk devletinin muhaliflere yönelik saldırılarına karşı dayanışmanın büyütülmesi gerektiğinin altını çizdi ve ekledi: "Sanat aracılığıyla da tutsakların sesi kulağı olmalıyız. Bu şekilde insanlara hapishanelerdeki durumu daha yakından anlatabilir, kamuoyu yaratabilir ya da bağış toplayabiliriz. Ama aynı zamanda şiirlerimiz ve şarkılarımız hapishanelerde de yankılanabilir. Tıpkı sis denizini yarıp geçen bir ışık kümesi gibi. Bu nedenle kültürel çalışmalar tali bir şey değil, dayanışma mücadelesinin vazgeçilmez bir parçası."
Bir kültür emekçisiyle dayanışmayı antifaşist bir sorumluluk olarak da gören Anton, TSP'nin Kardeş Tutsak Kampanyası'na ilişkin olarak şunları söyledi: "Elbette benim yaşadığım yerde koşullar bambaşka, ancak direniş kültürünün yasaklandığı ve sanatçıların hapsedildiği bir gerçeklik geçmişte burada da vardı. Bu yüzden bunu sadece bir kültür emekçisi olarak kişisel bir bağ kurmak şeklinde değil, aynı zamanda genel anlamda antifaşist bir sorumluluk olarak görüyorum. Sanat, umutsuzluk içinde yeniden bir nefes, yeni bir umut olabilme işlevine sahip. Sema Uçar’ın çalışmalarının birçok insanda yarattığı etki tam da bu ve benim de dışarıdan dayanışmayla dahil olmak ve bağ kurmak istediğim nokta burası."