30 Ekim 2020 Cuma

5 Ekim'i öğrencilerinden uzakta geçiren öğretmenler

5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü'nü, öğrencilerinden uzakta geçiren Eğitim Sen'li öğretmenlerle konuştuk. Eğitim Sen MYK üyesi Ahmet Karagöz, sadece sendikal değil demokratik mücadele yürütükleri için ihraç edildiklerini ifade ederken, Ebru Dinçel, kadın dayanışması ve kolektif kadın emeği ile nasıl mücadeleye devam ettiklerini anlattı.
1980 askeri darbesinden sonra TÖB-DER'in kapatılmasının ve binlerce eğitim emekçisinin tutuklanıp işkenceden geçirilmesinin ardından sorgulamayan, eleştirmeyen ve örgütlenmeyen öğretmenlere sus payı olarak bir gün verildi. Darbeden bir yıl sonra 24 Kasım 'Öğretmenler Günü' olarak ilan edildi.
 
Oysa 1966 yılında UNESCO ve ILO tarafında belirlenen 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü dünyada yüzden fazla ülkede kabul ediliyor. Eğitim Enternasyonali'ne üye olan sendikalar ülkelerinde 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü'nü kutluyor. Türkiye'de ise Eğitim Enternasyonali'ne üye tek sendika olan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), darbenin 'armağanı' olan 24 Kasım'ı değil 5 Ekim'i kutluyor.
 
Darbe girişiminin ardından yüzlercesi hukuksuzca ihraç edilen ancak yinede direnmeyi bırakmayan Eğitim Sen'liler ile 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü'nü ve iktidarın muhalif öğretmenleri açlığa mahkum etme politikalarına karşı nasıl boyun eğmediklerini konuştuk.
Kendisi de ihraç edilmiş bir öğretmen olan Eğitim Sen MYK üyesi Ahmet Karagöz, Eğitim Sen'li öğretmenlerin ihraç gerekçelerini şu sözlerle anlatıyor: "Biz Eğitim Sen'li eğitim emekçileri olarak kamu emekçilerinin haklı taleplerini yüksek sesle dile getirdiğimiz, kamusal, bilimsel, laik, demokratik ve anadilinde eğitim hakkı talep ettiğimiz, güvenceli kadrolu istihdam istediğimiz, kamusal hizmetlerin bütün yurttaşlara eşit ve anadilinde verilmesini istediğimiz için ihraç edildik."
 
İHRAÇLAR SİYASİ KARARLA YAPILDI
 
Kendilerini sadece eğitim emekçilerinin mesleki ve özlük hakları mücadelesi ile sınırlamadıklarını aynı zamanda ülkenin demokratikleşme sorunlarına da duyarlı olduklarını hatırlatan Karagöz, "Aynı ülkede eşit ve özgürce yaşamak istediğimiz, zulüm ve yoksulluğun kader olmadığını haykırdığımız, savaşı değil barışı savunduğumuz, Kürt sorunun barışçıl ve demokratik bir şekilde çözülmesini istediğimiz, Reyhanlı, Suruç, Ankara ve Antep katliamlarının faillerinin ve Maraş ve Çorum'da Alevileri katledenlerin yargılanmasını istediğimiz için ihraç edildik"diyerek Eğitim Sen'li eğitim emekçilerinin siyasi kararla öğrencilerinden uzaklaştırıldığını anlatıyor.
 
ÖĞRENCİLERİMİZİ TARİKATLARA MECBUR EDİYORLAR
 
Bütün çocukların kamusal, bilimsel ve anadilinde eğitim hakkını savunan ve iktidarın 17 bin köy okulunu kapatarak çocukları cemaat ve tarikat yurtlarına mecbur bırakmasına ve bu sorumsuzluğun nedeni olarak Aladağ'da çocukların kömürleşen bedenlerine sessiz kalmadıklarını belirten Karagöz, "Faşizmin kurumsallaştığı bu süreçte bizlerin korkup geri çekileceğinizi hesap ettiler ama yanıldılar. Biz gücümüzü direncimizden ve haklılığımızdan alıyoruz" diye belirtti.
 
"1966 yılında UNESCO ve ILO'nun tavsiye kararı olarak aldığı bir gün. Bu nedenle bizler 5 Ekim'i Dünya Öğretmenler Günü olarak kabul ediyoruz" diyen Karagöz, bir sürecin özeti olarak sunduğu ihraç edilme gerekçelerini hatırlatarak "Çalışan öğretmen arkadaşlarımızın demokratik, özlük haklarının  savunmak için kurduğumuz sendikalarımızda binlerce öğretmen arkadaşımızın sürgün, ihraç olması hatta tutuklanması siyasal iktidarın korkusunu gösteriyor. Bizler haklı taleplerimizle birlikte sokakta kurduk sendikamızı ve sokakta direndiğimiz için ihraç edildik ve dönüşümüz yine sokaklarda olacaktır" diyor ve çözümü de aynı inat ve mücadele yolundan gösteriyor.
 
İHRAÇ EDİLDİM AMA DAHA ÇOK SOKAKTAYIM
İzmir'de ihraç edilen Eğitim Sen'li öğretmenlerden biri de Ebru Dinçel. Yıllardır sendikal mücadelenin yanında kadın özgürlük mücadelesi yürüten bir kadın olarak iktidarın 'ihraç' politikasını kadınlara yaslanarak mücadelenin parçası haline getirenlerden biri.
 
