28 Kasım 2020 Cumartesi

Arzu Demir yazdı | Damat giderken Powertrans'ı hatırlayalım

Berat Albayrak'ın halka yoksulluk, açlık ve sefalet olarak dönen ekonomi politikalarının sorumluluğunu Erdoğan ile birlikte taşımanın dışında başkaca 'meziyetleri' de oldu. Damat Berat, DAİŞ çeteleri ile 'ticaret' yapan isimdir. Erdoğan, ailesi ve AKP'nin, DAİŞ ile mali işlerini yürüten kişidir.

Derinleşen ekonomik kriz, Damat Berat'ın koltuğunu yedi. Instagram'dan yayınladığı açıklama ile istifa etti. Saray medyası saatlerce açıklamasını, görmezden geldi.

Berat Albayrak, Hazine ve Maliye Bakanlığı koltuğuna, 'Başkanlık sisteminin ekonomiyi uçuracağı' yalanı rüzgarı eşliğinde 10 Temmuz 2018'de oturtuldu. Göreve getirildiğinde dolar/TL kuru 4.53'tü, 2 yıl içinde 8.52'ye çıktı. Bu iki yıllık süre içinde enflasyon çift haneye demirlerken, işsizlik büyük artış gösterdi. Elbette tüm bunların tek başına sorumlusu damat Berat değildi.

Berat Albayrak'ın halka yoksulluk, açlık ve sefalet olarak dönen ekonomi politikalarının sorumluluğunu Erdoğan ile birlikte taşımanın dışında başkaca 'meziyetleri' de oldu. Damat Berat, Erdoğan'ın 'başbakan' sıfatıyla 7 Ekim 2014 tarihinde Antep'teki çadır kentte "Kobanê şu sıralar düştü, düşüyor" diyerek ortaklığını dünya aleme duyurduğu DAİŞ çeteleri ile 'ticaret' yapan isimdir. Erdoğan, ailesi ve AKP'nin, DAİŞ ile mali işlerini yürüten kişidir.

Maliye Bakanı olmadan önce Enerji Bakanı'ydı. O dönemde, DAİŞ'in işgal ettiği topraklardan çaldığı petrolleri uluslararası alana pazarlayan Powertrans şirketinin sahibiydi. Bu bilgi, Redhack tarafından ele geçirilen ve kamuoyuna açıklanan Albayrak'ın maillerinde yer aldı. Sadece bu da değil, Wikileaks'in "Berat's Box" ismiyle yayınladığı maillere ilişkin bilgi notunda da Berat Albayrak ile Powertrans arasındaki ilişkinin 2012'de başladığı belirtiliyordu.

Söz konusu maillerinden birinde, avukatı, "Müvekkilim Sayın Berat Albayrak'ın adı geçen şirket ile hiçbir bağlantısı kalmamıştır" şeklinde yazılı bir ifade önerdiğinde, Damat Berat, buna itiraz ederek, "Bu ne demek? Hiçbir şekilde benim bu şirketlerle bir bağlantım yok" diyordu. Ancak maillerde, Damat Berat'ın, Powertrans şirketinin tek karar verici yöneticisi olduğu görülüyordu. Şirkete alınacak personele ödenecek maaştan yemek ödeneğine kadar her detay için Damat Berat'ın onayı isteniyordu.

Powertrans ile ilgili maillerin yanı sıra dikkat çeken bir başka mail ise 'İkinci bilgi sana özel' ifadeleriyle başlıyordu. Cüneyt Arvasi tarafından Halil Danışmaz'a gönderilen, Danışmaz tarafından Berat Albayrak'a, ondan da Serhat Albayrak'a yönlendirilen mailin ekinde Rojava kantonlarının pozisyonunu gösteren bir harita yer alıyordu. 9 Temmuz 2014 tarihinde gönderilen mailin amacı ise şu sözlerle tarif ediliyordu: "Ekteki haritadaki boşluklar Türkiye'den IŞİD'e yapılan silah sevkıyatı ve cihatçıların kullandıkları yollar." Enerji Bakanı'na bu harita neden gönderilmişti? Hala bu soru yanıtlanmış değil.

Türkiye'de 6 gazeteci bu gerçekleri yazdığı ve sorulması gereken soruları sordukları için 2016 yılının son ayını gözaltında geçirmiş, 2017 yılına gözaltında girmişti. Damat Berat da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak bu davaya müdahil olmuştu. Gazeteci arkadaşlarımız, "Damat Berat ile DAİŞ'in ilişkisi varmış gibi göstermek", "Enerji Bakanı şahsında meşru hükümeti yıpratmak" gibi suçlamalarla karşılaştılar. Tıpkı, Van'da helikopterden atılan iki köylüye yapılan işkenceleri haberleştiren gazetecilere yönelik 'intikam operasyonu' gibi bir intikam saldırısıyla karşı karşıya kalmışlardı. Nasıl ki, işkenceyi deşifre etmek suç değilse, bir bakanın dünyanın başına bela olan DAİŞ ile işbirliği gerçeğini kamuoyuna açıklamak da suç değildi. Asıl suç olan, DAİŞ ile işbirliğiydi. Saray rejiminin, bu işbirliğini gösteren sayısız kanıt, belge geride kalan süreçte ortaya çıktı elbette. YPG güçlerinin tutukladığı pek çok çete üyesi, DAİŞ'in petrollerini Türkiye'ye sattığını, Türk devletinin bundan haberinin olduğunu söylemişti.

Kasım 2015'de Rusya, Türk devleti tarafından uçağının düşürülmesi üzerine, o günlerde DAİŞ'in işgali altındaki bölgelerden Türkiye'ye yapılan petrol ticaretine ilişkin belirlediği güzergahları kamuoyuna açıklamıştı. Rusya Savunma Bakanlığı, "Suriye ve Irak'ta ki yasal sahiplerinden çalınan bu petrollerin ana tüketicisi Türkiye'dir. Verilere göre bu yasa dışı ticarete Türkiye'nin üst düzey siyasi yönetim kadrosu, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesi karışmıştır" demişti. O ailenin başında Damat Berat ve şirketi Powertrans geliyordu.

Elbette, damat Berat'ın bu ilişkideki rolü, Erdoğan'ın DAİŞ ile ideolojik, siyasi, ekonomik ortaklığını ortadan kaldırmıyor, Erdoğan'ın sorumluluğunu hafifletmiyor.

DAİŞ çeteleri 2014 yılının 15 Eylül günü, Rojava devriminin kalbine, Kobanê'ye yönelik işgal saldırısı başlatmıştı. Rojava halklarının ödediği ağır bir bedelle, DAİŞ yenildi. Kobanê savunmasının yıldönümünde olduğumuz şu günlerde, Saray'ın unutturmak istediği, DAİŞ ile ortaklığını hatırlamak ve hatırlatmak önemli. DAİŞ çeteleri için 'Öfkeli çocuklar' diyen Davutoğlu'nu, Damat Berat'ın Powertrans şirketi ile DAİŞ'i finanse etmesini ve diğerlerini unutmayalım.

Damat Berat, krizin faturası ile bakanlık koltuğunu kaybetti. Ancak ödeyeceği fatura sadece bu olmamalı. Saray faşizmine son verme mücadelesinde, O'nun, Erdoğan ve rejiminin, DAİŞ'in aldığı her bir canda sorumlulukları olduğu unutulmamalıdır.