'11. yılında KKÖ ile kadın özgürlük savaşımını büyütmeye'
Kuruluşunun 11. yılında açıklama yapan MLKP/KKÖ Kadın Önderliği, "Geceden ve gündüzden, evden ve sokaktan, üretimden ve bölüşümden, siyasal ve sosyal yaşamdan, kültürden ve sanattan, bilgiden ve bilimden eşit pay isteyen, cins ayrımsız bir toplum özlemiyle yaşayan tüm kadınları, erkek egemen düzeni alaşağı etmek, kadın devrimini büyütmek için KKÖ'yü desteklemeye, KKÖ'ye katılmaya çağırıyoruz" dedi.
Marksist Leninist Komünist Parti/Komünist Kadın Örgütü (MLKP/KKÖ) Kadın Önderliği kuruluşunun 11. yılında bir açıklama yaparak kadın özgürlük savaşımını büyütmeye çağırdı. 2026 yılına ait 1 nolu açıklamada, "Geceden ve gündüzden, evden ve sokaktan, üretimden ve bölüşümden, siyasal ve sosyal yaşamdan, kültürden ve sanattan, bilgiden ve bilimden eşit pay isteyen, cins ayrımsız bir toplum özlemiyle yaşayan tüm kadınları, erkek egemen düzeni alaşağı etmek, kadın devrimini büyütmek için KKÖ'yü desteklemeye, KKÖ'ye katılmaya çağırıyoruz" denildi.
'KOMÜNİST KADIN ÖRGÜTÜ, SAVAŞIMININ 11. YILINDA'
Kadın Önderliğinin açıklamasında şu ifadeler yer aldı: "3-7 Ocak 2015'te gerçekleştirilen 1. Komünist Kadın Konferansında, 'Kadın isyanı kadın örgütlülüğü kadın öncülüğü için ileri' şiarıyla 7 Ocakta kurulan, 8 Martta kuruluşunu ilan eden KKÖ, kadın özgürlüğüne, cinsiyetsiz, sınıfsız ve sınırsız topluma doğru mücadelede kadınlar için, kadınlara ait bir devrimci merkez oluşturma yönelimi olarak doğdu.
"KKÖ, komünist kadınların, devrimci mücadelenin her alanında, örgütlü, kolektif cins kimliğiyle mücadele iddiasıdır. KKÖ, kadın devriminin devrimci önderliğini oluşturma, kadın özgürlük mücadelesini cins bilincine dayalı kolektif akılla geliştirme arayışıdır.
"Sendikalardan değişik demokratik, antifaşist kitle örgütlerine, fiili meşru direnişlerden grev ve gösterilere, panel ve sempozyumlardan silahlı mücadele örgütlerine dek toplumsal mücadelenin bütün alanlarında giderek daha fazla özneleşen kadınların hem toplumsal mücadele içinde, hem de devrimci iktidarda kolektif, örgütlü özne olarak yer almaları; kendi örgütlülükleriyle, cins eşitliği ve özgürlük ölçüleriyle hareket etmeleri için mücadele eden komünist kadınlar, bu örgütlü toplumsal varoluşa kendilerinden başlamak, komünist parti saflarında tek tek kadın devrimciler değil, kolektif bir özne olarak yer almak üzere KKÖ'yü kurmuşlardır.
'KKÖ, KADINLAR OLARAK VE KADINLAR İÇİN BİR DEVRİMCİ YOL ARAYIŞIDIR'
"11 yıl önce KKÖ, kadın devriminin programını, stratejisini ve devrimci önderliğini oluşturma isteği ve iddiasındaki komünist kadınların, 'kadın önderleşmesi yönelimini kitleler içinde önderleşme olarak kavrama ve pratikleştirme, kadın devrimini bir siyasal hareket olarak kurma, ideolojik aydınlanma ve siyasal deneylerini siyasal atılımla buluşturma' isteğinin ifadesi olarak doğmuştur.
