16 Ocak 2021 Cumartesi

Asrın Hukuk Bürosu'ndan İmralı Raporu: Tecrit hak ihlalidir, son verin

2020 İmralı Hapishanesi Değerlendirme Raporu'nu açıklayan Asrın Hukuk Bürosu, pandemi koşullarına rağmen İmralı'da en yoğun ve en derin ihlallerin yaşandığına dikkat çekti. Avukatları, Öcalan'la görüşmelerin engellenmesinin hak ihlali olduğunu belirterek, buna son verilmesini istedi.

Asrın Hukuk Bürosu, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın tutuklu olduğu İmralı Hapishanesine ilişkin hazırladığı yıllık raporu açıkladı. 

Taksim'deki büroda yapılan basın toplantısında Avukat İbrahim Gülmez, 2020 İmralı Hapishanesi Değerlendirme Raporu'nu açıkladı. Rapora göre, 2020 yılı, İmralı Hapishanesi'nde bulunan müvekkilleri Abdullah Öcalan, Hamili Yıldırım, Veysi Aktaş ve Ömer Hayri Konar'ın avukatları ve aileleri ile görüş ve telefon haklarının, mektup, faks ve her türlü iletişim aracını kullanma haklarının gasp edilmesi başta olmak üzere hukukun ortadan kaldırıldığı bir yıl oldu. Bu durumun bir veya birden fazla hakkın ihlalinden öte sistematik işkence anlamına gelen "mutlak tecridi" oluşturduğunu kaydeden Gülmez, "Pandemi koşullarına rağmen 'işkence yasağı' İmralı Adası'nda en yoğun ve en derin şekilde ihlal edildiği alan oldu" dedi.

Gülmez, 2019 yılında Öcalan'ın sınırlı bir zaman dilimi için bile olsa avukatları ve ailesi ile görüştürüldüğünü hatırlatarak, İmralı'daki tecridin sınırlı da olsa kaldırılmasına yapılan açlık grevleri ve toplumsal muhalefetin etkili olduğunu kaydetti.

'ANCAK OLAĞANÜSTÜ KOŞULLARDA GÖRÜŞME GERÇEKLEŞTİ'
Gülmez, Öcalan'ın en son 7 Ağustos 2019'da avukatları, 11 Ağustos 2019'a ise ailesiyle görüştüğünü hatırlatarak, 2020 yılında ise 3 Mart'ta aile ziyareti ve 27 Nisan'da da telefon görüşmesi yapabildiğini kaydetti. Bu görüşmelerin diğerleri gibi olağanüstü koşullarla ve kamuoyu baskısının ardından gerçekleşebildiğini ifade eden Gülmez, "3 Mart 2020 tarihinde gerçekleşen aile görüşü, 27 Şubat tarihinde İmralı Adası'nda bir yangın olduğu haberinin ortaya çıkmasından sonra; 27 Nisan tarihli telefon görüşmesi ise pandemi dolayısıyla İmralı Cezaevi'nde 21 yıl sonra ilk defa tanınan telefon hakkı kapsamında gerçekleşti. 20 dakika ile sınırlanan telefon görüşmesi İmralı'da tutulan müvekkillerimiz ile sağlanan son temas niteliğindedir. Bu görüşmede Sayın Öcalan İmralı'daki öngörülemez durumu 'şuan iyiyim ileride ne olacağını bilemem' şeklinde ifade etmişti" diye konuştu.

Öcalan'ın gerçekleşen her iki görüşmede de toplumsal duyarlılığını ve öngörülerini imkan bulabildiği ölçüde ortaya koyduğunu belirten Gülmez, ilerleyen dönemde bu öngörülerin ne kadar yerinde olduğunun net şekilde ortaya çıktığını dile getirdi.

'CPT RAPORU TECRİDİ NET BİR ŞEKİLDE ORTAYA KOYUYOR'
Gülmez, Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) 6-17 Mayıs 2019 tarihleri arasında Türkiye hapishanelerini ziyareti kapsamında İmralı Hapishanesi'ni de ziyaret ettiği ve 5 Ağustos 2020'de rapor açıkladığını anımsattı. Gülmez, CPT'nin raporunda İmralı'daki sistemin ve tecritin kabul edilemez bir şekilde devam ettiğini net bir şekilde ortaya koyduğunu söyledi. 

"İmralı sisteminin hiç şüphesiz Kürt sorununun çözümü veya çözümsüzlüğü politikasının yansıması ile ilgilidir" diyen Gülmez, "Bu nedenle İmralı tecrit ve işkence sistemi Sayın Öcalan şahsında somutlaşan demokratik çözüm imkanının tecrit edilmesi anlamını taşımaktadır. Zira mutlak tecrit koşullarına rağmen Sayın Öcalan'ın söz konusu olan her fırsatta çözüm ihtimalini ısrarla büyütmeye çalıştığı yadsınamaz. Kendisiyle sağlanan her temas bu hususu defalarca teyit etmiştir" şeklinde konuştu.

'TÜM DUYARLI KESİMLERİ ADALET MÜCADELESİNE ÇAĞIRIYORUZ'
Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından İbrahim Gülmez, şöyle devam etti: "İmralı tecrit sisteminin aşılması için, şüphesiz öncelikle her insanın sahip olduğu evrensel temel hakların tanınması, aile ve avukat görüşmelerinin sağlanması ve tecrit ile doğrudan ilişkili olan antidemokratik uygulamaların sonlandırılması gerekmektedir. Ancak sürekli olarak kendini güncelleyip üreten bu sistemin gerçekten aşılması, Sayın Öcalan ve kendisi ile bütünleşmiş Kürt halkının, diğer halklar ve insanlar gibi hukuki olarak eşit ve özgür olması ile mümkündür. Asrın Hukuk Bürosu olarak da duyarlı tüm kesimleri demokratik hukuk ve adalet mücadelesine katkı sunmaya çağırıyoruz."