24 Ocak 2021 Pazar

Başaran: AKP'nin son 12 yıllık iktidarında 3 binden fazla kadın katledildi

Kürt illerinde artan istismar ve tecavüz vakalarının AKP-MHP'nin "savaş yönteminin bir parçası" olduğunu dile getiren HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, aklama siyasetine izin vermeyeceklerini söyledi. AKP'nin 12 yıllık iktidarı döneminden 3 binden fazla kadının katledildiğini söyleyen Başaran "Kadınlar iktidar eliyle şiddete uğruyor" dedi. HDP Kadın Meclisi'nin "Kadın Mücadelesi Her Yerde" kampanyasının final eyleminin 25 Temmuz'da Ankara'da olacağını duyurdu.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, kadın gündemine ilişkin partinin Genel Merkezi'nde basın toplantısı düzenledi. Düzenlediği basın toplantısı gerekçesiyle partinin Diyarbakır'da bulunan Demokratik Yerel Yönetimler Komisyonu İrtibat Bürosu'nun polis tarafından abluka altına alındığını belirterek, "Diyarbakır Emniyeti, yerel yönetimler büromuzu ablukaya almış. Yanlış istihbarat almışsınız, Ankara'da açıklama yapıyorum, bunu bahane ederek yaptığınız ablukayı kaldırın" dedi.

'ÖZEL SAVAŞ YÖNTEMİ'
HDP'nin sürdürdüğü kadın özgürlük mücadelesinin sekteye uğratılmasına izin vermeyeceklerini söyleyen Başaran, "Maalesef istismar ve kadına yönelik şiddet vakalarının bir politika olarak kendisini gösterdiği dönemden geçiyoruz" diye konuştu.

Kürt illerinde artan istismar ve tecavüz vakalarının AKP-MHP tarafından oluşturulan "savaş yönteminin bir parçası" olduğunu dile getiren Başaran, Şırnak'ta 10 yaşında bir kız çocuğuna taciz olayının ardından Valilik tarafından yapılan açıklamaya işaret ederek, bunun bir politika olarak sunulduğunu belirtti. Başaran, "Bu da bize gösteriyor ki, bu tacizi suçu işleyen sadece uzman çavuş değil, bunu cesaretlendirenlerde suçludur. Yine 17 yaşında bir kadın bir uzman çavuş tarafından tecavüze uğruyor. Bunu kamuoyuyla paylaşmak istediği zaman 20 gün özgürlüğünden alıkonuluyor, her tehdide zulme maruz kalıyor ve bu uzman tıpkı Şırnak'taki uzman çavuş gibi, iktidardan aldığı güçle genç kadını tehdit ediyor ve genç kadın intihar ediyor. Biz Batman'da iken yaptığımız görüşmede gençlerin durumunun ağır olduğunu öğrendik. Şırnak'ta 2 uzman çavuş serbest bırakılıyor. Bu girişimlerin daha da devam edeceğini öğreniyoruz. Bunun AKP ve MHP ittifakının bir politikası ve özel savaş yöntemi olduğu gerçekliği her gün kendisini gösteriyor" diye konuştu.

Başaran, AKP'nin kadına yönelik politikalarını kadınlara yönelik operasyonlardan tanıdıklarını ifade ederek, "Bu Rojbin Çetin'in köpeklerle işkenceye uğramasından, 70 yaşındaki kadın arkadaşımızın tutuklanmasından, 200 gündür kayıp olan Gülistan'dan, Rosa Kadın Derneği ve TJA'ya yönelik saldırılardan niyetlerini çok iyi biliyoruz. Biz kadınlara yönelik saldırı gerçekleştireceğiz ama 'siz buna sesinizi çıkarırsanız, mücadele ederseniz her türlü zor aygıtı ile karşı karşıya kalırsınız' deniliyor" ifadelerini kullandı.

AKP'NİN SON 12 YILLIK İKTİDARINDA 3 BİN 45 KADIN KATLEDİLDİ
Pınar Gültekin ve Fatma Altınmakas'ın katledilmesiyle ilgili sözlerini sürdüren Başaran şöyle devam etti:

Kadına yönelik şiddet vakaları bu kadar artmışken maalesef hala AKP-MHP ittifakı kendilerini bu meselede bir özeleştiri verme konumunda saymıyor, spesifik olaylarmış gibi değerlendirmeye devam ediyorlar. Son olarak ortaya çıkan Pınar Gültekin ve Fatma Altınmakas vakalarında da görüldüğü gibi, ağza alınmayacak ve söylenmesi bile içler acıtan yöntemlerle kadınlar katledilmeye devam ediyor. Bunun AKP politikalarının bir sonucu olduğunu her defasında ifade ediyoruz. Daha önce de kamuoyu ile paylaşmıştık, bir daha paylaşmak istiyoruz. AKP ve MHP'nin yürüttüğü siyasette kadınlara yönelik siyaset ajandası nedir, sizinle paylaşmak istiyorum. Sadece Haziran ayında 2020'de, 27 kadın öldürüldü, 23 kadın şüpheli bir biçimde yaşamını yitirdi. AKP'nin son 12 yıllık iktidarında 3 bin 45 kadın kadın katledildi ve maalesef her geçen gün bu katliamlar yükselerek devam ediyor. Kadın cinayetleri bu ülkede artık bir kadın kırımı haline geldi.