"KKÖ, MLKP'nin o güne kadar, cinsel kurtuluşa yaklaşımda kaba eşitlikçilikten sıyrılma arayışının; politik mücadelede zaman zaman bütün bir parti gövdesiyle, zaman zaman kadınlardan oluşan örgütlerle kadınların talep, özlemlerini, mücadele gündemlerini her günkü savaşımının ayrılmaz bir parçası haline getirdiği yıllara dayalı politik deneyiminin; pozitif ayrımcı kadro politikalarıyla, özellikle genç kuşak MLKP'liler içerisinde iradi biçimde elde ettiği kadro birikiminin bir sonucu, bir ürünü olarak yaşam bulmuştur. Kendi gelişimini 11 yılda topladığı üç KKÖ konferansında aldığı politik, örgütsel ve programatik/ideolojik kararlarla yönetmiştir. Örgütsel işleyişini tüzüğü temelinde sürdürdü.
"KKÖ, komünist parti saflarında erkek egemenliğiyle en güçlü mevziden mücadele için parti içerisinde erkekleri kadınlar karşısında tek tek bireyler, kadınları erkekler karşısında bir kolektif kuvvet olarak örgütleme iradesi ve bilincidir.
"KKÖ, uluslararası komünist ve devrimci hareketin kaba eşitlikçi, kadın özgürlüğünü devrim sonrasına ertelemeci, kadın cinsini erkek egemen kapitalist düzene karşı kolektif bir güç olarak değil, tek tek bireyler olarak ve devrimci iktidarın eşit pay sahibi kolektif ortağı değil, devrimin yedek gücü olarak gören cinsel kurtuluş anlayışından kopuştur. Fakat aynı zamanda onun Zetkin'den Luxemburg'a, Kolontai'dan Armand'a komünist kadın önderlerinin, Ekim devriminin devrimci kazanımlarından, Arnavutluk, Çin, Bulgaristan, Küba ve sayısız ülkedeki halk devrimlerinin kadınlar için özgürleştirici sonuçlarına dek en ileri mirasını güçlü biçimde sahiplenip ileri taşıma, geleceği bu devrimci mirasın gücüne ve birikimine dayanarak kurma arayışıdır.
"KKÖ, kadınlar olarak ve kadınlar için bir devrimci yol arayışıdır. Türk, Kürt halklarından ve değişik ulusal topluluklardan işçi kadınların katmerlenmiş çifte sömürüye karşı savaşımının; geleceği erkek egemen boyunduruk altına sokulmak istenen, makbul kadınlıkla özgür kadınlık arasındaki en ince çizgide kölece bir yaşam yönünde karar vermeye zorlanan genç kadınların; birikimleri, yarattıkları değerler erkek egemen ölçülerle değersizleştirilen, yok sayılan, hatta çalınan aydın, sanatçı, bilim insanı kadınların; sömürgeci, inkarcı, ırkçı politikaların en keskin sonuçlarını yaşayan Kürt, Arap, Çerkes, Ermeni, Boşnak, Rum, Laz, Süryani, Keldani, Roman ulusal topluluklarından kadınların örgütüdür.
'KKÖ, 11 YILI ERKEK EGEMEN REJİMİN KESİNTİSİZ SALDIRILARI ALTINDA YÜRÜDÜ'
"Komünist Kadın Örgütü, kuruluşundan bugüne, erkek egemen faşist şeflik rejiminin sürekli saldırıları altında, kesintisiz savaşım, gözaltı, tutuklama terörüne rağmen ve ölümsüzlüğe yürüyen yoldaşların bayrağını taşıma iradesiyle cisimleşti.
