5 kentte kayıpların akıbeti soruldu
5 kentte yapılan eylemlerde gözaltında kaybedilenlerin akıbeti sorulurken adalet talebi yükseltildi.
Kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları, Diyarbakır, Batman, Hakkari, Urfa ve İzmir'de gerçekleştirdikleri eylemde gözaltında kaybedilenlerin ve katledilenlerin akıbetini sordu ve adalet talebini tekrar etti.

DİYARBAKIR
İHD Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınlarının her hafta düzenledikleri, "Kayıplar bulunsun failler yargılansın" eylemi 889'uncu haftasında devam etti. Kayıpların fotoğraflarının bulunduğu pankartın açıldığı açıklamada 27 Şubat 1997'de Diyarbakır'da polisler tarafından kaçırıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Fikri Özgen'in hikayesi okundu.
Fikri Özgen'in oğlu Nevzat Özgen, "Bu coğrafyada 17 bin faili meçhul yaşandı. Bunlar sadece bizim bildiğimiz. Bunların failleri açığa çıkmadan, yargılanmadan, hesap vermeden, sağlıklı, doğru bir barışın yolu mümkün değildir" dedi.
Fikri Özgen'in hikayesini İHD yöneticisi Yahya Polat, şu şekilde aktardı: "Köyde eşi ile birlikte yaşıyordu. Oğullarının politik faaliyetleri nedeniyle yoğun baskı altındaydı. Sık sık gözaltına alınarak sorgulanıyordu. Üç defa evi yakılan Fikri Özgen evinin bombalanması üzerine 1992 yılında, 28 yıl boyunca muhtarlığını yaptığı köyden ayrılarak Diyarbakır'a taşındı. Fikri Özgen'in üzerindeki asker ve polis baskısı devam etti. 27 Şubat 1997 tarihinde saat 10:00 gibi Koşuyolu'ndaki evinden ilaç almak için ayrıldı. Evinden birkaç yüz metre uzaklaşmıştı ki sivil giyimli dört kişi tarafından durduruldu. Ellerinde telsiz bulunan bu kişiler önce Fikri Özgen'in kimliğini kontrol etti. Sonra onu beyaz torosa bindirerek götürdü."
'BÜTÜN GİRİŞİMLER SONUÇSUZ KALDI'
Özgen'in eşi Dilşah Özgen'in savcılığa müracaat ederek gözaltına alınan eşi ile ilgili bilgi istediğini belirten Polat, "Savcılık başvuruya cevaben 5 Mart 1997 tarihinde Fikri Özgen'in gözaltı kayıtlarında olmadığına dair bilgi verdi. Dilşah Özgen 6 Mart 1997 tarihinde tekrar şikayet dilekçesi verdi ve Fikri Özgen'i kaçıranların devlet güçleri ile bağlantılı olduğunu belirterek soruşturma açılmasını talep etti. Aile olaydan bir süre sonra devletle bağlantısı olan kişilerden gayrı-resmi olarak Fikri Özgen'in JİTEM merkezine götürülerek sorgulandığını öğrendi. Ayrıca aynı tarihlerde JİTEM'de sorgulanan kişiler aileye ve avukatlarına sorguda nefes almakta zorlanan bir kişinin sesini duyduklarını söylediler. Ancak Diyarbakır Savcılığı'nın 13 Mart 1997 tarih ve 1997/1737 sayılı soruşturmasında Jandarma ve Emniyet Müdürlüğü kayıtlarında Fikri Özgen'e ilişkin hiçbir şey çıkmadı. Ailenin, avukatlarının, İnsan Hakları Derneği'nin ve Af Örgütü'nün bütün girişimleri sonuçsuz kaldı, Fikri Özgen'den bir daha haber alınamadı" dedi.