Ama bunun karşısında siyaset üretmesi gereken iktidar, kadınlardan özür dilemesi gereken iktidar bizi, HDP'yi samimiyet testine davet ediyor. Bizim samimiyetimizin testi AKP değildir; bizim samimiyetimizin testi Türkiye kadınlarıdır, Kürt kadınlarıdır, Çerkes kadınlarıdır, Türk kadınlarıdır, Alevi kadınlarıdır. Ama AKP'nin samimiyet testi yürüttüğü politikalardır ve bunlar açık olarak ortadır. Son kadın cinayetlerinden biri Pınar Gültekin'di. Maalesef Pınar Gültekin cinayetinde de, tıpkı daha önceki kadın katliamlarında olduğu gibi iktidar cephesinden kınamaktan öteye herhangi bir açıklama gelmedi.

SİZİN 'TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ' DEDİĞİNİZ MESELE KENDİNİZİ AKLAMA SİYASETİDİR 
Erdoğan bu meselenin "takipçisi olacağız" dedi, sanki spesifik bir meseleymiş gibi. 12 yılda 3 bin 45 kadın katledilmemiş gibi, sanki her gün TV'lerde kadına yönelik cinsiyetçi söylemler üretilmiyormuş gibi, sanki iktidarın siyaseti kadın erkek eşitsizliğini yaratmıyormuş gibi, sanki her gün kadınlar hedef gösterilmiyormuş gibi sanki Diyanet, yargı ve iktidar sözcüleri eliyle kadına yönelik şiddet meşrulaştırılmamış gibi bu dosyanın bu katliamın takipçisi olacaklarmış! Biz maalesef bu takipçi olma halini önceki davalardan çok iyi biliyoruz. Sizin takip dediğiniz meseleyi istisnaymış gibi gösterip kendinizi aklama siyasetidir. Biz kadınlar olarak buna izin vermeyeceğiz. 

Tam da bu nedenle dün ve önceki gün Türkiye'nin dört bir yanında yeter demek için, artık bir tek kişinin eksilmesine tahammülümüz yok demek için kadınlar alanda, sokaklarda, meydanlarda, Mecliste ses yükselttiler. Biz Pınar'ın ve Fatma Altınmakas'ın sesi olacağız. Çünkü Fatma defalarca şikayetçi olmuştu, gencecik yaşında. Fatma 6 çocuk annesiydi, 7'nci çocuğuna hamileydi, yetmemişti tecavüze uğramıştı, katledilmişti ve onu katleden kişi elini kolunu sallayarak dolaşmaya devam edecek gibi görünüyor.

BİZİ SAMİMİYET TESTİNE DAVET EDENLER BU FOTOĞRAFA İYİ BAKSINLAR 
Biz, iktidarın kadına yönelik söylemlerini, ayrımcı söylemlerini çok iyi biliyoruz. Bir taraftan kınama mesajları yayınlarken öte yandan sokağa çıkan kadınlara yönelik şiddeti çok iyi biliyoruz. Bizi samimiyet testine davet edenler bir de bu fotoğrafa baksınlar. İşte bu fotoğraf, AKP'nin samimiyet testini gösteriyor. Bir taraftan kadına yönelik şiddetin karşısında olduğunu söyleyenler, bir taraftan Pınar Gültekin cinayetinin takipçisi olacağını söyleyen partinin genel başkanı, bir taraftan kadına yönelik şiddete yönelik "olayın takipçisi olacağız" diyen partinin Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı, ama bir taraftan da bu parti kolluğunun kadınlara uyguladığı muamele. Kadınlar sadece "ölmek istemiyoruz" dediği için "bu topraklarda eşit yaşamak istiyoruz", "şiddete uğramak istemiyoruz", dediği için AKP'nin kolluk gücü tarafından saldırıya, işkenceye uğruyor. Aleni bir şekilde kadınlar, iktidar eliyle şiddete uğruyor. 

