6 Aralık 2021 Pazartesi

Ziya Ulusoy yazdı | Ehven-i şerciliğe diktatör çarpabilir

Erdoğan faşizminin düşme eğimine girmesine asıl yol açan, burjuva muhalefet ve emperyalistler değil, başta Kürt özgürlük hareketi olmak üzere, devrimci hareketin ve kitle mücadelesinin oluşturduğu direniş oldu. Direnişi işçi sınıfı ve halklarımız lehine sonuçla birleştirmenin biricik yolu, şimdi kitlesel eylemler boyutunu örmek ve geliştirmek; mücadeleyi halkçı devrimci iktidar hedefine bağlamaktır. Bu başarıldığı ölçüde, faşizmin yenilgisini getirecek. Kötünün iyisi oyunu da bozulacak, işçi sınıfı ve halkların özgürlüğünün ve kurtuluşunun yolu açılacak...

Faşizme karşı olan genişçe halk kesimleri, Erdoğan faşizminden birleşik burjuva muhalefet Millet İttifakı'nın seçim kazanması yoluyla kurtulma beklentisi içinde.

EHVEN-İ ŞER BİR BEKLENTİ
Erdoğan faşizmi tabii ki kitle desteğini hızla yitiriyor. Bu, sermaye oligarşisinde ve emperyalistlerde, yeni bir manevraya yol açıyor.

TÜSİAD'ın sesini eleştirel hale getirmesi, ABD emperyalistlerinin çelişkili olduğu konular gündeme gelince diktatöre değer vermediğini hissettirmesi, manevranın işaretleri.

TÜSİAD ve emperyalistler, Erdoğan faşizmine karşı, halk kitlelerinin biriken öfkesinin, devrimci alternatife yönelmesini engellemek için parlamenter restorasyon manevrasının sahipleri.

Antifaşist kitlelerdeki "seçimle değiştirme beklentisi" henüz diktatörün doğrudan Millet İttifakı'na saldırısına çarpmış değil.

Fakat diktatör, paralı uşağı Mehmet Barlas'a "CHP kapatılabilir" lafını söyletip kamuoyunun nabzını yoklayınca "ne oluyoruz" şaşkınlığına yol açtı.

TARİHTEN DERS ALMAK
Kolaycı yolla, kötünün iyisine destek yoluyla faşizmden kurtuluş beklentisi, her seferinde değişik burjuva alternatiflerin kazanımına yol açtı.

Bu, burjuvazinin halk hoşnutsuzluğunu kendi hakimiyetinin değişik kliklerinin iktidar trampleni yapma politikasının kazanımı. Kaybedeni ise işçi sınıfı ve halklar.

12 Eylül askeri faşizminden ehven-i şercilikle kurtuluş beklentisi, rejimin bakanı Özal'ı başa getirdi. Demirelli, İnönülü, Çillerli burjuva iktidarları dönemlerine yol açtı.

Bu iktidarlar, Kürdistan'da kirli savaşın ve Türkiye'de faşist baskıların bizzat uygulayıcıları oldular.

Kürt özgürlük mücadelesine karşı kirli savaşı yoğunlaştırdıkça, Türkiye kentlerinde de devrimci ve halk hareketlerine karşı da kaybetme, zindan, siyasi suikastlar, işkence silahlarını yoğun olarak kullandılar.

Sivas, Gazi ve hapishane katliamlarını yaşattılar.

Daha önemlisi de, Kürt düşmanlığını yükselterek Türk halkı arasında şovenist kitle desteği tahkimatı yaptılar.

Sonuç bu kez de Refah-MHP-Ecevit'in yükselişi oldu.

Kürt özgürlük mücadelesi bu dönemler boyunca yenilgiye uğratılamayınca, güçlendirilen şovenizm ve politik islamcılık bu partileri yükseltti.

Kürt düşmanlığına dayanarak yükselen Ecevit, MHP'yle birlikte devrimci harekete en ağır katliamı gerçekleştirmekle övündükten sonra silindi.

Kapitalizmin kriziyle birleşen siyasi tükeniş koşullarında, bu kez RP'den doğan AKP, MÜSİAD'ın örgütlü gücü olarak ve TÜSİAD ile ABD emperyalizminin desteğinde, iktidara getirildi.

AB'ye giriş sürecinin, burjuva demokrasisine değişim sürecinin hükümeti olarak sivriltildi.

AKP, bu kez kendisini burjuvazi ve emperyalistlere vazgeçilmez olarak dayatmakla kalmadı.

Erdoğan, Kürt özgürlük hareketini ve devrimci hareketi tamamen ezmek üzere İslamcı-Türkçü faşist rejimi inşa etti.

Vahşet ve barbarlıkla, kirli ve işgalci savaşlarla çok kan döktü. Fakat direnişi ezemeyince, kitle desteği çözülmeye başladı.

KAPİTALİZMİN KRİZİ BU ÇÖZÜLMEYİ HIZLANDIRIYOR
Burjuvazi ve emperyalistler bu kez yine manevrayla parlamenter restorasyon alternatifini parlatıyorlar.

Erdoğan faşizminin niyeti, Millet İttifakı'na da saldırarak, iktidarını korumak.

Bunu yapabilmesi burjuva ve emperyalist kampla ilişkisine ve Rojava'da işgalci savaşı genişletebilmesine bağlı.

Bu olasılığın basit belirtisi bile, seçimle faşizmden kurtulma beklentisindekileri şaşırtmaya yetiyor.

Çünkü Erdoğan faşizminin düşme eğimine girmesine asıl yol açan, burjuva muhalefet ve emperyalistler değil, başta Kürt özgürlük hareketi olmak üzere, devrimci hareketin ve kitle mücadelesinin oluşturduğu direniş oldu.

Direnişi işçi sınıfı ve halklarımız lehine sonuçla birleştirmenin biricik yolu, şimdi kitlesel eylemler boyutunu örmek ve geliştirmek; mücadeleyi halkçı devrimci iktidar hedefine bağlamaktır.

Bu başarıldığı ölçüde, faşizmin yenilgisini getirecek. Kötünün iyisi oyunu da bozulacak, işçi sınıfı ve halkların özgürlüğünün ve kurtuluşunun yolu açılacak...