14 Haziran 2024 Cuma

Yerel seçimlerde devrimci politika

Devrimci sosyalistler, DEM Parti'nin, ezilenlerin en geniş birleşik mücadele cephesi olduğu gerçeğine yaslanarak politik pratiğine yön verecektir. DEM Parti'nin örgütlü bulunduğu her yerde kendi adaylarıyla seçime girmesi tasfiyeci ablukanın dağıtılması ve üçüncü cephenin siyasal merkezi olarak etkinleşmesi için muazzam bir olanaktır. Bu taktik planı layıkıyla uygulamak, içinden geçtiğimiz sürece en güçlü yanıt olacaktır.

Politik islamcı faşist şeflik rejiminin tesis edilmesiyle birlikte Türkiye ve K. Kürdistan'daki verili siyasetin yapısı ve kuralları esaslı biçimde değişti. Yeni bir burjuva siyaset düzeneğinin inşa edildiğini görmemiz ve kabul etmemiz gerekiyor. Faşist şeflik rejimi kendi siyasal mimarisine uygun bir burjuva siyaset düzeneğini kurumsallaştırmaya devam ediyor. Her burjuva genel ve yerel seçimi, bu sürecin bir merhalesi ve yeni siyasal düzenin yerleşmesinin adımı oluyor. İşbirlikçi Türk egemen sınıflarının iki blokuna dayalı bir burjuva siyaset mekaniğini hedefleyen faşist şeflik rejimi, ezilenlerin örgütlü siyasal cephelerini bu yeni konvansiyonel siyaset alanının dışına sürmeye çalışıyor. Özellikle bu siyasal alandan Kürt demokratik siyasetini tasfiye etmek için tüm araç ve imkanlarını kullanıyor. Henüz tümüyle oturmayan bu yeni faşist siyaset düzeneğinde, ezilenler için siyaset yapmanın tek seçeneği olarak iki burjuva bloktan birine iltihak veya yedeklenme "siyaseti" kurgulanıp dayatılıyor. Dolayısıyla, iki koldan sürdürülüp boyutlandırılan açık bir ideo-politik tasfiyecilik konsepti ve burjuva hegemonya stratejisi yürütülüyor.

Olguyu bütün yalınlığıyla şöyle koyabiliriz. Politik islamcı faşist şeflik rejimi ezilenlerin üçüncü cephe olarak varlığını ve bağımsız siyaset üretme kudretini faşist düzenin bekası için temel tehdit olarak görüyor. Yeni siyaset düzeneğiyle tam da ezilenlerin bu aşağıdan düzeni sarsan ve krize sokan devrimci-demokratik siyasetini her yönü ve mevzisiyle tasfiye etmeyi amaçlıyor. HDP'nin 7 Haziran seçim zaferinin ardından başlatılan ezilenlerin üçüncü cephe siyasetinin tasfiyesi, günümüzde de derinleştirilerek sürdürülüyor.

2016'da HDP vekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılarak parlamentodan atılması ve ardından derdest edilerek zindanlara tıkılması, bu ideolojik-siyasal tasfiye stratejisinin kapsamlı başlangıç saldırısıydı. Bugün TİP'li seçilmiş halk temsilcisi olan Can Atalay'ın vekilliğinin faşist saray rejimi tarafından düşürülmesi kesintisizce süren tasfiye saldırılarının sadece son halkasıdır ve yankıladığı mesaj açıktır. Halklarımızın antifaşist siyasal iradesi ve örgütlü varlığı faşist şeflik rejimi ve kurulu düzen için bir varlık-yokluk sorunu olarak görülmeye devam ediyor. Ezilenlerin üçüncü cephesinin TBMM ve Kürdistan'daki belediyelerde, diğer siyaset mevzilerinden sistematik faşist terörle tasfiye edilmesi dizginsiz saldırıları bu somut ve yalın gerçeği anlatıyor.

Öte yandan, iki egemen sınıf blokunun aksına bağlanan burjuva genel ve yerel seçimler, çok özgün bir biçimde bu tasfiyeci konseptin pratikleştirilmesini sağlıyor. 2019 yerel seçimlerinden bu yana ezilenlerin üçüncü cephesi ve bir bütün olarak emekçi sol hareket, bu yeni siyaset düzeneğinin tasfiyeci ablukasıyla mücadele ediyor. İkili burjuva blokun ideo-politik hegemonya baskısının çapraz ateşi altında siyaset yürütüyor. Her genel ve yerel seçim uğrağında emekçi sol hareketimizin karşısına bu siyasal mücadele koşulları yeniden dikiliyor. Bu durum, tüm emekçi sol hareketin politik pozisyon alışını şu veya bu düzeyde etkiliyor.