'FAİLLER CEZASIZLIKLA KORUNDU'
Yaşananlardan yıllar sonra JİTEM'de kadrolu olarak çalışan itirafçı Abdulkadir Aygan'ın beyanlarını hatırlatan Polat, "Abdulkadir Aygan itiraflarında; Fikri Özgen'in Diyarbakır JİTEM Komutanlığı'nda sorgulandığını ve Diyarbakır Jandarma İstihbarat Tim Komutanı Yüzbaşı Zahit Engin tarafından öldürüldüğünü açıkladı. Fikri Özgen'in akıbeti karanlıkta bırakıldı, failleri cezasızlıkla korundu. Ailenin 20 Ağustos 1997 tarihinde AİHM'ne yaptığı başvuruda ise mahkeme, etkili ve yeterli bir soruşturma yapılmadığı için 2. maddenin ve etkili başvuru hakkı olmadığı için 13. maddenin ihlal edildiğine karar verdi. Kaç yıl geçerse geçsin Fikri Özgen için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten asla vazgeçmeyeceğiz" diye konuştu.
BATMAN
İHD ve kayıp yakınlarının eylemi, 725'inci haftasında Gülistan Caddesi'nde bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde sürdü. Bu haftaki eylemde, 24 Mart 1992 yılında Batman'da kaçırıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Zeynel Kürsep'in akıbeti soruldu.
İHD yöneticisi Zana Yücel Bozkurt, Zeynel Kürsep'in babası İbrahim Kürsep'in aktarımlarını şu şekilde aktardı: "Oğlum Zeynel Kürsep, 24 yaşındaydı ve evliydi. 24 Mart 1994 tarihinde rahatsızlandı, muayene olmak için Batman Devlet Hastanesine gitmişti. Muayene olduktan sonra hastaneden çıkarken yanına bir araba yaklaşmış. Arabadan inen sivil giyimli, silahlı iki şahıs tarafından zorla arabaya bindirilip kaçırılıyor. Olayı öğrenir öğrenmez, yetkili makamlara başvuruda bulundum. Ancak başvurularım yanıtsız kaldı. Aradan 5-6 gün geçmişti. Batman Çocuk Şube Müdürlüğüne yakın bir evde bulunan sığınakta tutulduğunu ve daha sonra, Batman dışına çıkarılıp başka sığınaklarda alıkonulduğuna dair bilgiler aldım. Bundan sonra, Batman dışında çocuğumu aramaya başladım. Aradan 8 ay geçtikten sonra kaçırılıp sonradan serbest bırakılan bir şahıs bana gelip: 'Oğlunla aynı sığınakta beraberdik' dedi."
'UMUDUMU YİTİRMEDİM'
Haber üzerine Kürsep'in, yaşına rağmen tekrar oğlunu aramaya başladığını belirten Bozkurt, "1996 yılında evimize gelen bir telefonda; oğlumun, Silvan ilçesine bağlı Susa köyünde bir sığınakta tutulduğunu söylediler. Farqîn'e gittim ve oradaki yetkili makamlara başvuruda bulundum. Adres belirttim. Ama oradan da bir netice alamadım. Aradan çeyrek asır gibi bir zaman dilimi geçti halen umudumu yitirmiş değilim. Oğlum bir gün kapımızı çalacak diye bekliyorum. Tabi ki bu benim umudum. Oğlumun kemikleri dahi bulunsaydı biraz rahatlardım. Hiç olmazsa ziyaret edeceğim bir mezarım olurdu'' diye konuştu.
Açıklama, oturma eylemiyle son buldu.
HAKKARİ
Hakkari'nin Yüksekova ilçesindeki eylem 215. haftasında devam etti. Sanat Sokağı'ndaki eylemde gözaltında kaybettirilenlerin fotoğrafları taşındı. Bu haftaki eylemde 1994 yılında gözaltında kaybedilen Mehmet Zeki Yılmaz'ın hikayesi okundu.
Basın açıklamasını okuyan İHD Şube Eşbaşkanı Sibel Çapraz, "Mehmet Zeki Yılmaz Yüksekova'da bakkal işletiyordu. 22 Şubat 1994 sabahı, her zamanki gibi dükkanını açtı. Sivil plakalı iki araçla gelen kişiler, zor kullanarak Mehmet Zeki Yılmaz'ı arabaya bindirerek kaçırdı. Olaya çevre sakinleri şahit oldu. Aile hemen savcılık ve emniyete başvurdu lakin gözaltına alındığı inkar edildi. 25 Şubat 1994'te Yüksekova'nın Dilektaşı köyü yakınlarında, Mehmet Zeki Yılmaz'ın ağır işkenceye uğramış bedeni sazlıkta bulundu" dedi.