Dinçel, uzun bir süredir AKP'nin öğretmenlik mesleğini ve eğitim emekçilerini itibarsızlaştırma politikası yürüttüğünü hatırlatıyor ve hukuksuzca ihraç edilmelerini "Bizim itibarımızla oynadılar. Peki ne oldu bizi işimizden, ekmeğimizden edenlere mücadeleyle cevap verdik" diyor.
 
"Dünya öğretmenler günü gelirken mesleğini, öğrencileri çok seven, öğrencileri arasında ayrım yapmayan, okullardaki tacizci öğretmenlerle mücadele eden, emeğinin hakkını isteyen, anadilinde, parasız, nitelikli eğitim isteyen bir öğretmen olarak işimin başında olmadığım için üzgünüm. Öğrencilerimi özlüyorum" diyen Dinçel, okulların açılması ile birlikte çok sevdiği öğrencilerini özlese de kendilerini açlıkla terbiye etmek isteyenlere "Biz örgütlü insanlarız mücadeleye ve sokakta olmaya devam ediyoruz. Kadın olarak evime kapanmadım, tam tersine daha çok sokakta ve sendikadayım" diye kaydetti.
 
GÜCÜMÜZ KADIN DAYANIŞMASINDAN GELİYOR
 
İzmir Karşıyaka iskelesinde 72 haftadır oturma eylemi yaptıklarını ve aynı zamanda ekonomik dayanışma ile kadınlarla beraber ürettiklerini ve ürettiklerini açtıkları stantlarda satarak hayata tutunduklarını anlatan Dinçel, "Kadınların beraber ürettiği kolektif kadın emeği süreciydi ve bu hala devam ediyor" diye konuştu.
 
Kadınların zeytin yağı satmaktan ev yemekleri yapmaya hatta kalabalık toplantılara menü hazırlamaya kadar farklı biçimlerde üretimde olduklarını ancak en önemlisi de dayanışma içinde olduklarını belirten Dinçel, "Dayanışma için arkadaşlarımız bize sipariş veriyor. Ekonomik olarak bireysel kurtuluşlardan ziyade kolektif bir çabayı çok önemsedik. Baştan beri kazandığımızı paylaşmak bizim için çok önemli oldu. Bu süreç bize idealimiz olan dünyayı mikro düzeyde hayata geçirebileceğimizi öğretti" dedi.
 
YİNE AYNI ŞEYLERİ YAPARIM
Belgin Gülben ise Diyarbakır'da ihraç edilen Eğitim Sen'li öğretmenler arasında. "Sabah uyandığımda öğretmenler günün yaklaştığından mı oluyor bilmiyorum ama ilk defa içim burkuldu. Şimdi okulda olabilirdim. Ben her yıl 5 Ekim'i anlatırdım öğrencilerime" diyen Gülben, öğrencilerini özlüyor ancak mücadeleden geri durmadıklarını ve eve kapanmadıklarını da ekliyor.
 
Hayata tutunma sürecini şu sözlerle anlatıyor: "Önceden ben illa öğretmen öğretmen olarak devam edeceğim diye düşünüyordum. Şu anda başka bir iş yapıyorum ve bu işte de başarılı olmaya çalışıyorum." Dekorasyon dükkanı olan Gülben, "Görsel sanatlar öğretmeniydim ve dekorasyon görsel sanatlara yakın bir alan" diyerek gülüyor.
 
"Bugün olsa yine aynı şeyleri yaparım" diyen Gülben, "Bir gece yarısı isminiz bir listede çıkıyor ve hiç bir gerekçe olmadan sadece 'Güvenlik nedeniyle işinizden uzaklaştırıldınız' denilerek ihraç ediliyorsunuz. Benden önce birçok arkadaşım aynı şekilde ihraç edildiği için büyük bir şok yaşamadım. Kısa bir süre sonra tekrar çalışmaya ve üretmeye başladım ve hayatıma devam ediyorum" şeklinde ihraç politikasının tutmadığını özetliyor.
 
KATİLLERE AF MUHALİF ÖĞRETMENLERE İHRAÇ
İlhan Koyu... İstanbul'dan ihraç edilen Eğitim Sen'li öğretmenlerden biri. Haftalardır alanlarda direnen KESK'li emekçilerden. Koyu, 2 yıldır sevdikleri mesleklerinden ve öğrencilerinden uzak olduklarını ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hala bir açıklama yapılmadığını vurguluyor.
 
Koyu, ülkede affın tartışıldığı, katillerin, uyuşturucu tacirlerinin, tecavüzcülerin serbest bırakılmasının gündeme geldiği bir zaman diliminde, hiçbir suçu olmayan eğitim emekçilerinin işlerinden uzaklaştırılmış olmasının utanç verici olduğunu ifade etti.
 
Koyu, "Bizim yerimiz okullarımız. Öğrencilerimiz ücretli öğretmenlerle niteliksiz bir eğitime tabi tutuluyor. Dolayısıyla 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü'nü bizim öğrencilerimizle kutluyor olmamız gerekiyordu ama yaklaşık olarak 2 yıldan fazladır biz öğrencilerimizden ayrıyız. Her sene 5 Ekim'de bunun burukluğunu, üzüntüsünü yaşıyoruz. Umarım bir sonraki 5 Ekim'de örencilerimizle bir arada oluruz. Bizim için en güzel 5 Ekim o zaman olur" diye konuştu.