Özellikle burjuva seçim süreçlerine ve dönemlerine sıkıştırılan parlamentarist siyaset konsepti ve görüş açısı, emekçi sol hareketimizin tutarlı ve devrimci bir antifaşist mücadele perspektifini bozuyor. Parlamentarizm yoluyla faşizmin tasfiye edilmesi görüş açısı, emekçi sol hareketimizin ana bölüklerini tutarlı ve militan mücadele yolundan alıkoyuyor. Emekçi sol hareketimizi siyaseten kötürümleştiriyor.

Son genel ve yerel dört seçim periyodunun siyasal tablosu bize emekçi sol hareketimizin kendisine dayatılan yeni siyaset düzeneğini ve tasfiyeci ablukayı kıramadığını söylüyor. Dahası, emekçi sol hareketimizin burjuva düzen muhalefeti blokuna çeşitli biçimlerde yedeklendiğini gösteriyor. Tüm siyasal analiz ve veriler ezilenlerin üçüncü cephesinin ve emekçi sol hareketin siyasal tasfiyeciliğe sürüklenme haline işaret ediyor. Ne yazık ki bu tasfiyeci hal bugün de sürüyor. Burjuva muhalefetten medet umma ve ittifaklaşma arayışları, 2024 yerel seçimlerinin girişinde de bir siyasal tasfiyecilik biçimi olarak karşımıza çıkıyor. 2023 genel seçimlerinin her bakımdan kaybettiren sonuçlarından gereken siyasal derslerin yeterince çıkarılamadığını gösteriyor. 2023 genel seçimlerinde burjuva muhalefet blokuna yedeklenmenin tüm parlamentarist ve düzen içi argümanları değişik emekçi sol hareket bölükleri tarafından bu kez 2024 yerel seçimlerine uyarlanarak serdediliyor. Yerel seçim konjonktürünün başladığı bir uğrakta yine aynı burjuva siyaset panayırı kuruluyor.

Bir kez daha kurulan bu burjuva siyaset panayırını ve demokrasi soytarılıklarını bertaraf etmek özel bir önem kazanıyor. Politik islamcı faşist şeflik rejiminin koşullarını belirlediği bu yerel seçim gerçeğini doğru kavramak ve ezilenlere doğru anlatmak gerekiyor. Politik islamcı faşist şeflik rejimi halklarımıza ekonomik ve politik terör uygulamayı sürdürüyor. Yoksullaşma krizi derinleşiyor. Milyonlar açlıkla sınanıyor. Sömürgeci savaş siyaseti bütün kıyıcılığıyla devam ediyor. Tasfiyeci kuşatma saldırıları yoğunlaşıyor. Faşist şef hiçbir kural ve yasa tanımıyor. Halklarımızın iradesini faşist terörle çiğneyebiliyor. Halkın seçilmiş temsilcilerinin yetkilerini elinden zorla alabiliyor. Bu bağlamda 2024 yerel seçimi de antifaşist siyasal mücadelenin özel bir uğrağı olarak karakter kazanıyor. Bu seçim sürecini de halklarımızın antifaşist devrimci ihtiyaçları temelinde politik mücadelenin konusu olarak değerlendirmek ve faşist şeflik rejimine karşı ezilenlerin mücadelesinin bir yükselme basamağı haline getirmek dönemin kavranacak halkasıdır.

Bu verili koşullar içinde devrimci sosyalistler 2024 yerel seçimlerini, çok yönlü siyasal görevleri olan yeni bir politik mücadele süreci olarak kavramalıdır. 2024 yerel seçimlerinde de birçok ittifak, güç birliği, işbirliği vb. çalışmalar ideolojik-politik temel ilke ve tutumlar çerçevesinden ele alınacaktır. 2019 yerel seçimleri ve Mayıs 2023 genel seçimlerinde olduğu gibi sadece "Erdoğan veya AKP-MHP" karşıtlığı üzerinden kurulan popülist-ilkesiz, ezilenleri kapitalist düzene yedekleyen yaklaşımlara karşı ideo-politik mücadele kesintisizce sürdürülecektir. Emekçi sol hareketin kendi varlığını inkar anlamına gelen burjuva muhalefeti destekleme tavrını eleştiri ve teşhir menzilinde tutacaktır. Devrimci sosyalistler herhangi bir büyükşehir belediyesinde CHP adaylarına oy vermeme taktiğini sürdürecek, burjuva başkan adaylarına oy vermeme çağrısını politik teşhir ve devrimci propagandayla iç içe yürütecektir.