TV'LERDE KADINA YÖNELİK ŞİDDET KADINLAR OLMADAN TARTIŞILIYOR 
Türkiye'de bu kadar şiddet yükselmişken, her gün bir kadın cinayeti haberiyle güne uyanırken iktidar, İstanbul Sözleşmesi'ni tartışmaya açıyor, 6284 Kanunu tartışmaya açıyor, sözleşmenin içeriğini tartışmaya açıyor. Bunu yaparken de sözleşmenin içeriğini çarpıtarak hergün TV'lerde kadınlar hedef gösterilerek bu tartışma yürütülüyor. Maalesef tıpkı HDP'siz HDP tartışıldığı gibi, şimdi bütün TV'lerde kadına yönelik şiddet tartışılyor, İstanbul Sözleşmesi tartışılıyor; ama kadınlar olmadan tartışılıyor, İstanbul Sözleşmesi iktidarın lütfuymuş gibi davranılıyor.

GÜVENCEMİZ İKTİDAR DEĞİL, ÖRGÜTLÜLÜĞÜMÜZDÜR 
İstanbul Sözleşmesi, binlerce kadının emeğinin sonucudur. 6284 sayılı yasada yapılan değişikliği, Türkiye kadın mücadelesinin ve Kürt kadın mücadelesinin elde ettiği kazanımlarını, iktidarın bu kazanımlarımızı elimizden almasına izin vermeyeceğiz. Bizim güvencemiz; iktidar veya kolluk değildir, her defasında başvurduğumuz cezasızlık politikasıyla erkekleri cesaretlendiren yargı değildir, bizim güvencemiz örgütlülüğümüzdür, bizim güvencemiz kazanımlarımızdır. Bu kazınımlarımızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Bir kadının daha eksilmesine tahammülümüz yok artık.

SESİNİ DUYURAMADIĞI İÇİN KATLEDİLEN KADINLAR ADINA İKTİDARDAN HESAP SORALIM
Buradan bir kez daha çağrı yapıyorum. Kadın Meclisi olarak; çokça çağrı yaptık. Kadına yönelik şiddetin, ayrımcılığın politik olduğunu; bunun tarihselliğini çok iyi biliyoruz. Meclisteki bütün parti gruplarına sesleniyoruz; HDP olarak parlamentoda bir kadın grubumuz var, eğer kadına yönelik şiddeti partiler üstü bir mesele olarak görüp, bunu kaldırmak gibi bir niyetiniz varsa gelin bu sorunları nasıl aşacağımızı konuşalım. Parlamento dışındaki siyasi partilere ve bizimle olan, olmayan kadın kurumlarına sesleniyorum. Gelin hep beraber bu sorunun çözümünü arayalım; sokakta, alanda, Mecliste, meydanda her yerde mücadele edelim. Erkek şiddeti ve erkek egemenliğine karşı kadın özgürlükçü bir yaşam inşa edelim. Sesini duyuramadığı için katledilen kadınlar adına iktidardan hep beraber hesap soralım. Eğer samimiyet ise biz oturup konuşmaya hazırız. 

'KADIN MÜCADELESİ HER YERDE' KAMPANYASININ FİNALİ ANKARA'DA 
Bütün bu saldırılara karşı biz bir aydır bir kampanya yürütüyoruz. İstismara karşı, infaz yasasıyla yükselen erkek şiddetine karşı, kayyım siyasetiyle kurumlarımızın kapatılarak kadınların kurumlara ulaşmasına karşı 8 Haziran'da bir kampanya başlamıştık. Türkiye'nin dört bir yanından kadınlarla hep beraber ses yükselterek "Kadın mücadelesi her yerde" dedik. Bu ayın 25'inde Ankara'da Kuğulu Park'ta saat 12.00'de bu kampanyanın finalini vereceğiz, "kadın mücadelesi her yerde" diyeceğiz. Bu kampanyayı, 25'inde finalini yaparak sonlandıracağız. Buradan bütün kadınlara seslenmek istiyorum; gelin hep beraber ayrımcılığa karşı, şiddete karşı, ayrıştırma siyasetine karşı hep birlikte kadın mücadelesi her yerde diyerek İstanbul Sözleşmesi'ni sahiplenelim. Gelin hep birlikte yaşamımızı savunalım, sesini duyuramayan kadınların sesi olalım, bizi kuşatan erkek egemenliğine karşı mücadele edelim. Gelin hep birlikte 6284'ü CEDAW'ı tartışmaya açan iktidara karşı mücadele edelim. Tabi kampanyamızın finali olacak, ama biz kadınlar olarak kadın mücadelesi her yerde demeye devam edeceğiz. İçeride, dışarıda, nerede olursa olsun kazanımlarımızı hedef alanlara karşı mücadele etmeye devam edeceğiz.