24 Ocak 2022 Pazartesi

Ziya Ulusoy yazdı | TKP: İttifak bozan ulusalcı

TKP, sosyal şoven ve Kürt ulusal özgürlük mücadelesine karşı görüşlere sahip. Öyle ki, uzun yıllar Türkiye'nin bölünüp parçalanmak planlarıyla karşı karşı olduğu paranoyasını savunmuş bir parti. Dahası Kemal Okuyan, eğer ABD düşürmeye kalkışırsa Erdoğan'ı savunacaklarını yazabilmiş biri. Erdoğan faşizminin en saldırgan olduğu dönemde bu sözleri yazabilmesi, ulusalcılığın kişiyi faşist lideri savunmaya savuracağının da trajikomik örneği.

TKP 2005 sonrası dönemde "yurtsever cephe" çalışmasıyla, "Türkiye'nin emperyalizm tarafından bölünüp parçalanma saldırısı altında olduğu, bu saldırıya karşı mücadele merkezi görevi" tespitiyle ulusalcılığını çok kaba biçimde ortaya koymuştu.

Bölünmeden sonra sosyalizm lafazanlığıyla saflarını korumaya çalıştı. Fakat ulusalcı bazı özelliklerini titizlikle korudu.

Kürt ulusal özgürlük mücadelesine karşıtlığını terk etmedi. Rojava devrimine saldırılara ve işgalci savaşlara ilişkin kayıtsızlığında, "Çöktürme Planı"nın soykırımcı ve tasfiyeci saldırılarına ilişkin tavırsız kalmada bu niteliklerini yansıttı.

TKP bu haldeyken şimdi Sol Parti ve EMEP'le birlikte "Üçüncü Cephe'yi Halk İttifakıyla" kuruyor!

Emekçi sol adına ittifak faşizme karşı mücadele açısından çok zorunlu olduğu halde, yıllardır bu ittifaktan kaçan TKP oldu. Açık ki şimdi ittifaka hızla ihtiyaç duyuyorsa seçim yaklaştığı içindir.

Seçimde faşizmden ve birleşik burjuva muhalefetten bağımsız, sol blokla ortaya çıkıp etki bırakmak ve sonrasında öngördüğü iktidar değişiminin ehven-i şer baskı ortamında kolayca gelişme imkanı varsayarak bunu değerlendirmek... TKP'nin hesapladığı bu. Burjuvaziden bağımsız sol bir blok etrafında işçi sınıfı ve emekçilerin mücadeleci gücünü geliştirmek değil.

TKP, ulusalcı generallerin etkili döneminde benzer hesapla hareket etmiş, ulusalcılık yapmış, komünist adını bu hesaba bağlı olarak almıştı.

Kemal Okuyan, "Üçlü İttifak'ın HDP'siz olması gerektiğini" vurguluyor. Vurguladığımız gibi TKP, sosyal şoven ve Kürt ulusal özgürlük mücadelesine karşı görüşlere sahip.

Öyle ki, uzun yıllar Türkiye'nin bölünüp parçalanmak planlarıyla karşı karşı olduğu paranoyasını savunmuş bir parti.

Sosyalizm mücadelesinin merkezi görevinin bu planlara karşı mücadele olması gerektiğini kongre kararları haline getirmiş, emekçi solu bu yönde etkilemeye çalışmış bir parti. Dahası Kemal Okuyan, eğer ABD düşürmeye kalkışırsa Erdoğan'ı savunacaklarını yazabilmiş biri.

Erdoğan faşizminin en saldırgan olduğu dönemde bu sözleri yazabilmesi, ulusalcılığın kişiyi faşist lideri savunmaya savuracağının da trajikomik örneği.

Tabii ki TKP, HDP'yle bu nedenle ittifaka karşı. Okuyan bu gerçeği örtmek için, HDP'nin devlet başkanlığı seçiminde burjuva muhalefet adayını destekleme hatasını kullanıyor. Sol göstererek sosyal şoven sağcılığını örtmüş oluyor.

HDP'yle hiçbir zaman ittifaka girmediğini ve vekillik için bu faydacılığı yapmayacaklarını da Okuyan ekliyor.

1995'de Kürt hareketiyle seçim ittifakına girdiklerini ve Aydemir Güler'i de aday gösterdiklerini bilmediğimizi sanıyor.

O tarihten sonra, ulusalcı generallerin etkili olması ortamında TKP ulusalcılaştığı için HDP'yle mücadele ittifakına da, seçim ittifakına da karşı çıktı.

Hataları ne olursa olsun, Kürt özgürlük hareketi; ezilen sömürge ulusun halkçı karakterdeki hareketi olarak faşizme karşı en dirençli ve kahramanca mücadeleyi yürütüyor.

Erdoğan faşizmi TKP'nin memnuniyetle tespit ettiği toplumun ezici çoğunluğu düzeyinde ideolojik tahkimat sağlayamadıysa Kürt hareketini ezemediği için bu sonucu alamadı.

"Faso fiso" diye karaladığı bu antifaşist mücadele sayesinde TKP bugün hala faaliyet yürütebiliyor.

Bugün de Erdoğan faşizmini yenilgiye uğratmak için, kitlesel direnişi yükseltmek için emekçi sol ve Kürt hareketinin birleşik mücadelesi güncel merkezi görevdir.

Bu hedefle Birleşik Mücadele Güçleri'nin ve HDP'nin emekçi sol hareketle birleşik mücadele geliştirmeleri, bloku genişletmeleri, faşizmi yenilgiye uğratmada ve burjuva muhalefetin hegemonyasına karşı bağımsız-halkçı odak oluşturmada tutulması gereken yoldur.

TKP, üçüncü dünya devletçisi ulusalcılığıyla bu antifaşist ittifakı engelleme çabası olarak "Üçlü İttifakı" araçsallaştırıyor.

Buna karşı emekçi sol ve Kürt hareketinin mücadele birliğinde ısrar etmek gerekir.