22 Şubat 2026 Pazar

Aydın Akyüz yazdı: Kırıklar'da baskılar artıyor

İzmir Kırıklar 1 No'lu F Tipi Hapishanesi'nde tutulan Aydın Akyüz, ajansımıza gönderdiği mektupta sosyalistlere yönelik siyasi kırım saldırısına tepki gösterdi. Hapishanede artan baskıları da yazan Akyüz, kuyu tipi hapishanelerin açılmasıyla birlikte bulundukları hapishanede de baskı ve ihlallerin arttığına dikkat çekti. 

"Varalım dedik. /Görelim dedik. /Yapışıp sapanın sapına şol kardeş toprağını biz de bir yol sürelim dedik." (N. Hikmet)

Sadece siz dostlarımızın çağrısını duymadık. Muktedirlerin ulumaları da kulaklarımızda çınladı: "Ezeceğiz" tehditlerine yine "bitirdik", "bitireceğiz" naraları eklendi. Bilmiyorlar ki nice kırımdan, nice borandan geçtik. Önceleri olduğu gibi yine öğrenecekler; umudun yenilmezliğini. "Umuda kurşun işlemez" olduğu gibi, bu diyarda umuda zindanlar işleyebilir mi? Umudu kelepçeler durdurabilir mi? Umudun türküsü hiçbir zaman susmadı, susturulamadı. Daha gür ve daha coşkulu söylenmeye devam edilecek. Hep birlikte devrim halayı çektiğimiz, marşlarımızla sokakları ve meydanları özgürleştirdiğimiz yarınlar uzak değil. Çünkü umut hep ayakta, hep dimdik. Çünkü umut devrim halayında. Çünkü halklarımızın inceliği dayanışma büyüyor. Çünkü dostlar her zamankinden daha vefalı. Çünkü el ele, kol kola tutuşan binlerce çeşitte, gökkuşağının bütün tonlarıyla diyarımızı gülistana çevirdiler. "Kalbim duy bunları." Bütün bu güzelliklerin karşısında ruhum sığabilir mi zindanlara? Bütün bunlar için binlerce yıllık mahpusluk çok mu? Bu havalarda ölümsüzlük şerbetini içmek, yıllanmış dostlarla şarap kadehlerini göğe kaldırarak, umuda selam durmaktan ne farkı var? 

Umudu ayakta tutma ve büyütme kararlığınızı ve direncinizi selamlıyorum, selamlıyoruz. Zulüm karargahlarına duyduğumuz öfkeyi paylaşıyorum, paylaşıyoruz.

Buradaki hak ihlalleri üzerine durmak istiyorum.

Kuyu tipi zindanlar gündeme gelmeye başladığında, bütün zindanlarda da devrimci tutsaklar üzerindeki tecridi artıran yasalar yürürlüğe girdi. Devrimci ve demokrat gazetelerin verilmesi tamamen yasaklandı. Dergi ve kitaplar üzerinde de ‘eğitim kurulları' aracılığıyla ağır bir sansür devreye konuldu. Yasanın çıktığı 2021'den 2023'ün ortalarına kadar buranın ‘eğitim kurulları' bize gelen dergilerin ortalama yarısını veriyordu. Kitaplar seyrek engelleniyordu. 2023'ün ortalarından itibaren ise kitaplardaki sansür arttı. Varyos Yayınevi'nin bütün kitapları, Avesta Yayınevi başta olmak üzere Kürt yurtsever çizgide kitap çıkartan yayınevlerinin çoğu kitabı aynı akıbete uğradı. Dergiler ise istisnai olarak verilmeye başlandı. Onlarca dergiye abone olmamıza rağmen ayda bir-ikisini ancak alabiliyoruz. Örnek olarak Sosyalist Kadın Dergisi'nin en son 2023 bahar (4.) sayısını aldık; üç yıldır başka bir sayı alamadık. Marksist Teori'nin en son 2023 Temmuz'unda çıkan 11. sayısından sonraki iki buçuk yıldan fazla bir zamandır çıkan 9 sayıdan sadece birini (17.sayıyı) alabildik. Kültür sanat dergileri dışındaki devrimci ve demokrat dergilerden, Teori ve Eylem dergisi hariç bütün dergilerin akıbeti aynı.