Devrimci sosyalistler, DEM Parti'nin, ezilenlerin en geniş birleşik mücadele cephesi olduğu gerçeğine yaslanarak politik pratiğine yön verecektir. DEM Parti'nin örgütlü bulunduğu her yerde kendi adaylarıyla seçime girmesi tasfiyeci ablukanın dağıtılması ve üçüncü cephenin siyasal merkezi olarak etkinleşmesi için muazzam bir olanaktır. Bu taktik planı layıkıyla uygulamak içinden geçtiğimiz sürece en güçlü yanıt olacaktır. Bu kapsamda devrimci sosyalistler DEM Parti'nin seçimlere girdiği her şehir-ilçede aktif biçimde çalışmalara katılacak, birleşik mücadelenin mevzi kazanımlarını örgütleyecektir. Aynı zamanda, politik ve örgütsel yerelleşmenin imkanlarını yoklayacak ve en nitelikli biçimde değerlendirecektir.

Kürdistan'da gerçekleştirilen ön seçimler bu yerel seçimlerin önemli ve ayırıcı bir girişi ve politik hazırlık eylemidir. İlk kez yapılıyor olmasının yarattığı kimi sorunlara rağmen Kürt halkının adaylarını kendi iradesiyle ortaya çıkarması ve adeta "demokrasi şöleni"ne dönüşen ön seçimler ezilenlerin politik özneleşmesi bakımdan oldukça anlamlı ve işlevlidir. Bu halk inisiyatifi ve özneleşmesi faşist sömürgeciliğe karşı mücadelenin büyütülmesinde bir birleşme ve kaynaşma zemini olacaktır. Devrimci sosyalistler, kayyum saldırılarıyla el konulan belediyelerin, yeniden kazanılması ve korunması mücadelesinde aktif bir özne olarak kendini ortaya koyacaktır. Tam bir siyasal seferberlikle ve sosyalist yurtsever çizgiyi sömürgeciliğe karşı bayraklaştıran enerji ve ataklıkla seçim faaliyetini omuzlayacaktır.

Devrimci sosyalistler, işçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin ve halkların üçüncü cephesinin geliştirilmesini, büyütülmesini faşizme, sömürgeciliğe ve erkek egemenliğine karşı mücadelesini temel görev olarak kavrayıp yaratıcı biçimde pratikleştirme yolunda yürüyecektir. Bu kapsamda, emekçi sol hareketin çeşitli partilerinin ittifak arayışlarını ilkeleri çerçevesinde ve antifaşist mücadelenin devrimci-demokratik ihtiyaçlarına bağlı ele alacaktır. Emekçi sol hareketin devrimci ve tutarlı demokrat adaylarını özenle ve dikkatle izleyecek, yerel ittifaklaşmanın ve devrimci dayanışma zemininde ele alacak ve antifaşist mücadelenin mevzi kazanımları görüş açısıyla ilişkilenecektir. Dönemin tasfiyeci kuşatmasını yarmayı hedefleyen antifaşist birleşik mücadele zemin ve olanaklarını derleyip değerlendirecek siyasal mücadele ölçüleriyle hareket edecektir. Emekçi sol adaylar için ise genel geçer destekleme pratiği içine girmeyecektir. Sosyal şoven karakterli hiçbir aday önerisine ve ittifak oluşumuna destek vermeyecektir.

Devrimci sosyalistler antifaşist, antikapitalist, antisömürgeci, cins özgürlükçü ilkeler ışığında yerel seçim çalışmalarını yürütecek, doğaya ve kentlere yönelik suçları teşhir edecektir. Kentlerimizin sermayenin rant ve kar kapısına dönüştürülmesine karşı, ezilenlerin yararına, katılımcı, iklim dostu, engelsiz kentleri kurma perspektifiyle mücadeleyi yürütecektir.

*İşçi Sınıfı ve Ezilenlerin Sesi ATILIM gazetesinin 02 Şubat tarihli 153. sayı başyazısı.