8 Ağustos 2022 Pazartesi

Ziya Ulusoy yazdı | Savaşa onay bölgeyi yakıyor

Erdoğan-Akar çetesi, Zap'ta yenilgi üzerine yenilgi almaktan kurtulamıyor. Şengal'i, Zaxo'yu, Rojava'nın değişik yerlerini bombalayarak içerde faşist iktidarını sürdürmenin aracı yapıyor.

Dışarda savaş kundakçılığını kudurganlığa vardırınca, devletlerin karşıdevrimci birliği de çözülmeye başlıyor. Irak yönetimi ve muhalefetinin destekten protestoya geçmesi, Barzani hanedanlığının dil ucuyla da olsa hamisi Erdoğan'ın katliamı gerçekleştirdiğini söylemek zorunda kalması, yeni bir konjonktüre geçişin işareti.

Erdoğan faşizminin 20 Temmuz'da Zaxo'da sivil halkı bombalayarak katletmesi, yeni bir dönemin işareti. Aynı zamanda binlerce sözden daha bir musibet olarak yeni bir konjonktüre geçişin uyarıcısı olabilir, olmalı.

Erdoğan faşizmi Zaxo'da sivil Irak halkından içinde 1 yaşındaki çocuğun da bulunduğu 9 sivili öldürmesi en az 23'ünü yaralaması, bilinçli işlenen bir katliam. İsrailvari, mafyavari bir savaş suçu.

Irak burjuva partileri arasında iktidar çekişmesinin yaşandığı bir zamanda İran yanlısı Şii partilere ve İran mollalarına tehdit.

İran'ın Astana görüşmesinde Kuzey Suriye'ye yeni bir işgale onay vermemesine tehdit.

Erdoğan diktatörlüğü bir gün sonra da Rojava'nın Amude kentinde SİHA ile bir arabayı vurdu. Tabii ki Rojava ve Kuzey Suriye'de, medya Savunma Alanları'nda işgalci savaşın ve binlerce saldırının devamı olarak.

Fakat hepsinden önemlisi de içerde ve dışarda kirli işgalci savaşa karşı çıkılmadıkça, savaş alevlerinin yalnızca Kürt hareketini değil, Kürt halkının değişik kesimlerini, bölge halklarını da vuracağının acılı bir örneği.

Erdoğan-Bahçeli-Akar çetesinin elinde NATO'nun 2. büyük ordusu, savaş uçakları, füzeleri, tank ve topları ile SİHA'ları var. 100 bini aşkın politik islamcı savaş çetesini kullanıyor.

İçerde 'Çöktürme Planı'ndan başlayarak kirli-kanlı savaşı, bölgede her yıl tekrarladığı Medya Savunma Alanları'na Nisan'dan bu yana kimyasal silahları çok yoğun kullandığı savaşı sürdürüyor.

Rojava ve Kuzey Suriye'de işgali sürdürmekle kalmıyor. Minbic ve Tel Rıfat'tan başlayarak genişletmek, Fırat'ın doğusunda daha derinlere inmek istiyor. 11 bin IŞİD çetesini hapisten kurtarıp emrinde savaştırmayı planlıyor.

Erdoğan faşizmi, bölge karşıdevriminin mızrak ucu. Ama Erdoğan'a bu savaş saldırılarında, ABD'den, Rusya'ya, İran'dan Irak yönetimine devletler destek verdi. Olmasaydı savaşı sürdüremez daha baştan yenilirdi. Zaxo katliamının gerçekleştirildiği Güney Kürdistan'ı yöneten Barzani hanedanı, Irak'ta Kazımi yönetimi, Pençe-Kilit kimyasal savaşını desteklediler. Savaş kudurganını desteklersen daha fazla canavarlaşır, Şengal'den Zaxo'ya halkı bombalar.

Dahası Kerkük-Musul'u alma hayalini gerçekleştirmeye de çalışır.

Ülke içinde de burjuva muhalefet Millet İttifakı savaş tezkerelerine oy verdi. Pençe-kilit savaşını da Rojava işgallerini de destekledi. Erdoğan bundan cesaret alarak daha fazla savaşla bölgeyi yaktığı gibi büyük devlet şovenizmini şahlandırarak iktidarını korumanın aracı da yapıyor.

Erdoğan-Akar çetesi, Pençe-Kilit savaşında yoğun kimyasal kullandığı halde Zap'ta yenilgi üzerine yenilgi almaktan kurtulamıyor. Bu kez Rojava'da işgali genişleterek durumu kurtarmaya çalışıyor. Onay alamayınca Şengal'i, Zaxo'yu, Rojava'nın değişik yerlerini bombalayarak içerde faşist iktidarını sürdürmenin aracı yapıyor. Çünkü ekonomik kriz ve yoksullaştırmadan kitle desteği zayıfladıkça, bunu onaracak araçlardan yoksun.

Fakat dışarda savaş kundakçılığını kudurganlığa vardırınca, devletlerin karşıdevrimci birliği de çözülmeye başlıyor. Irak yönetimi ve muhalefetinin destekten protestoya geçmesi, Barzani hanedanlığının dil ucuyla da olsa hamisi Erdoğan'ın katliamı gerçekleştirdiğini söylemek zorunda kalması, yeni bir konjonktüre geçişin işareti.

Bölge devletlerinin ve NATO'nun, Kürdistan devrimini Erdoğan'ın işgalci savaşlarıyla boğmasına karşı, yeni Zaxolar, yeni Efrînler, Şengaller yaşanmaması için, içerde faşizmin kanlı ve yasaklı saltanatının sürmemesi için, Erdoğan faşizminin savaş kudurganlığına karşı birlikte mücadele zorunludur.

Türkiye halkları ve işçileri de bölge halkları ve demokratik güçleri de birlikte mücadeleyle Erdoğan faşizminin savaş suçlarına karşı daha çok harekete geçmeli.

Savaşa karşı barışı, faşizm ve despotik diktatörlüklere karşı halklara özgürlüğü getirecek tek yol bu mücadeledir.