"KKÖ'nün 11 yılı, erkek egemen faşist şeflik rejimine karşı kesintisiz mücadele içerisinde geçti. Kuruluşundan kısa bir süre sonra, 20 Temmuz 2015 Suruç saldırısıyla birlikte başlayan saray darbesiyle faşist şeflik rejimi kurumlaştırılmaya girişilirken, kadınlar, Kürt halkı, işçiler, emekçiler, kent yoksulları, Alevi inancından emekçiler, farklı ulusal topluluklar, dizginsiz bir devlet terörüyle ezilmeye ve bastırılmaya çalışıldı. Kadınların, faşist şefe karşı mücadelenin en ileri dinamiklerinden biri olduğu, İstanbul Sözleşmesi'nin saray marifetiyle bir gecede gasp edildiği, erkek şiddetinin, katliamlarının tırmandığı, kadın eylemlerinin polis terörü ve tutuklamalarla yanıtlandığı, Rojava'da kadınların devrimci kazanımlarının savaş tehdidi ve kuşatması altına alındığı, yüzlerce kadının hapishanelere atıldığı bu yıllar boyunca KKÖ, 8 Martlardan 25 Kasımlara, fiili meşru direnişlerden silahlı mücadeleye her alanda kadın örgütlülüğünü ve kadın özgürlüğünü yükseltmeye girişti.
"Kadın kıyımına, katliamlarına karşı eylem ve kampanyalardan, Rojava Devriminin savunulması ve inşasına dek mücadelenin her alanında KKÖ'lü kadınlar en ön saflarda mücadele etti.
'ÖLÜMSÜZLERİMİZ MÜCADELE TARİHİMİZİN SEMBOLLERİDİR'
"Erkek egemen devlete, faşist şeflik rejimine karşı bu zorlu 11 mücadele yılı içinde 21 KKÖ'lü yoldaşı sonsuzluğa uğurladık. Ölümsüzlerimiz, KKÖ'nün mücadele anlayışını, mücadele tarzını ve savaşımın her alanında varoluşunu resmeden semboller olarak, doğdukları yerden, ölümsüzleştikleri mekan ve biçimlere dek KKÖ'nün devrimci amaçlarının temsilcileridir.
"Kürt, Türk, Çerkes, Afrikalı; Türkiye, Bakur, Rojava, Almanya doğumlu 21 kadın yoldaş, savaş hazırlıkları için eğitim kampında, Rojava savaş cephesinde, kent gerilla üssünde, faşist şeflik rejiminin Suruç-Pirsus katliamında, Dersim dağlarında, sürgünde ölümsüzleştiler.
"Ölümsüzlerimiz, KKÖ'nün, kadınların ve tüm insanlığın eşitlik, özgürlük ve adalet özlemi için bedel kapılarından geçmeye kararlılık ilanı, mücadelenin bütün alanlarında 'vardık, varız, var olacağız' diyen inanç bayraklarımızdır.
'KKÖ, ERKEK EGEMEN FAŞİST ŞEFLİK REJİMİNE KARŞI MÜCADELE İÇİN VAR'
"Erkek cinsi, kadın üzerindeki egemenliğini, burjuva devletin zor aygıtlarına dayanarak, ondan güç alarak koruyor. Sermayenin bütün kuvveti, medyası, eğitimi, çalışma koşulları, ücret sistemi, devleti, yargısı, mahkemeleri, meclisi, ordusu, polisi, erkek cinsinin egemenlik koşullarını sürdürmek için çalışıyor.
"Faşist şeflik rejimi, kadınların kazanılmış bütün haklarını İstanbul Sözleşmesi gibi gasp etmeye, erkek egemenliğini politik islamcı temelde düzenlemeye, kadın kimliğini ve taleplerini politik mücadeleden silmeye, 'kadın' kavramını dahi 'aile' kelimesiyle değiştirmeye, kadın özgürlük mücadelesini susturmaya yeminli. 'Aile onyılı' olarak ilan edilen önümüzdeki dönemde, bu saldırganlığı daha fazla tırmandıracağı, kadını toplumsal yaşamdan, sokaktan geri çekmenin, şef tipi aile düzenine hapsetmenin en önemli gündelik aracı olan erkek şiddetini ödüllendirmeyi sürdüreceği, kadınları, sermayenin sömürüyü şiddetlendirmesi için daha fazla işgücü, işgalci, sömürgeci bölge politikalarını hayata geçirmek için daha fazla asker yetiştirecek aletler olarak konumlandırmak amacıyla elinden geleni ardına koymayacağı aşikar. 'Şaibeli ölüm'le gizlemeye çalıştığı erkek şiddeti ve cinayetlerinin sembolü haline gelen Rojin Kabaiş, Dilovası'nda katledilen kadın işçiler, meclisin göbeğinde MESEM sömürüsüne dayalı sistematik cinsel taciz, bu politikaların sadece son birkaç örneği.