'BEYAZ TOROSLA KAÇIRILDI'
Resmi kurumlara yapılan bütün başvuruların sonuçsuz kaldığını söyleyen Sibel Çapraz, "Mehmet Zeki Yılmaz'ın akıbeti faili meçhul bırakıldı. Mehmet Zeki Yılmaz'ın oğlu dosyayı AİHM'e taşıdı. AİHM, Türkiye'yi etkin bir soruşturma yürütmemek ve yaşam hakkın ihlalinden mahkum etti. Böylelikle Türkiye'nin AİHM karnesine faili meçhul cinayet formlu bir mahkumiyet kararı daha eklenmiş oldu. Mehmet Zeki Yılmaz onlarca kişinin önünde klasikleşen 'beyaz toros' ile kaçırılarak gözaltında zorla kaybedildi. Mehmet Zeki Yılmaz şahsında tüm kayıplarımızın akıbetini sormaktan asla vazgeçmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.
URFA
İHD Urfa Şubesi, gözaltında kaybettirilenlerin akıbetini sormak amacıyla 68. kez bir araya geldi. Novada Park AVM önünde yapılan açıklamaya kayıp yakınları ve insan hakları savuncuları katıldı. "Kayıplar bulunsun failler yargılansın" pankartının açıldığı açıklamada, gözaltında kaybedilen kişilerin fotoğrafları taşındı. Eylemde bu hafta 33 yıl önce katledilen Gazeteci Kemal Kılıç için adalet istendi.
Açıklamayı, Kemal Kılıç'ın yeğeni Kemal Memitanlı okudu. İnsanlığa karşı işlenen suçların zaman aşımına uğrayamayacağını belirten Memitanlı, "Bizler insan hakları savunucuları olarak kaç yıl geçerse geçsin son kaybımızın akıbeti ortaya çıkarılana kadar, öldürülen ve failleri yargılanmayanların failleri yargılanana kadar sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz" dedi.
Açıklama, oturma eyleminin ardından son buldu.
İZMİR
İHD İzmir Şubesi, Konak'ta bulunan eski Sümerbank önünde gerçekleştirdiği eylemde; "Kayıplar vicdanındır sahip çık" ve "Failler belli kayıplar nerede" pankartları açtı. Açıklamanın Kürtçesini İHD Şube Eşbaşkanı Zilan Gümüş, Türkçesini ise İHD yöneticisi Evrim Kubilay okudu.
Eylemde, 31 yıl önce gözaltında kaybedilen 19 yaşındaki Murat Yıldız'ın akıbeti soruldu. Yıldız'ın 23 Şubat 1995 tarihinde İzmir Bornova'da gözaltına alındığı aktarılan açıklamada, "Aradan 3 gün geçtiği halde Murat eve dönmeyince, anne Hanife Yıldız, Bornova Özkanlar Asayiş Şubesi'ne gitti ancak sorularına net yanıtlar alamadı. Hanife Yıldız ısrarını sürdürünce yetkililer, Murat'ın emniyette verdiği ifadesinde silahı İstanbul Kartal'da sakladığını söylediği için İstanbul'a gönderdiklerini, yolda Murat'ın feribottan denize atlayarak kaçtığını ve tüm aramalara rağmen bulunamadığını iddia ettiler. Hanife Yıldız, Bornova ve Gebze Cumhuriyet Başsavcılıklarına başvurdu. Gebze 2. Asliye Ceza Mahkemesi, 5 yıl süren yargılama sonucunda Murat Yıldız'ın feribottan atladığını gören bir tanık olmamasına rağmen sanık polislerin beyanını esas aldı ve onlara yalnızca görevi ihmal suçundan o günün parasıyla 1 lira 18 kuruş para cezası verdi" bilgileri paylaşıldı.
Açıklamada tüm kayıplar için adalet talebiyle sona erdi.