Üstelik bazı hapishanelerde dergiler "sakıncalı" bulunan kelimeler ve bölümler çizilip veya çıkarılıp verilmesine rağmen, Kırıklar 1 Nolu F Tipi Hapishanesi ‘Eğitim Kurulu' böyle bir uygulamaya yanaşmıyor. Verdiği kararlarda gerekçelerde, "Yayında sakıncalı olduğu tespit edilen kısımların çıkarılması durumunda yayının sayfa ve anlam bütünlüğü bozulacağı" ifade ediliyor. Buna inanacak olursak 'Eğitim Kurulu' eksik ve yanlış bilgilenmememiz için bu yola başvurmuş. 

Zaten yasa yönetmelik ve genelgelerle tutsaklar ağır dayatmalarla karşı karşıyalar. Yetmezmiş gibi birde böyle keyfiyetlerle koşullarımız daha da ağırlaştırılıyor. Bilinçli bir amaçla tecrit mutlaklaştırılmaya çalışılıyor. 

Hapishanelerde son yıllardaki temel gündemlerden biri de tahliye ertelemeleridir. Burada önce 6 ay erteleyip tahliye ediliyordu. Son iki yıldır, iki defa 6 ay ve iki defa 9 ay ertelemeleri başladı. 30 yıldır mahpus Mehmet Sait Yıldırım arkadaşımız, sanki az yatmış gibi 10-12 yıl önce yazdığı mektuplarda kullandığı ifadelerden dolayı 9 ay cezası ertelendi. İkinci 9 ayın bitmesini bekliyor. 31,5 yıl yatmış olacak. Tahliyesinin daha da ertelenip ertelenmeyeceği belli değil. 

Bir diğer sorun ise şu; yine 4-5 yıl önce "arkadaş" görüşçülerini iptal etmeler, yeni görüşçü kabullerini zorlaştırılmaya başlamalar gündeme getirildi. En ufak bir gözaltısı veya hakkında soruşturma olan, polis kaydı bulunan hiç kimse görüşçü kabul edilmiyor. En son Mustafa Öner yoldaş, Songül Akbay'ı arkadaş görüşçüsü yazmak istedi. Başka kaydına rastlamayınca bu seferde "şüpheli sıfatıyla kaydının olduğu" gerekçesiyle idare gözlem kurulu görüşçü olmasını reddetti. Ancak mahkeme kararıyla düzeltebildik. İki buçuk yıldan fazladır arkadaş görüşü yapmamaktayım. Eski arkadaş görüşçülerim değişen iş ve yaşam koşullarından dolayı gelememekte; yerlerine yazdığım arkadaşlar ya tutuklanmalarla ya da gözaltına alınıp "uyarılarla" korkutulup gelmeleri engelleniyor. Yine "başka hapishanelere görüşe gidiyor", 30-40 yıl önce gözaltısı olduğu vb. sayısız gerekçelerle arkadaş görüşçüsü yazmamız engelleniyor. Buradaki her devrimci tutsak birden çok kez benzer uygulamalarla karşılaşmıştır. 

Her türlü daksil satışı ve bulundurulması yasaklandı. Bundan hareketle kurşun kalemle yazılarımızı yazıp göndermek istedik, o da kabul görmedi. Kurşun kalemle yazıp fotokopisini çekip öyle yollamaya başladık. Bunun da ömrü iki yıl sürdü. Durumdan vazife çıkaran idare ders materyali ve resmi evrak dışında fotokopi çekmeyi yasakladı. Postayla gelen fotokopi yazıları vermeye başladılar. Artan bürokrasinin, on dakikada çözülecek basit bir sorunun nasıl günler, haftalar ve ayları bulduğunu; sonra da unutulduğunu veya ortada muhatabının kalmadığı /değiştiği vb. hallere nasıl soktuğu üzerinde durulabilirdi. Ya da depoda kaybolan eşyaların trajik komik hikayeleri için broşür yazmak lazım. Örnekler çoğaltılabilir ama şart değil.

Sonuç olarak 2020 ve 2021'de hapishane mevzuatıyla ilgili yapılan değişiklikle birlikte memleketin dört bir yanında kuyu tipi hapishanelerin açılması tesadüf değil. Kuyu tipi, aynı zamanda bütün hapishanelere dayatılan yeni tipte bir tecridin ve onun zihniyetinin adıdır. Yeni yasal mevzuatla devrimci tutsakların bulunduğu bütün zindanlar kuyu tipleştiriliyor.