"KKÖ, eşitlik sözcüğüne savaş açmış, adaleti cezasızlık politikalarının dişlilerinde toza çeviren, özgürlük yerine zindan gibi yaşamları ve sınırsız köleliği dayatan erkek egemen faşist şeflik rejimine karşı yükselecek mücadeleye adanmak için var.
"Erkeklerin katlettiği kadınların adalet arayan sesi ve adalet dağıtan eli olmak için var.
"Kürdistan'ın özgürlüğü, Kürt kadınlarının ulusal demokratik talepleri için omuz omuza mücadele etmek, Rojava Devriminin savunulmasında kendini ortaya koymak için var.
"Kadınları sermayenin sınırsız sömürü çarkında MESEM ve türevleriyle öğütülecek işçileri, sömürgeci, talancı çıkarları için ölmeye gönderilecek askerleri üretmenin itaatkar makinelerine çevirmek isteyenleri devirmek için mücadeleye adanmak üzere var.
"KKÖ, zor araçları dahil, erkeğin politikanın tüm araçları üzerindeki tekelini kırmak için var.
'KKÖ KADIN DEVRİMİ İÇİN SAVAŞIYOR'
"Erkek egemen kapitalist düzene, sömürgeci faşist rejime karşı, toplumsal cinsiyet ayrımlarını yok edecek bir kadın devrimi için mücadele, kadınların gerçek kurtuluş yoludur!
"Jina Amini'den Romina Tejerina'ya erkek egemen düzenin katlettiği yerde isyanların patlak verdiği kadınlara; Sakine Cansız'dan Ka Malaya'ya dünyanın dört bir yanında devrimci mücadelede kadın kimliğiyle erkek egemenliğine meydan okumuş kadınlara; Şengül, İsmihan, Aynur, Zeynep, Kutsiye, Rezan, Yasemin, Sibel, İvana, Büşra, Hatice Ezgi, Ece, Aydan, Duygu, Polen, Ferdane, Şirin, Yeliz, Sevda, Berfu, Medine, Ayşe Deniz, Şevin, Elif, İlkay, Elende, Okan, Ayten ve Leyla yoldaşlara;
"Dünya, Türkiye ve Kürdistan kadınlarına, işçi sınıfına, ezilen halklara; Erkek egemen düzene, emperyalist kapitalizme, sömürgeciliğe, faşizme karşı mücadelede KKÖ olarak kendimizi sınırsızca ortaya koyacağımıza, erkeklerin elinde kimsesiz ve yalnız ölümlere terk edilen kadınların hesabını soracağımıza, eşitlik, özgürlük ve adalet savaşımını büyüteceğimize, erkek egemenliğine karşı mücadelede ölümsüzleşen kadınların özlemlerine bağlı kalacağımıza söz veriyoruz.
"Geceden ve gündüzden, evden ve sokaktan, üretimden ve bölüşümden, siyasal ve sosyal yaşamdan, kültürden ve sanattan, bilgiden ve bilimden eşit pay isteyen, cins ayrımsız bir toplum özlemiyle yaşayan tüm kadınları, erkek egemen düzeni alaşağı etmek, kadın devrimini büyütmek için KKÖ'yü desteklemeye, KKÖ'ye katılmaya çağırıyoruz.
"11. yılında şan olsun KKÖ'ye! Devrimin zaferi için yaşasın partimiz MLKP! Yaşasın kadın devrimi! Yaşasın sosyalizm!"